Muhalefete topyekûn kuşatma; Sosyal medyaya sansür ve yasak tekrar Meclis'e geliyor

Geçen nisan ayında AKP tarafından 'Koronavürüs Önlemleri' adı altında hazırlanan torba yasada sosyal ve dijital medya platformları ile sosyal ağ sağlayıcılarına yönelik yapılmak istenen kısıtlayıcı düzenlemeler, gelen tepkiler üzerine geri çekilmesine karşılık, şimdi haziran ayında Meclis açılır açılmaz yeniden gündeme getiriliyor.

Bir yandan siyasi partiler yasası ve seçim yasası değişiklikleriyle muhalefeti ve özellikle yeni kurulan partileri engelleme girişimi başlatan AKP+MHP, diğer yandan da muhalefetin sesini duyurabildiği alternatif sosyal medya mecraları; YouTube, Twitter, Facebook, Instagram, Whatsapp vb sosyal ağ sağlayıcıların faaliyetlerine, denetim, kontrol, kısıtlama ve yasak getirmek üzere, yeniden harekete geçti.

Muhalefete karşı söylemlerini sertleştirmeye başlayan iktidar ittifakı, bu konuda da kendi içinde görev paylaşımı yapmış görünüyor. Anamuhalefet partisi CHP ile HDP’yi kendi hedefine alan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP’den kopan Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi (GP) ve Ali Babacan’ın Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) ile MHP’den kopanların Meral Akşener liderliğinde kurduğu İYİ Parti’yi de (İYİP) Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’ye ve Devlet Bahçeli’ye bıraktı.

Çeşitli illerde CHP yöneticilerine, il-ilçe-gençlik kolları başkan ve üyelerine yönelik olarak art arda açılan davalar, suç duyuruları, gözaltı ve tutuklama uygulamaları hızla artıyor. Son olarak 27 Mayıs’ta İzmir’de 5 CHP’li hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatları tarafından yapılan suç duyuruları üzerine gerçekleşen gözaltılar da buna eklendi. 
Yedi yıl önce Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde yapılan sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek savcılıklara iletilen suç duyuruları sonrasında CHP’liler teker teker savcılığa ifade vermeye çağrılırken, bazıları da polis tarafından gözaltına alındı.

CHP’yi kriminalize etme ve sindirmeye yönelik girişimler hız kazanırken, MHP sözcüleri de Davutoğlu, Babacan ve Akşener’e karşı birkaç koldan sert tehdit ve hakaretler içeren açıklamaların dozunu artırmaya başladı. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu MHP’nin kurucu lideri Alpaslan Türkeş’in 9 Işık ilkelerinden birisinin de Ahlâkçılık olduğunu hatırlatarak MHP sözcülerinin açıklamalarının içeriğinde “+18” ifadelerin yer aldığını, 15 yaşındaki oğlunun bu sözleri görmesinden utandığını söyledi. DEVA Partisi’nden yapılan resmi yazılı açıklamada ise tamamıyla hakaret ve küfür içeren MHP açıklamaları “ciddiye alınmadığı için yanıt vermeye değer görülmediği” duyuruldu.

Erdoğan’ın sahalara ineceğini ve yurt gezisine çıkacağını açıklamasından sonra erken-baskın seçim tartışmaları yanında, siyasetin yeniden meydanlarda sert tartışma ve gerilim sürecine girmesi bekleniyor. AKP ve MHP’nin, Türkiye’de siyasi hayatın en temel geleneklerinden birisi olan partiler arası bayramlaşma konusunda Ramazan Bayramı’nda izledikleri tutum da bunu gösterdi. AKP HDP’nin yanı sıra GP ve DEVA’nın da aralarında yer aldığı çok sayıda partiyle bayramlaşma yapmadı. MHP de HDP, İYİP’i dışlayarak sadece 4 partiyle bayramlaştı. CHP ise TBMM içinde ve dışındaki 11 parti ile bayramlaşma gerçekleştirdi. 

İktidar İttifakı, diğer partileri ve muhalefeti yok sayma, muhalefeti tümüyle kuşatma tutumunu sürdüreceğinin işaretlerini meclise getirmeyi planladığı yasa teklifleriyle de veriyor. Bu doğrultuda, Haziran ayında açılacak meclis gündemine, muhalefeti kısıtlayacak, önünü kesecek yasa değişikliklerinin art arda getirilmesi hazırlıklarına hız verildi.

Bunlardan birisi de MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk tarafından hazırlanan, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'da yapılması istenen değişiklikler. 

Mayıs ayında TBMM Başkanlığı’na iletilen bu teklifin bir benzeri de Cumhurbaşkanının talimatıyla AKP tarafından hazırlanıyor. Her iki teklifin meclis komisyonunda birleştirilmesi ve genel kurulda AKP+MHP oylarıyla yasalaştırılması bekleniyor.

MHP’li Öztürk’ün değişiklik teklifine göre, Türkiye'den günlük erişimi 500 binden fazla olan, yurt içi veya yurt dışı merkezli sosyal ağ sağlayıcılarına, Türkiye'de temsilcilik açma, en az bir temsilci görevlendirme zorunluluğu getiriliyor. Sosyal ağ sağlayıcıları, Türkiye'de açılan temsilciliklerinde görevlendirilen kişilerin bilgilerini, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) bildirecek.

