Bir gece ansızın…

- Efendim yeni haber var… Bir gece ansızın gelebilirler!
- İstihbarat raporu mu? Bana dosyayı getirin.
- Hayır efendim. Kendileri açıkladılar… Televizyondan.
- Ne zaman gelecekleri belli mi?
- Hayır, onu söylemiyorlar. “Ansızın” diyorlar. Zaten kesin değil. “Gelebiliriz” diyorlar. Geliriz demiyorlar.
- Değerlendirmeniz yanlış olabilir. “Bir gece ansızın” diye gidecekleri yer, ülkelerinin diğer tarafında. 
- Hayır efendim, güvenlik uzmanlarımız tehdidin bize yönelik olduğunu değerlendiriyorlar. 
- O sonuca nasıl ulaşmışlar?
- Açıklama tam olarak şöyle: “Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz, vakti saati geldiğinde gereğini yaparız; bir gece ansızın gelebiliriz.”
- Yani?
- Yani araştırdık. Gece vakti ansızın gidebilecekleri diğer yerlerde “ada” yok. Bahsettikleri biziz. 
- Endişeye gerek yok, rüyalarında görürler.

***
- Efendim aramızda casus var!
- ?
- "Benim bu anlattıklarım bir rüya değil. Eğer bir gece ansızın gelebiliriz diyorsak, ne dedim; vakti saati geldiğinde(...) bir gece ansızın gelebiliriz" dediler.
- Bunun casusla ne alakası var?
- Son toplantımızda “Endişeye gerek yok, rüyalarında görürler” demiştik ya
- Ee?
- İşte ona cevap veriyorlar. Bunu başka yerde konuşmamıştık. Belki aramızda köstebek var, belki ortam dinlemesi yaptılar. 
- Eyvah! Endişelenmemize gerek varmış. Alçak sesle konuş. Gelsinler; uyumayız, bekleriz.
- Onu da öngörmüşler efendim... Öleceklermiş!
- ??
- Yani sevinçten öleceklermiş...Yani öyle diyorlar.
- Televizyondan mı diyorlar?
- Hayır… Yani evet. Ama çok önceden.
- ?? 
- Planlarını şarkıyla kamufle edip radyolardan, televizyonlardan yayınlamışlar.
- Niye öleceklermiş?
- Orasını anlayamadık efendim. Zaten niye geleceklerini de anlayamadık. Niye ansızın ve niye bir gece… oraları da net değil.
- Konu üzerinde çalışın. Bana çözümle gelin.

***
- Birkaç strateji geliştirdik efendim. Tam anladıkları dilden.
- ??
- Yani biz de şarkıyla karşılık vereceğiz. Şarkı Türkçe. Yani anladıkları dil.
- ??
- “Rüyalar gerçek olsa/ Seni her gün görürdüm.”
- Çok iyi! Ah ah ah… Çok iyi! Hemen radyo ve televizyonlardan yayınlayın.
- Ama bir sorun var… Şarkı “O incecik beline sarılarak yürürdüm,” diye devam ediyor.  
- Sorun nedir?
- Belleri incecik değil ki, hepsi göbekli. Nasıl sarılacağız?
- Rüyada da mı? Yani rüyada da mı sarılmak sorun?
- Aa… Evet efendim. Rüyada mümkün.
- Ha bir de neydi o… Sahilde bekliyordu ya… Nasıldı o?
- Ada sahillerinde…?
- Evet o. “Ada sahillerinde bekliyorum/ Her zaman yollarını gözlüyorum,” Onu da çalın.

***
- Çok masraf yaptık. Bütün sahilleri ses sistemleriyle donattık. Gelmezlerse harcamalarımız boşa gider. 
- Gitmez efendim… ona göre hazırlık yaptık.
- ?
- Yani gelmezlerse, çalacağımız parçaları da belirledik.
- Dur sen söyleme ben bileceğim. Hani Azeri bir parça vardı… O, değil mi?
- Bildiniz efendim. “Biz bu sonbaharda buluşacaktık,” 
- “Bahar geldi geçti sen gelmez oldun…” Hah ha ha!
- “Demiştin, kapına gelirim diye /Kulağım kapıda, ses vermez oldun” Ha ha…
- Kapıda tıkırtı var. Bizim casus olmasın sakın?
-?!
- Hah ha ha… Nasıl yedin ama! 
- ?!
- Tamam ciddi olalım. Memleket meselesi konuşuyoruz. Şaka yapmanın sırası değil.
- Ama efendim şakayı biz başlatmadık.
- Neyse. Başka şarkılar da bulun. Ne kadar bulursak o kadar iyi.

***
- “Seni soranlara ne diyeceğim?”
- ??
- Yani efendim, biri diğerine “Bir gece ansızın gelebilirim,” demiş. Diğeri de çok sevinmiş. Sağda solda hep “Gelecek, gelecek!” deyip dolaşıyormuş. O biri de gelmeyince, diğeri hayal kırıklığına uğramış. “Seni soranlara ne diyeceğim?” diye sorması ondan. 
- Ah ah ah… buna cevap veremezler.
- Verirler efendim.
-??
- “Bir buluttu geçti dersin/ Acı acı gülümsersin.
 

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.