Kaş yapayım derken göz çıkarmak bu olsa gerek - Alaattin Aktaş

Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin Fransa'da yabancı yatırımcılara söylediği sözler gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye'de bir sorun ile karşılaşmaları halinde bürokrasiyi alaşağı edeceğini belirten Nebati'ye br eleştiri de Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş'tan geldi.

Nurettin Nebati'nin bugüne kadar yaptığı en vahim konuşmayı yaptığını aktaran Aktaş, konuşmayı alkışlayanların kimler olduğunu merak ettiğini söyledi.

Aktaş ardından Nebati'ye şu soruları yöneltti;

"- Mevzuattan kaynaklanan bir zorluk söz konusuysa o mevzuatı kim yaptı?

- Bürokrasi dayandığı bir mevzuat, dayandığı bir yetki olmadan herhangi bir yatırıma zorluk çıkarabilir mi? Bürokrat böyle davranarak suç işliyorsa gereği yapılır, yok bürokrat bir mevzuata dayanarak öyle hareket ediyorsa, ki öyledir, o zaman bürokrasinin ne suçu var? Mevzuatı değiştirmek de sizin işiniz. Ama bu işlemin adı alaşağı etmek değildir, kavga etmek değildir.

- Siz bakansınız; mevzuata aykırı davranıp suç işleyen bir bürokrat çıkarsa ona karşı işlem yapmak için arkanızda illa Cumhurbaşkanı mı olması gerekir?

- Yabancıya 'Gelin biz her türlü engeli kaldırırız, yatırım yapın' derken bir anlamda 'Bizim için hukuk ikinci planda, ne istersek yaparız' demiş olmadınız mı? Görüntüden anlaşıldığı kadarıyla bir metne bağlı olmadan irticalen konuştunuz. Acaba sonra 'Ben ne dedim' diye hayıflandınız mı ya da etrafınızda 'Sayın Bakan bu sözler pek olmadı' diyebilen biri çıktı mı?"

Bu tür sözlerin baş başa iken söylenebileceğini ancak topluca yapılan bir konuşmada ve basın önündeyken büyük bir hata olduğunu aktaran Aktaş, iki yabancı şirketin anlaşmazlığı halinde çözümün nasıl olacağını ve daha fazla yatırım yapanın mı haklı olacağını sordu.

Hukukun yabancı yatırımcı için ne derece önemli olduğunu anlatmak için Aktaş bir okurunun mektubuna da kçşesinde yer verdi;

“Türkiye’ye niye doğrudan yabancı yatırım yapılmadığının en önemli nedeni bağımsız ve hızlı yargının olmamasıdır. Biz nasıl başka bir ülkede iş yapacakken hukuk güvensiz ise her an ‘Ceketimizi alıp gidebileceğimiz’ işlere bakıyorsak, yabancı da bize öyle bakıyor.

Bir örnek vermek isterim. Yıllar önce boru fabrikası olan bir dostum Orta Asya’daki bir ülkedeki güçlü bir gruptan birlikte iş yapma önerisi aldığını söyledi ve son kez benden de bir inceleme yapmamı istedi. Başkente indim, Türklere vize bile yokken, nedense yeşil pasaportumdan kuşkuya düştüler. Gümrükten çıkmam gecikti, polis sorgusuna kadar uzadı iş. Bunun üstüne oradaki müstakbel ortaklar gelip beni anında dışarı çıkardılar. Bu çok önemliydi; güçlerini görmüş oldum.

Yatırımın yapılacağı ildeki vali ile de buluşma ayarladılar. Araştırmamda üretilecek boruya talep olacağını da gördüm. Yani her şey iyi gibiydi...

Dönüşte görüşümü merak eden arkadaşıma şu soruyu sordum:

‘Diyelim ki yatırımı yaptın; satışlar da çok iyi gidiyor. Ama ortaklarla aran bir nedenle açıldı; onlar orada çok güçlü. Bir gün kapıdaki bekçiye seni içeri sokmamasını söylerlerle ne yapacaksın?’

Arkadaşım yatırımdan o an vazgeçti.

Aynı durum bugün Türkiye’de geçerli. Diyelim çok belirgin bir ithal ürün Türkiye’de yok satıyor. Üreticisini ikna ettik, gelip burada yatırım yaptılar. Biz her şey iyi giderken adamı kapıdan sokmayabilir miyiz ya da bir bahane uydurup hisselerine tedbir veya el koyabilir miyiz?

Böyle bir adımı dünya devi şirketlere karşı yapamazsınız, hemen devlet başkanı düzeyinde devreye girerler. Ama küçük ve orta boyda tüm yabancılar çok kolay hedef olabilir.

Bu gerçeği yabancılar bilmiyor mu; ticaret ataşeleri sürekli bilgilendiriyor onları.

İşte bu yüzden dünyanın teşvikini de verseniz, hukuk sağlıklı işlemiyorsa doğrudan yatırım çekmeniz pek mümkün olmaz.”

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.