Army of the Dead ve zombilerin vazgeçilemez yükselişi

Sinematik'te bu hafta Selim Eyüboğlu, Caner Fidaner ve Ali Abaday Netflix'in yeni filmi, Zack Syner'ın yönettiği Army of the Dead ile zombi filmleri ve kıyamet konusunu ele aldı.

Programın başında Ali Abaday yayının spoilerlı olacağını, ayrıca sadece Army of the Dead’i değil konuşacakları diğer filmlerde de spoiler verebileceklerini söyledi. Ardından da kısaca Army of the Dead’i anlattı.

“Area 51’den bir kargo çıkıyor ve yolda kargoyu taşıyan konvoy trafik kazası geçirince taşıdıkları konteyner açılıyor. İçinden bir zombi çıkıyor ve Las Vegas’a gidiyor. Bir süre sonra zombilerin bütün Las Vegas’ı sardığı, bunun yanında bir grup paralı askerin buradan henüz dönüşmemiş insanları çıkardığını görüyoruz. Bir zaman sonra bir iş insanı bu gruplardan birine gelerek, ‘Otelin kumarhanesinde 300 milyon dolar var. Sigortadan parayı aldım ama o parayı alırsak 50 milyon doları sizin’ diye bir anlaşma sunuyor. Ardından da macera başlıyor.”

Caner Fidaner ise filmin biraz uzun olduğunu ancak teknolojik desteklerle iyi bir seyirlik çıkardığını belirtti. Yapımın Las Vegas’ta geçmesinin bir taraftan da farklı bir mesaj verdiğini, Las Vegas’ın bir taraftan insanları zombileştirdiğini ima ettiğini söyledi.

“Bir gruba büyük bir patron gelerek bir iş teklif ediyor ancak altta bir de baba kız hikayesi var. Yani psikolojik katman da güzel oturtulmuş. Ayrıca rekabetle ilgili ihanetler var. Bir noktada twist oluyor. Ayrıca karantina kampı var, orası bana mülteci kamplarını çağrıştırdı. Sonuçta kahramanlı veya ekipli filmlerde sırayla karakterler ölür. Sonunda bir başarı elde edilse de bu sınırlı bir başarıdır. Finalde bir çeşit yalnızlık görülür. Bu film de bu tarzda. Heyecanlı bir film olmuş.”

Selim Eyüboğlu ise Army of the Dead’in aynı zamanda bir soygun filmi olduğunu belirterek söze başladı. Bir yanı ile Ocean’s 11’e benzediğini söyledi.

“Amerikan soygun filmlerinde asla yoksulların paralarını almazsınız. Bu ya Nazi altınlarıdır ya da kumardan kazanılmış veya aşırı zenginlerin parasıdır. Çalsanız da sizi ahlaki bir ikileme sokmaz. Ayrıca western boyutu da hep var. The Good, The Bad and The Ugly bunun en tipik örneğidir, soygun, para açısından. Bu filmde ise ilginç bir karamsarlık var. Las Vegas ile zombi, ikisi de ölümü temsil ediyorlar. Filmde para da kazanılmıyor. Sadece baba ve kız barışır gibi oluyorlar. Tek hayatta kalan o oluyor.”

Eyüboğlu filmin sonunun daha da karamsar olduğunu belirtip, siyahi karakterin zombiler tarafından ısırıldığını belirtti.

Ali Abaday bunun devam filmi için yapıldığını ve çekilecek olursa devamın New Mexico’da geçeceğini söyledi.

Selim Eyüboğlu ise koronavirüsten bildiğimiz gibi bir kişinin kaçmasının bütün dünyaya yayılacağı durumunu yarattığını ve burada da bir zombinin kaçtığını ifade etti. Ali Abaday ise bu durumun iZombie dizisine benzediğini, orada da zombilerin sadece Seattle şehrinde olduğunu hatırlattı.

Selim Eyüboğlu daha sonra sinema tarihindeki zombi filmlerine örnekler vererek, George A. Romero'nun Night of the Living Dead yapımının tür açısından önemini anlattı. Programın ilerleyen bölümlerinde Caner Fidaner Amerikalı olmayan üç zombi filmini belirtti. Ali Abaday ise Türkiye’de çekilen Ada: Zombilerin Düğünü filminin izlenmesini tavsiye etti.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.