'Üç koldan çöküş: Türkiye, tarihte görülmemiş bir milli güvenlik kriziyle yüz yüze' - Haluk Özdalga

“Türkiye’nin içerisinde bulunduğu sitem krizine yeni bir perspektif açıyoruz” diyen Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, deneyimli siyasetçi Haluk Özdalga ile ‘Perspektif’ adlı yeni video podcast serisine başladı.

Perspektif’te, Baydar ve Özdalga, hukuk, ekonomi ve Türkiye dış siyaseti üzerine analiz ve yorumlar yapılacak. 

Türkiye ekonomisi neden ve nasıl iflasın eşiğine geldi? Vatandaş ne kadar yoksullaştı? Hukuk devleti kriterlerine göre Türkiye ne durumda? Yargıya ve adalete olan güven neden yüzde 20’lere geriledi? Dış siyasette Türkiye hangi kriterlerinden vazgeçti? AKP dış siyasette Türkiye’nin milli çıkarlarını koruyor mu? AKP’nin Batı ve Orta Doğulu ülkelerle olan ilişkisi Türkiye’nin çıkarlarını nasıl etkiliyor? 

Tüm bu soruların yanıtını bulabileceğiniz Ahval’in yeni video podcasti Perspektif’te öne çıkan başlıklar şöyle:       

“Ekonomi ve hukuk beraber çöküyor ama bunun bir boyutu daha var. Türkiye çok ağır bir krizden geçiyor ve bunun üç önemli boyutu var. Bunlar şöyle; ekonomi batakta, hukuk devleti çöküyor, dış ilişkiler çıkmazda. Türkiye çok karanlık bir tünelin içinden geçiyor ve yaşadığı bu bunalımın da bu üç başlık altında ele alabiliriz. Bu üç boyutlu bunalım Türkiye için gerçek anlamda bir milli güvenlik tehdidi. Bu denli yoğun bir bunalım ilk defa yaşanıyor.”

“Ekonomik göstergelere baktığınız zaman Türkiye’de yedi yıldır üst üste kişi başına düşen gelir geriliyor. Yani yedi yıldır fakirleşiyoruz. Türkiye’nin son 60 yıllık geçmişinde ve Dünya’da böyle bir fakirleşme yok. 

Türkiye’de 2013 yılında kişi başına düşen gelir 12 bin 500 dolar idi. 2019 yılında ise 9 bin dolara düştü. 6 yılda yüzde 28’lik bir düşüş var. Şimdi 2020 yılının sonuna geldik. IMF’nin açıkladığı kesin olmayan verilere göre 2020 yılında Türkiye’de kişi başına düşen gelir, 7 bin 800 dolar. Cari dolar bazında baktığımız zaman yüzde 40’lık bir düşüş var yani fakirleşme var. Doların satın alma gücünde de her geçen yıl eksilme var. Onu da dikkate aldığınız zaman Türkiye yüzde 43 fakirleşti. Bu kadar fakirleşen başka bir ülke dünyada yok. Daha çarpıcı veriler paylaşayım…” 

“Hukuka geçersek, son zamanlarda bir reform tartışması oldu. AKP iktidarı reform yapmazsa iktidarını kaybedecek ama reform yaparsa da iktidarını kaybedecek. Bunu çok iyi biliyorlar. Dolayısıyla yaptıkları şey şu şimdilik, reform yapıyormuş gibi görünüp yapmamak. Her şey değişiyormuş gibi gösterip hiç bir şeyi göstermemek.  

Ülkelerin hukuk durumunu ölçen kuruluşlar var. Bunlardan biri de ‘Dünya Adalet Endeksi. Bunlar her yıl rapor yayınlıyorlar ve 128 ülke için hukukun üstünlüğü indeksini açıklıyorlar. Bunlar 8 temel ve 44 alt faktör puanlama yapıyorlar. Baktığınız zaman Türkiye’nin durumu felaket, ben kullanacak söz bulamıyorum. O kadar kötü ki, bir kaç örnek vereyim:

Hükümet erkinin yasama organı tarafından denetlenmesi konusu var. Bu başlıkta Türkiye 117. sırada, en kötü 10 ülke arasında. En kötü kriterimiz bu değil ama daha da kötüleri var. Mesela ayrımcılık, kamu hizmetlerinde veya istihdamda insanlar işe alınırken veya mahkemelerde cinsiyet, etnik kökenine, din, mezhep ve cinsel tercihi, ekonomik ve sosyal durumuna göre ayrımcılık yapılıyor mu? Başlığında Türkiye korkunç bir durumda 127. sırada. Bizden daha kötü olan sadece bir ülke var, o da Afganistan. 

Bu kuruluşu hukukçular ve bu alanla ilgilenenler çok iyi bilir. Çok itibarlı bir kuruluştur ve bu kuruluşun verileri birçok devlet ve organizasyon için en güvenilir verilerdir. Rapora biraz daha yakından bakalım…” 

“Dış ilişkilere baktığımızda da benzer bir çözülme var. Türkiye kurulduğundan beri dış politikaya yön veren en önemli ilke her zaman için, milli çıkarlar olmuştur. Bugün o değişti. Bugün Türkiye’nin dış politikasına yön veren, ideolojik saplantılardır. 

Batıya karşı ideolojik bir batı karşıtlığı var. Şöyle…

Ortadoğu ülkeleri ile  Türkiye’nin ilişkileri batıya kıyasla daha da kötü. AKP’nin Ortadoğu siyasetini şekillendiren temel ilke milli çıkarlar değil, İhvancılık olmuş durumda. İhvancılık yapıyorlar. Tek tek ülkelere bakalım…”