Aykan Erdemir: Türkiye önlem almazsa Kuzey Kore ve İran’ın olduğu 'kara liste'ye alınabilir

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bünyesinde faaliyet gösteren Fransa’nın başkenti Paris merkezli Mali Eylem Görev Gücü (FATF) Perşembe günü düzenlediği Genel Kurul toplantısında Türkiye’yi Pakistan, Suriye ve Yemen gibi ülkelerin yer aldığı gri listeye dahil etti.

Küresel kara para aklama ve terör finansmanı gözlemcisi FATF, bu kararla NATO üyesi Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İslamcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 19 yıllık iktidarı boyunca terörün finansmanı, yaptırımlardan kaçınma ve kara para aklama için müsamahakâr bir yargı yetkisi sunmaya devam ettiğini bir kez daha ortaya koyuyor. FATF Başkanı Marcus Pleyer, ülkenin kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadeleye yönelik mali operasyonlarında “ciddi sorunların devam ettiği” sözleriyle Türkiye'nin durumunu özetledi.

Konuyla ilgili olarak Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) tarafından kaleme alınan yazıda Türkiye’nin kötü durumdaki ekonomisine gelebilecek yeni bir darbenin altından zor kalkabileceği belirtiliyor. FDD Türkiye Programı Direktörü Aykan Erdemir ve Toby Dershowitz’in hazırladığı yazıda, “Bu yıl şimdiye kadar yüzde 23 değer kaybeden Lira, tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi, enflasyon ise yüzde 20'de. Geçen yıl itibarıyla, Erdoğan hükümetinin mali kötü yönetimi, on yıldan fazla bir süredir Türkiye'nin borç ve hisse senedi piyasalarından en büyük çıkışlara yol açtı ve aynı zamanda Ankara'nın Batı'daki geleneksel ekonomik ortaklarından gelen doğrudan yabancı yatırımı da kuruttu” deniyor.

Yazıda FATF'nin kararından hemen önce, Londra merkezli küresel bir yatırım bankasının baş ekonomistinin, Türkiye'nin şu anda “Küresel Gelişmekte Olan Piyasa MSCI hisse senedi endeksinin sadece yüzde 0,2'sini” oluşturduğu için “küresel yükselen piyasa yatırımcıları için önemsiz” hale geldiğini tweetlediği de belirtiliyor. Dünyanın en büyük endeks sağlayıcısı olan MSCI, geçen yıl Türkiye'yi yükselen piyasa endeksinden çıkararak “sınır” veya “bağımsız” bir pazar olarak yeniden sınıflandırmayı düşündüğü konusunda uyarmıştı.

FATF’ın Türkiye’yi gri listeye almasıyla ilgili olarak Associated Press’te çıkan bir analizde de bir ülkenin gri listeye alınmasının “yatırımcıları ve alacaklıları korkutup ihracata, üretime ve tüketime zarar verebileceği, aynı zamanda küresel bankaları da o ülke ile iş yapmaktan alıkoyabileceği” belirtiliyor.

Eski ABD Hazine Bakanlığı yetkilileri de The Wall Street Journal'a verdikleri demeçte, FATF'nin Türkiye ile ilgili kararının “bankalar ve diğer yabancı yatırımcıların risklerini yeniden değerlendirmek zorunda kaldıkları için muhtemelen ülke dışına para çıkışını teşvik edeceklerini” vurguluyor.

FATF daha önce de, Ankara'nın Türkiye'nin yasal ve düzenleyici çerçevesinde çeşitli değişiklikler yapmasının ardından 2014 yılında Türkiye'yi gri listesinden çıkarmıştı.

Ancak Aralık 2019'da FATF, Ankara'nın “ciddi eksikliklerini” iyileştirmediği takdirde Türkiye'nin bir kez daha gri listeye eklenme riskiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyardı. FATF, Türkiye'nin üye devletlerin analiz ve tavsiyelerini içeren derinlemesine bir emsal incelemesi olan karşılıklı değerlendirme raporunda, “terörizm ve kitle imha silahlarının yayılmasıyla bağlantılı varlıkların dondurulmasına yönelik tedbirlerin iyileştirilmesi ihtiyacının” altını çizdi.

Türkiye’nin 1991’den itibaren dahil olduğu 39 üyeli FATF, 1989 yılında uluslararası finansal sistemin bütünlüğünü savunmak amacıyla kuruldu.

FATF, Ankara'nın bir an önce tamamlaması gereken sekiz “eksikliği” bulunduğunu belirtiyor.
ABD Hazine Bakanlığı açıklamalarında da belirtildiği gibi, Türk hükümetinin cihatçı finansörleri yargılamak yerine onların faaliyetlerine göz yumduğuna işaret edilen yazıda, “Aynı şekilde, federal mahkeme davalarından elde edilen kanıtlar, Erdoğan hükümetinin yaptırımlardan kaçınma da dahil olmak üzere yasa dışı mali faaliyetlerde yalnızca ihmalini değil, aynı zamanda suç ortaklığını da ortaya koymaktadır” deniyor.

