Bilişim Hukukçusu Ünsal: Hükümet hoşlanmadığı içeriklere derhal erişim engeli getirmek istiyor

Sosyal medyaya sansürün önünü açacak ve kişisel verilerin güvenliğini tehlikeye atacak olan düzenleme AKP tarafından Meclis’e sunuldu. Sosyal medya platformlarına Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu getiren teklife göre, şirketler buna uymadığı taktirde beş aşamalı yaptırıma maruz kalacak. Ciddi para cezaları ve reklam kesme gibi yaptırımlar karşısında bir sonuç elde edilmezse, sosyal medya platformlarına yönelik erişime bant kısıtlaması uygulanacak.

AKP Hükümeti, “Bizim birinci önceliğimiz asla bu sosyal ağ sağlayıcılarının kapanması değil” şeklinde tasarıyı savunsa da konunun uzmanları aksini düşünüyor. Daha önce Google ve YouTube’da hukuk müşavirliği görevlerinde bulunan bilişim hukukçusu Burçak Ünsal ile yasa tasarısının neler getireceğini konuştuk. Ünsal’a göre teklif edilen düzenleme gerçek suçla mücadeleden, halkın temel haklarını, kişilik haklarını korumaktan ziyade hoşlanılmayan içeriklere derhal ve kesin bir erişim engeli getirebilmeyi amaçlıyor.

Hükümet bu düzenlemeyle ne yapmak istiyor?

Maalesef siyasi bir mesele haline getirilen bu konu aslında halkımızın temel hak ve özgürlüklerini ve ülkemizde suçla mücadeleyi doğrudan etkileyen teknik bir konu, bir teknik hukuk konusudur. 5651 Sayılı Kanun üzerinde yapılan oynamalar yeni değil. Daha önce de değiştirildi, yapılan değişikliklerin bir kısmı Anayasa Mahkemesi’nden döndü. Bugün yapılmak değişikliğin içeriğine ve zamanlamasına, Türkiye’nin internet alanına, ifade özgürlüğüne ve haber alma hürriyetine ilişkin kötü siciline baktığımızda teklif edilen değişikliklerin gerçek suçla mücadeleden, halkın temel haklarını, kişilik haklarını korumaktan ziyade hoşlanılmayan içeriklere derhal ve kesin bir erişim engeli getirebilmeyi amaçladığını söyleyebiliriz.

Yasanın yürürlüğe girmesi durumunda sosyal medya kullanıcılarını neler bekliyor?

Yasaya bu değişiklikler girmeden önce de defalarca halkın haber alma hürriyeti kapsamında olan, kamunun şeffaflığını, hesap verme zorunluluğunu ve sorumluluğunu gerektiren onlarca konuda yayın yasakları getirildi. Google Sites, YouTube, Twitter, Wikipedia kapatıldı, bunlara ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nden aleyhte kararlar çıktı, yüzbinlerce websitesine, onbinlerce içeriğe erişim engellendi.

Erişim engellemeye ilişkin yargılama yolları kapatılmış, bu bir idari karar haline getirilmiş, bu emri verme yetkisi artık Diyanet İşleri Başkanlığı’na, Spor Toto’ya kadar genişletilmiş ve bu kararlara karşı etkin yargı denetimi şüpheli hale getirilmiş.

Bu durumu RTÜK isteğe bağlı yayın yapan kuruluşlara ilişkin yönetmelikle ve yeni 5651 Sayılı Kanun değişiklikleri ile okuyacak olursak bazı yer sağlayıcıların aynı zamanda içerik sağlayıcı statüsüne girerek hürriyeti bağlayıcı cezalarla yerel müdürlerinin muhatap bırakılabileceği, ödenmeyen veya ödenemeyen adli para cezalarının hapse çevrilme ihtimalinin bulunduğu, sert cezalarla ve bu gibi yöntemlerle yer sağlayıcıların derhal erişim engeli getirmesini sağlayacak önlemler alınmaya çalışıldığı sonucuna varabiliriz.

Bu durum da tabii ki gerçek suçla daha etkin mücadele yerine, halkın haber almasında kamu menfaati bulunan içeriğe, bireylerin kendi seçtiği içeriği takip edebilme özgürlüğüne, sanatsal, akademik, politik ifade özgürlüğüne getirilecek daha etkin sınırlamalar anlamına gelebilir.

Türkiye’de çok sayıda kişi güvenlik gereği gerçek kullanıcı adı kullanamıyor. Yeni düzenleme bu kullanıcıları nasıl etkileyecek?

Bu gerçek olmayan isim veya profillerle neler yapıldığı ile ilgili bir konu. Kişi farklı bir profil kullanarak gerçekten suç işlemiyor olabilir, kimisi gerçek ismi ile birçok suç işliyor ama takibe uğramıyor olabilir. Maalesef ülkemizde böyle durumlara rastlanıyor. Bir tek şey gerçek ki VPN kullanımları aratacaktır.

