Türkiye ekonomisi yurttaşı ‘hayattan soğuttu’...

Türkiye’de ekonomik kriz Covid-19 salgınıyla beraber oldukça zorlayıcı bir hal aldı; yoksulluk derinleşti, iflaslar arttı. Hemen her gün bir esnafın veya mikrofon uzatılan bir yurttaşın isyanı sosyal medyada gündem oluyor. 

Türkiye’de ekonomik kriz giderek derinleşirken, enflasyon da katlanıyor. Yıllık enflasyon son 23 ayın rekorunu kırarak yüzde 17,14’e yükseldi. Türkiye halkı dünyanın en yüksek enfeksiyonlarından biriyle mücadele ediyor. Enflasyonda en tepe noktanın henüz görülmediği belirtiliyor. 

Ancak TÜİK'in açıkladığı enflasyon verilerinin gerçeği yansıtmadığı, gerçekte enflasyon oranının daha yüksek olduğu ifade ediliyor.

Nisan ayı zam şampiyonu domates olurken, fiyatlardaki artış yurttaşın cebini yakıyor… 

Devletin, halkın cebini düşünen politikalar geliştirememesine ilişkin son örnek, 17 günlük kapanma sürecinde bir kez daha gözler önüne serildi.  

İlan edilen 17 günlük tam kapanma ile semt pazarlarına yasak gelmesi, ürününü bu pazarlarda satan çiftçilerin zarar etmesine neden oldu ve birçok çiftçi mahsullerini çöpe atmak zorunda kaldı. 

Gelen tepkilere dayanamayan İçişleri Bakanlığı ‘pazar yerlerine’ ilişkin yeni bir genelge yayınlayarak  “8 ve 15 Mayıs 2021 tarihlerine denk gelen Cumartesi günleri 10.00-17.00 saatleri arasında sadece yaş sebze/meyve ile fide satışı yapan pazar yerleri açık olacak” dedi. 

Ancak bu genelge derne ne kadar derman olur bilinmez. Zira tüketicinin hali, üreticinin hali kadar kötü bir gidişatta. 

Yol TV’ye konuşan bir yurttaşın söyledikleri durumu özetler nitelikte:

“Yaşam umudu diye bir şey kalmadı, bunu  resmen tükettiler. Benim bayramda hiç param yok. Beni boş sayanlara benim oyum boş. Çalışmak istiyorum, işe ihtiyacım var ama beni hor görüyorlar. Ben insan değil miyim, benim yaşam hakkım yok mu? Eğer yoksa beni bu ülkeden sürsünler. Annemin emekli maaşı var, ben annemin yanında kalıyorum. İnsanın boğazından yemek geçmiyor, o yemek geçerken ben bin defa ölüyorum. Hani bir limana sığınırsınız ya, o limanda batan bir gemi olur ya işte ben de öyleyim. 47 yaşındayım beni hayattan soğuttular…” 

Türk-İş'in Nisan 2021 yılı açlık ve yoksulluk sınırı araştırma sonuçları ise şöyle: Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.767,15 TL. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 9.013,53 TL. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3.336,10 TL oldu.

Bu rakamlar yukarıda konuşan yurttaşın dediği batan geminin yükleri ve görünen o ki iktidar giderek yoksullaşan halk ile ‘aynı gemide’ değil. 

Çünkü ihtiyaç sahiplerine başvurularının sonucunda ödenen 1000 liralık yardıma yalnızca 100 liralık bir zam yapıldı. 

O 100 TL ile neler alınır veya neler alınamaz. Örneğin yurttaşın zarar gören ruh sağlığı düzelebilir mi? Ipsos'un Dünya Ekonomik Forumu (WEF) için global çapta yaptığı araştırmada Türkiye'de katılımcıların yüzde 61'i ‘pandemi döneminde akıl ve ruh sağlığımı kaybettim’ diyor. 

Nitekim Birgün’ün haberine göre Psikiyatr Doç Dr Burhanettin Kaya, ülkede intihar hızındaki artışın son 10 yıldır diğer ülkelere göre çok yüksek olduğunu söylüyor. 

Dün İstanbul Fatih'te bir kişi tramvayın önüne atlayıp intihar girişiminde bulundu.

Geçen hafta Urfa 'da beş gün içerisinde dokuz intihar olayı yaşandı.

Geçtiğimiz günlerde bir gün içinde iki esnaf canına kıydı. 

CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu artan intihar vakalarına Meclis’e taşıdı ve  güncel verilere de yer vererek; Türkiye’deki vahim tabloyu rakamlarla anlattı:

  • 8 milyon dolayında hane sosyal yardımlar ile yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.
  • Devletten sosyal yardım alanların sayısı son iki yılda yüzde 102 arttı.
  •  Resmi rakamlara göre resmi işsiz sayımız 4 milyon 5 bindir. 
  • Sadece 2019 yılında 3 bin 406 kişi intihara bağlı olarak yaşamına son verdi. 3 bin 406 kişinin, yüzde 9,4’ü (321 kişi) geçim sıkıntısı nedeniyle intihar etti.
  • 100’ü aşkın müzisyen işsiz olduğu için intihar etti. 

Öte yandan Metropoll’ün ‘Türkiye’nin Nabzı Nisan ayı Araştırması’nın sonuçlarına göre, toplumun yalnızca yüzde 17.7’lik kesim pandemi kaideleri altında rahatça tüm gereksinimlerini karşılayıp geçinebiliyor.

Tüm veriler gösteriyor ki hayatlar, iktidarın şartlar koşarak dağıttığı bin 100 TL’ye sığmıyor ve Türkiye’de yoksulluk kurumsallaşıyor….