2019'dan bu yana, ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrol Ofisi’nin (OFAC), Türkiye merkezli veya Türkiye bağlantılı cihatçı kişi ve kuruluşları hedef alan yedi dizi karar yayınladığına da vurgu yapılan yazıda OFAC'ın 2019 yılının Nisan, Eylül ve Kasım aylarında ve 2021 yılının Ocak, Mayıs, Ağustos ve Eylül aylarında yayınladığı bu kararlar, Washington'un giderek düşmanlaşan bir NATO üyesinin sınırları içinde faaliyet gösteren cihatçı ağlara karşı artan teyakkuzunu gösterdiğinin altı çiziliyor. El Kaide'ye ek olarak, bu yaptırımların İslam Devleti, Hamas, İran İslam Devrim Muhafızları ve Mısırlı Harakat Sawa'd Misr ile bağlantılı yasadışı finans ağlarını hedef aldığına da vurgu yapılan yazıda bu bağlantıların Türkiye'nin “cihatçı otoyolu”na nasıl dönüştüğünü gösterdiğinin altı çiziliyor.

Erdoğan hükümetinin İran ve Venezüella'nın yaptırımlardan kaçınma planlarının kilit bir kolaylaştırıcısı olduğuna da işaret edilen yazıda 2018'de Manhattan federal mahkemesinin Halkbank'ın genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'yı ABD'nin İran'a yönelik ekonomik yaptırımlarını ihlal etmek için milyarlarca dolarlık bir plana katılmaktan 32 ay hapis cezasına çarptırdığı hatırlatılıyor ve Halkbank'ın şu anda dolandırıcılık, kara para aklama ve bu plana katılımıyla ilgili diğer suçlardan federal bir iddianameyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.

Yazıya göre ABD’de açılan iki dava daha Ankara'nın terörün finansmanı sorununa işaret ediyor. Ekim 2020'de, New York Doğu Bölgesi'ndeki bir yargıç, davacıların Türkiye'deki Kuveyt Türk Bankası'na Filistinli grup Hamas'a yardım ve yataklık etmekten önemli bir dava açabileceklerine karar verdi. Ek olarak, İran destekli terörizmin 876 kurbanı, Tahran'ın terör saldırılarına verdiği desteğin mali sonuçlarından kaçınmasına yardım ettiği için New York Güney Bölgesi mahkemesinde Halkbank'a karşı hukuk davası açıyor.

Erdoğan’ın yaptırımları çiğneyenlere karşı davaları örtbas etme ve yaptırımlardan kaçanları rahat randevularla ödüllendirme konusunda sıkıntılı bir geçmişe sahip olduğuna işaret edilen yazıda 2008'den bu yana Erdoğan hükümetinin, kişi ve kuruluşların daha önce açıklanmayan off-shore varlıklarını ülkelerine geri göndermelerine ve herhangi bir yasal inceleme veya vergi cezasına çarptırılmadan yurt içi varlıklarını beyan etmelerine izin veren yedi servet affı ilan ettinin altı çiziliyor.  Haziran 2020'deki son servet affına hazırlık sırasında, Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Başkanı Oya Özarslan’ın Türkiye'nin politikasının kara para aklamayı ve terör finansmanını kolaylaştırarak “kara parayı … sisteme sokma riski oluşturabileceği” konusunda uyardığına da işaret ediliyor.

Erdoğan hükümetine bu hafta bir darbenin de Avrupa Komisyonu‘ndan geldiğina işaret edilen yazıda, Komisyon’un,  Türkiye'nin yolsuzlukla mücadelede ilerleme kaydetmediğini ve uluslararası yükümlülüklerine uygun yolsuzlukla mücadele organları kurmada" başarısız olduğunu ortaya koyduğu da belirtiliyor.

Yazıda, Erdoğan hükümetinin gelen bu eleştiri yağmuruna rağmen, Türkiye'nin ciddi ve büyüyen yasadışı finans sorununun farkında olduğuna dair hiçbir belirti göstermediğinin de altı çiziliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı FATF'a, Türkiye’nin bu kararı "hak etmediğini" söyleyerek yanıt verirken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, Avrupa'yı "terörü finanse etmek ve güçlendirmekle" suçladı. Soylu ayrıcari liste kararının, Ankara'nın LGBT bireylerin “ülkemizin ahlakını bozmasını” durdurmaya yönelik tedbirlerine ve Türkiye'nin IŞİD'e karşı mücadelede Washington'un Suriyeli Kürt liderliğindeki ortaklarına karşı eylemlerine misilleme olduğunu iddia etti.

Yazının sonuç kısmında ise şu görüşlere yer veriliyor:

“Washington, Türkiye merkezli ve Türkiye bağlantılı yasadışı mali aktörleri belirlemeye devam etmeli ve müttefiklerini de bunu yapmaya teşvik etmelidir. ABD makamları, İran, Türkiye ve Venezüella'nın kapsamlı ve birbiriyle bağlantılı yasadışı mali işlemlerini ifşa etmeye yardımcı olabilecek kara para aklama zanlısı Sezgin Baran Korkmaz'ı Avusturya'dan iade etmek için devam eden çabalarını da yoğunlaştırmalıdır.

Kongre ve yönetim, Erdoğan hükümetine, uluslararası finansal sistemin bütünlüğünü korumak için gerekli olan FATF'nin tavsiyelerini tam olarak uygulaması için baskı yapmalıdır. Türkiye yakın gelecekte FATF tavsiyelerini uygulamazsa, Türkiye'yi gri listeden kara listeye almak için yeterli nedeni olacaktır."

 

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.