Sosyal medya platformlarına beş aşamalı bir yaptırım öngörülüyor. Ciddi para cezaları ve reklam kesme cezaları gündemde. Bunlara uyulmaması durumunda da bant daraltma uygulanacak. Sosyal medya platformlarının Türkiye’den çekilmesi gibi bir süreç yaşanır mı?

Bu şirketlerin Türkiye’den çok ciddi gelirleri var. Bu gidişatın böyle olacağını hepsi biliyordu veya bilmesi gerekirdi. Bu şirketler de herkes gibi objektif ve iyi hukukçuları takip ediyor ve size yaptığımız bu yorumları biliyorlar. Hatta zamanında bizzat kendilerine de bu yorumları verdik. O şirketler bundan sonra da Türkiye’den elde ettikleri geliri kolay kolay bırakamazlar.

Siz Google ve YouTube’da hukuk müşaviri olarak görev yapmıştınız, bu şirketlerin bu düzenlemeye bakış açısı nasıl olur?

Her iki şirketten de böyle bir kanun değişikliği olduğu için derhal ülkeyi terk etmelerini beklemem. Neticede bunlar şirket ve şirketler kâr elde etmek için var. Bugüne kadar yaşananlar bugün getirilmek istenen değişikliklerden daha az sert veya daha az kötü değildi. Ama kaldılar. Yine kalırlar.

Bunun sonuçları Türkiye’nin hukuk ve demokrasi karnesini nasıl etkileyecek?

Ülkemizin ifade hürriyeti, haber alma hürriyeti, temel hak ve özgürlükler, basın hürriyeti karnesi zaten kötü bir noktada. Hem de gereksiz seviyede kötü bir noktada. Bu değişiklikler ve bu değişikliklerin getirdiği keyfi uygulamalar bunu daha da kötüleştirir.

Önemli olan madem kanunla bu yetki alınıyor, o zaman bunun eleştiriyi, sanatsal ve akademik ifadeyi baskılamak için değil gerçek suçlarla mücadele edilmesi için kullanılmasıdır.

Ülkemizde her reşit vergisini veriyor, her reşit oy veriyor, her reşitin ceza ehliyeti var. Demek ki, herkes her hareketinden sorumlu. Bu reşit vatandaşın ne izleyeceğini, ne düşüneceğini, ne söyleyeceğini nasıl onun yerine birileri vaaz etme yetkisini kendisine bulabiliyor? Bu tutarsızlıktır.

“Sahte hesaplarla ilgili sorumluluk sosyal ağ sağlayıcısının sorumluluğunda olacak” deniyor. Bundan ne anlamalıyız?

Sosyal ağların zaten sahte hesaplara karşı yani botlara karşı bir mücadelesi var. Sahte hesap tanımı da teknik olarak yanlış bir tanım. Kendisini olduğundan farklı göstermek anlamında sahtelik mi, yoksa elektronik bir bot kullanarak bu botlarla siyasi veya ticari algı yaratmak mı kastediliyor. Maalesef sorunlar var. Gerçek mücadele sahte hesapla suç işleyenlere ve botlarla olmalı. Botların da tümden yasaklanması da hem gereksiz hem de uygulanması imkansız bir şey. Örneğin benim tavsiyem botların siyasi propaganda da yasaklanıp, ticari faaliyette bot olduklarının gerçek kullanıcılar tarafından anlaşılabilmesi.

Yasa tasarısına ilişkin Almanya-Türkiye karşılaştırmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence mukayese yapılabilir. Zira dünyada benzer konuları düzenleyen tüm mevzuatlar birbirlerine benzer. Ayrılan tarafları vardır, benzeşir tarafları vardır. Bu değişikliklerin de Almanya’daki sosyal medya platformlarını düzenleyen mevzuat ile benzeşir tarafları var. Ancak maalesef asıl sorun bizim değişiklik tasarısının çok daha kısıtlayıcı, savunma hakkını kısıtlayıcı ve sistemin bütününe bakıldığında cezai sorumluluğu artırarak keyfiliği destekleyici olması.

Bu yasa, itiraz edilmesi durumunda AYM’den döner mi?

Teker teker her hükme bakarak bir fikir vermek hukuken doğru olmaz. 5651’de bugüne kadar yapılan tüm değişiklikler, bunlar girdiğinde kanunun diğer maddelerle olan ilişkisi, RTÜK mevzuatı gibi diğer mevzuatlarla ilişkisi ve he rşeyden önce uygulanması bir bütün olarak değerlendirilmeli.

5651 bir bütün olarak ele alınmalı ve olması gereken standarda getirilmeli. Bu haliyle zaten AİHM kararında belirtildiği, uygulamadaki bozukluklar bakımından da Anayasa Mahkememiz tarafından tespit edildiği gibi sistem zaten Anayasa’ya uygun değil.


© Ahval Türkçe