Solos, kırılganlıklar ve yakın gelecek

Sinematik’in yeni bölümünde Selim Eyüboğlu, Caner Fidaner ve Ali Abaday Amazon’un tek sezonluk dizisi Solos ve yakın geleceği konu alan distopyaları konuştular.

Spoiler verilen programın başında Ali Abaday, dizide Morgan Freeman, Anna Hathaway, Helen Mirren ve Anthony Mackie gibi öneli isimlerin bulunduğunu aktarıp Caner Fidaner ve Selim Eyüboğlu’na diziyi nasıl bulduklarını sordu.

Caner Fidaner, yedi bölümden oluşan ve bölümleri 20 – 30 dakikalık olan dizinin kendisine oldukça ilginç geldiğini belirtti. “Çoğunda bir monolog ve stand-up havası var” diyen Fidaner, her bölümün farklı bir karaktere odaklandığını, farklı bir insani sorunu ele aldığına değindi.  

“Bir tane bölüm izlemek isteyen varsa sadece sonuncu bölümü izlesin. Normalde baştan başlayıp sona gitme adeti vardır ama ben burada Morgan Freeman’ın oynadığı bölümü oldukça beğendim, bir çeşit toparlama var. Düşünsel yapı da sonunda özetlenmiş. Söyleyeceği sözü bu sonuncu bölümde söylüyor gibi geliyor bana.”

Fidaner bir bölüm daha izlemek isteyen olursa, Helen Mirren’in oynadığı Peggy bölümünün de oldukça iyi olduğunu aktardı.

“Oyuncuların başarısına dayanan bir dizi olmuş ancak diğer bir taraftan da şöyle eleştirel bir yorumum olacak; insanları yalnız karakterler olarak ele alıyor ve yakın bir gelecekte geçiyor. Öte yandan insan diğer insanlarla bir olur diye bir düşünceye sahibim ben. Sanki bu dizi onu biraz ihmal etmiş ya da o açıdan bakmamış. Psikolojik katmanın çok ağırlıkta olduğu bir dizi. Fakat, öbür taraftan psikiyatristlerin söylediği, ‘nihai yalnızlık’ diye bir kavram vardır. Burada anlatılan o değil. Nihai yalnızlığı anlatabilmek için insanlığın diğer insanlar içinde yalnız kalan kısmını anlatabilmek gerekir. Burada ‘herkes tek tabancadır’ gibi bir yaklaşım var. İnsanın kolektif tarafına değinmemiş gibi geldi bana.”

Selim Eyüboğlu da diziyi beğendiğini ancak kendisinin de bazı eleştirileri olduğunu ifade etti. Oyuncuların tek başlarına bölümlerde yer almalarının büyük bir risk olduğunu ve bunun göze alındığını aktaran Eyüboğlu, “Bu tamamen 2020 yılı ile alakalı. Zaten Anne Hathaway’ın oynadığı karakter 2020’ye gelmek istiyor. Bunlar bence koronavirüs ile alakalı” dedi.

Yedi oyuncu ve yedi bölümü hatırlamanın biraz zor olduğundan bahseden Selim Eyüboğlu ancak bir bölümde pandemiden bahsedildiğini ve hükümetin insanları evlerinde kalmaya zorladığını aktardı.

“Bu noktadan bakınca bugünün metaforuymuş gibi geldi bana ve batmadı. Bazen hakikaten iyi oyuncu olsalar da sürükleyemiyorlar. Ancak fikir olarak açık olduğum bir format.”

Ali Abaday dizinin bir distopik tarafı olduğunu söyleyerek, “Normalde bilim kurgularda ütopya görürüz ancak Black Mirror’dan başlayarak yakın geleceğe dair olan dizilerde distopya görüyoruz. Bu konu üzerine ne düşünüyorsunuz?” diye sordu.

Selim Eyüboğlu insanlığın giderek distopya dışında bir şey hayal edemeyecek noktaya geldiğini kaydetti.

“İçinde bulunduğumuz duruma bakın. Bütün dünyada popülist liderler, diktatöryel liderler var. Macaristan’ı Trump’ı hatta Türkiye’yi de katarız. Distopyayı yaşıyoruz. Ütopya bize giderek imkansızmış gibi geliyor. Çünkü ütopya biraz masumiyet üzerine kurulu. Biraz da insan doğası üzerine kurulu. Ütopik düşünceleri olan bir lider bir cemaatin başına geçince elindeki yetkileri kullanıyor ve ütopya bir anda tepe taklak oluyor. Ütopyanın aslında var olması, sürdürebilir olması belki de başından imkansız. Distopyanın fonksiyonu ise bugünün insanlarına bir projeksiyon vermekti. Böyle giderse 1984 ya da Açlık Oyunları’nda buluruz kendimizi gibi bir uyarısı vardır.”

Programın ilerleyen bölümlerinde yakın gelecek hayalleri, insanlığın yalnızlığı ve distopya üzerine dizi ile filmlerden örnekler verildi.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.