Rabia’dan normalleşmeye - Osman Sert

Mısır'da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin darbeyle devrilmesi yüzünden başlayan ve iktidarı ele geçiren Genelkurmay Başkanı Abdülfettah Sisi’nin aleyhine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla Türkiye'nin tüm kurumlarıyla Müslüman Kardeşlerin safında yer almasıyla zirve yapan Türkiye-Mısır krizinde yaşanan son gelişmeler iki ülke arasında tekrar yumuşama dönemine mi geçiliyor sorusunu gündeme getiriyor.

Karar gazetesi yazarı Osman Sert son yazısında Türkiye ile Mısır arasında süren müzakereleri ve bölgesel gelişmeleri ele alıyor.

Osman Sert'in yazısı şöyle:

3 Temmuz 2013’te Mısır’ın demokratik yollardan seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin darbe ile devrilip yerini Genelkurmay Başkanı Abdülfettah Sisi’nin almasından bu yana gergin olan Türkiye-Mısır ilişkilerinde yumuşama dönemi yaşanıyor. Türkiye ile Mısır Dışişleri Bakan Yardımcıları arasındaki görüşmelerin ikincisi Ankara’da dün yapıldı. Karşılıklı diplomatik hamleler sürse de görüşmelerin devam etmesi tek başına anlamlı.

Siyasi düzeyde bakanlar ve belki de devlet başkanları seviyesinde görüşmeler ancak bu tür ön hazırlık çalışmaları ile mümkün hale gelir.

Arap Baharı ile başlayan süreçte Türkiye’nin arasının bozulduğu tek ülke Mısır değildi. Türkiye bu süreçte her olayı tabiri yerinde ise doğrudan kendi içinde gerçekleşiyormuşçasına tecrübe etti. Arap halklarının yaşadığı yarım kalan devrim sürecinin büyüklüğü, insanların sokaklara dökülerek onurlu bir yaşam talep etmelerinin görsel gücü, Türkiye’de o gün itibariyle 10 yıla yaklaşan AK Parti tecrübesinin benzerinin Arap coğrafyasında yaşanma ihtimali beklentisi ve bu dinamizmin harekete geçtiği ülkelerin kültürel kodlar ve coğrafi olarak Türkiye’ye yakınlığı nedeniyle ülke içinde uyanan heyecan anlaşılabilir bir çerçeveye oturuyordu.

Ancak Mısır, gerek Arap dünyasındaki sembolik önemi gerek Müslüman Kardeşler tecrübesinin geldiği nokta gerekse de Suriye öncesinde en kanlı bastırılan devrim hareketi olması sebebiyle ayrı bir anlam taşıyordu. Diğer başkentler arasında en çok Kahire’de yaşananlar Türkiye’de iç siyasetin bir unsuru haline geldi.

Bunun en somut göstergelerinden biri ise 14 Ağustos’ta yüzlerce kişinin Mısır güvenlik güçlerince tüm dünyanın gözü önünde öldürüldüğü Rabia meydanının Türkiye’de miting meydanlarında Erdoğan’ın sembolü haline gelmesi oldu. Öyle ki Arapça dört/dördüncü anlamına gelen Rabia işareti Erdoğan’ın şahsı ile özdeşleşti. Bir süre sonra meydanın adı, işaretin anlamı yerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabiri ile AK Parti’nin sembolüne bıraktı.

Erdoğan 2017’de bir parti toplantısında “Rabia işaretini hâlâ bilmeyenler var. Bizim partimizin de işareti bu. Mahir Bey herhalde bunu yazılı olarak göndereceksiniz. Başka çaresi yok. Şimdi bunun felsefesi de belli. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bunu Kılıçdaroğlu varsın öğrenmesin. Ama biz çok iyi öğreneceğiz, milletimize de anlatacağız” sözleri ile Mısır Arap Baharı’nın sembolünü kendi siyasetinin unsurlarından biri haline getirdiğini ifade ediyordu.

Öyle ki, Erdoğan’ın Rabia işareti yapan elinin heykelcikleri hem Cumhurbaşkanı’nın hem de AK Partililerin masalarını süslemeye başladı.

Bugün ise diğer ülkelerde her yaşananı iç siyasetin bir konusu haline getirmekten ayrı bir uca gelindi. Şimdi de Ankara’da sanki hiçbir şey yaşanmamışçasına, gerilimli olunan ülkelerle ve liderlerle her şeye rağmen ve her koşulda uzlaşma rüzgarları esiyor. Bunun için bir dönem sahip çıkılan muhalif hareketlere mesafe koymak, kıyasıya eleştirilen figürlerin temize çekilmesi olağan bir pratiğe dönüşüyor.

Bir zamanlar miting meydanların konusu olan gerilimlerin hal yoluna konulması kısa Dışişleri Bakanlığı açıklamalarına bırakılmış durumda. Elbette Türkiye’nin diplomatik ilişkilerini karşılıklı çıkar ve ortak gelecek projeksiyonları çerçevesinde geliştirmesi arzu edilen bir gelişme. Burada soru Mısır basınında yer aldığı şekli ile Türkiye’nin ilişkilerdeki samimiyetine ne kadar güvenileceğine gelmiş durumda.

Aynı soru dün arka çıkılan bugün mesafe konulan gruplar açısından da geçerli. Eğer ilişkilerde yaşanan iniş-çıkışlar öngörülebilir ve anlaşılabilir ilkeler çerçevesinde gerçekliyorsa bunu yönetmek de diplomatik manevralar da hem anlamlı hem faydalı olur.

Mısır’daki darbenin hemen ardından yeni yönetim ile temas kurulması önerilerini reddeden Erdoğan, Rize Salarha Tüneli Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmanın sonunda yine elini kaldırarak Rabia işareti ile mitinge katılanlara hitap etti. O sırada Ankara’da bulunan Mısır heyeti dün yapacakları görüşmeye hazırlanıyorlardı.

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.