Soul: Varoluş temalı animasyonlar

Sinematik’te bu hafta En iyi Uzun Animasyon Oscar'ını kazanan Soul filmi üzerinden Selim Eyüboğlu, Caner Fidaner ve Ali Abaday çizgi sinemada varoluş temalı filmleri ve animasyonun hayal dünyasından yeniden gerçekliğe dönüşünü ele aldı. 

Programın başında Ali Abaday, Soul’un kendisinin izlediği animasyonlar içinde oldukça farklı olduğunu söyledi. Öncelikle animasyonda yapılan kimi atıfların küçük çocuklar tarafından anlaşılmasının zor olacağını belirten Abaday şunları söyledi:

“Muhammed Ali’den, Carl Jung’tan, Rahibe Teressa’dan bahsediyor. Bunun dışında ölümle yaşam arasında sıkışmış bir ruhun yeniden hayata dönmek istemesi var ama bir yandan da bugüne kadar çizgi filmlerin anlattığı veya öne çıkardığı pek çok noktaya ters düşüyor. Bugüne kadar animasyonlarda gördüğümüz o içindeki gücü keşfet veya sen hayata bir şeyler başarmak için geldin mesajları yok.”

Abaday, 6 yaşındaki kızının veya 10 ya da 8 yaşındaki arkadaşlarının Soul’u baştan sona kesintisiz izleyemediğini de ifade etti.

Selim Eyüboğlu da Soul’un çoğunlukla beğenildiğini ve bu sebeple kendisinin de beğendiğini söylemesinin biraz klişe kaçacağını ancak buradan başlamak gerektiğini vurguladı. Abaday’ın dediği gibi Soul’un yetişkinler için bir animasyon olduğunu ifade eden Eyüboğlu sözlerine şu şekilde devam etti:

“Ruhsal bir tema üzerinden gidiyor. Ayrıca Amerika’nın o büyük rüyaları gerçekleştirme hayaline karşı. Amerika’da özellikle 1940 ve 50’li yıllardaki müzikallerin temel teması o büyük rüyaları gerçekleştirmekti. Bugün ise her gerçekçi değil. O yüzden insanlar orta bir noktada buluşmalı düşüncesi var. Soul’un New York’u anlatış şekli o kadar gerçekçi ki, ucuz pizza, donut, bir yandan metro bunlar hep yetişkinler için.”

Eyüboğlu bu konuda New York Times gazetesinde çıkan bir yazıda koronavirüs öncesi istenmeyen, kırsala gidelim şehir hayatının ne kadar özlendiği ve insanların ne kadar ihtiyacı olduğunu gösterdiğini yazdığını belirtti.

Caner Fidaner ise Sou’un felsefi katmanı oldukça yoğun bir animasyon olduğunu söyleyerek söze başladı. Kendisinin son 20 dakikada gözlerinin dolduğunu ifade eden Fidaner, “Klişeler yok muydu, vardı. Ayrıca filmdeki hayata dair tartışmalar bana Fellini’nin Sonsuz Sokakları’nı anımsattı. Orada palyaço ile kızın konuşmasında, ‘Yıldızların bir manası olduğuna göre bu çakıl taşının da bir manası olmalı’ deniyordu. Burada da o düşen yaprağın veya 22 denilen ruhun biriktirdiği şeylerin bir anlamı var” dedi.

Kişisel gelişim veya hayat hakkında klasik söylemlerden daha derininin Soul’da bulunduğunu anlatan Fidaner, ayrıca animasyonda kimi sahnelerde aklına Cazın Annesi Ma Rainey’in geldiğini de anlattı.

Programın ilerleyen kısmında Caner Fidaner animasyonların sadece çocuklar için mi yoksa büyüklerin de dahil olacağı bir grup düşünülerek mi yapıldığı sorusunu sordu.

Ali Abaday kendisinin birkaç yıl önce Los Angeles’da Disney fuarına katıldığını ve orada, binden fazla kişinin bir arada iki gece sabahladığını ve çoğunluğunun yetişkinler olduğunu aktardı.

“Çocuğu ile gelmiş kişiler de vardı ancak özellikle Pixar’ın hayranları bulunuyordu. Aradaki atıfları konuşuyorlardı. Mesela Soul’da da ilk pizza yiyeceği sahnede Ratatouille filmindeki farelerden biri görünüyordu. Yani bence animasyonlar artık daha çok yetişkinler düşünülerek yapılıyor.”

Selim Eyüpoğlu sonrasında çizgi filmlerin sinemanın ilk zamanında gerçekçi anlatım içinde farklı bir algı oluşturmaya çalıştığını, son dönemde ise bu farklı, gerçek olmayan yapıdan gerçekçi çizgi filmlere geçildiğini anlattı.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.