Türkiye temsilciliğinde görevlendirdiği kişi veya kişilerin bilgilerini BTK’ya 20 gün içinde bildirmeyen sosyal ağ sağlayıcısının, Türkiye'deki internet trafiği bant genişliğinin yarı yarıya daraltılması için BTK tarafından işlem başlatılacak. Bu işlemden sonra bildirimini 20 gün daha geciktiren sosyal ağ sağlayıcısının internet trafiği tamamen durdurulacak ve Türkiye’den giriş yapılamayacak.

MHP’li Öztürk’ün teklifindeki en çarpıcı değişiklik önerisi ise sosyal ağlara giriş ve kullanım için sosyal ağ sağlayıcılarının kullanıcılardan Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını (TCKN) talep etmelerinin mecburi olması. Sosyal ağ sağlayıcıları TCKN bilgilerini Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında korumakla yükümlü olacak. 

Ayrıca sosyal ağ sağlayıcıları Türkiye’de verdikleri hizmet esnasında TCKN ile eşleşmeyen hiçbir hesabı bünyesinde bulundurmayacak, aktif olmasına izin vermeyecek. Teklifte böylece sahte hesapların önleneceği savunuluyor. Düzenleme yasalaştığında, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren TCKN ile eşleşmeyen tüm hesaplar kapatılacak. Bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcılarına 500 bin liradan 5 milyon liraya kadar idari para cezası uygulanacak.

Bilişim uzmanı Füsun Sarp Nebil, bu değişiklik yasalaştığı takdirde Türkiye’den sosyal ağlara giriş yapan tüm kullanıcıların TCKN’lerinin ve kişisel verilerinin, çoğu ABD merkezli ve kökenli sosyal ağ sağlayıcılarına, internet, sosyal medya ve dijital yayın platformu şirketlerine teslim edilmiş olacağını ifade ediyor.   

Diğer yandan AKP’de de aynı konuda yapılan hazırlık doğrultusunda, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurtdışı kaynaklı Facebook, Twitter, Instagram, YouTube vb. sosyal ağlara ilişkin düzenleme yeniden gündeme alındı. Söz konusu çalışmanın önümüzdeki hafta TBMM Başkanlığına yasa teklifi olarak iletilmesi bekleniyor.

AKP tarafından hazırlanan değişiklik teklifinin gerekçesinde, “Bu sosyal ağlar üzerinden yapılan paylaşımlarda terör örgütü propagandası, uyuşturucu ticareti yapıldığı, hakaret ve uygunsuz paylaşımlarda bulunulduğu, dolayısıyla hukuki yolların izlenebilmesi için Türkiye’de yasal bir muhatap ya da temsilciliğinin bulunmasının şart olduğu” kaydediliyor.

AKP’nin meclise getirmeye hazırlandığı değişiklik teklifi daha önce tepkiler üzerine Torba Yasa’dan son anda çıkartılan düzenlemeyle hemen hemen aynı. Buna göre, yasa çıktıktan sonra 30 gün içinde temsilci belirleme ve BTK’ya bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcısının internet trafiği bant genişliği, sulh ceza hâkimliğinin vereceği kararla yüzde 50 daraltılacak. Mahkeme kararından sonra 30 gün içinde hâlâ temsilci atamayan sosyal ağ sağlayıcısının internet trafiği bant genişliğinin yüzde 95 oranında daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurulacak.

Sosyal ağ sağlayıcıları, içeriklere yönelik olarak kişiler tarafından yapılacak başvurulara en geç 72 saat içinde cevap vermekle yükümlü olacak. Yükümlülüklerini yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcılarına en az 100 bin TL’den başlamak üzere 5 milyon liraya kadar idari para cezası uygulanacak. 

İktidarın kontrolündeki medyada yer bulamayan muhalefet partileri ve yeni kurulan partilerin liderleri ağırlıkla sosyal medyadan, YouTube veya diğer kanallardan yayın yapan medya platformları üzerinden halka ulaşabiliyor. O yüzden de bir yandan siyasi partiler, seçim yasası, TBMM İç Tüzüğü ve milletvekillerinin dokunulmazlıkları konusunda değişikliklere giderek muhalefeti meclis içinde ve dışında etkisizleştirmek istiyor.

İktidar ittifakı, diğer yandan da muhalefetin sesini duyurabildiği yegâne alanlardan birisi olan internet medyası ve sosyal medyayı kontrolüne alarak bu mecrayı da muhalefete kapatmayı, sosyal ağ kullanıcılarını TCKN üzerinden tespit edip baskılamayı, giderek başka hiçbir sesin duyulmadığı bir siyasi atmosfer oluşturmayı hedefliyor. 

Muhtemelen tüm bu hedeflerini hayata geçirdikten sonra da bir baskın erken seçimle iktidarını beş yıl daha garantilemeyi planlıyor. 
 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.