Sonbaharda erken seçim?

Nisan ayı bütçe gerçekleşme rakamları açıklandığında, bu köşede ek bütçenin kaçınılmaz hale geldiğini yazdım. Her şey apaçık ortadaydı. Olan bitenin farkında olmamakta inat eden iktidardı.

15 Haziran’da mayıs ayı bütçe gerçekleşme verileri açıklandığında, Hazine ve Maliye Bakanı Bakan Nureddin Nebati ‘Bütçe fazla verdi, kamu maliyesinde iyi performans sergileniyor’ dedikten beş gün sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan ek bütçeyi meclise gönderdi. Sadece bu bile ekonomi yönetiminin tel tel döküldüğünün, iktidardaki karmaşa ve kaosun göstergesi.

Yine de TÜİK ve Merkez Bankası’na nazaran Türkiye’nin en eski kurumu Hazine, daha doğru düzgün şekilde verileri yayınlamayı sürdürüyor. Anayasa uyarınca ‘bir yıllık yasa’ olarak çıkartılması zorunlu bütçe yasasında, devletin geliri-gideri kalem kalem yazılmak zorunda olduğu için gizlemek, üstünü örtmek nispeten daha zor. 

Öyle ki, nereye, nasıl ve hangi amaçla harcandığının sorgulanması mümkün olmasa da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullanımına tahsis edilen ‘örtülü ödenek’ hesabını bile bütçedeki ‘gizli hizmet giderleri’ kaleminden izlemek olanaklı. 

Dolayısıyla bütçe yasaları daha TBMM’de görüşülürken, ülkeyi nasıl bir yılın beklediğini öngörmek olanaklı. 2022 bütçe görüşmelerinde bu daha da somut ortada idi. Anayasa uyarınca yılsonundan 75 gün önce TBMM’ye sunulması zorunlu bütçe yasa tasarısı geçen yılın 17 Ekim’inde TBMM’ye geldiğinde Erdoğan’ın talimatıyla Merkez Bankası faiz indirimlerine başlamış, eylül ve ekimde yapılan indirimlerle de döviz kurları ve enflasyon yükselişe geçmişti.

Aralık ayına gelindiğinde bütçenin tümü üzerindeki son görüşmeler yapılırken, dört ayda enflasyon yüzde 19’dan yüzde 30’un üzerine, dolar da 8,70 TL’den 18,50’ye çıkmıştı. Oysa 2022 bütçesinde bu yıl için öngörülen ortalama dolar kuru 9,20 TL idi ve tüm hesaplar, ödenekler, gelir ve gider kalemleri bunun üzerine kurgulanmıştı.

Kurlardaki yükselişi frenlemek için 21 Aralık’ta devreye sokulan Kur Korumalı Mevduat (KKM) için hazinenin yapacağı kur farkı ödemelerine de bütçede ödenek yoktu. Nitekim faiz indirimi inadı aksine tüm faizleri yükseltirken, hazine borçlanma faizi de yüzde 23’ün üzerine çıktı. KKM’de üç aylık ilk hesap vadelerinin dolduğu mart ayından bu yana başlayan kur farkı ödemelerinin tutarı mayıs rakamlarıyla 21,1 milyara yükseldi. Resmi enflasyon yüzde 73’e çıkınca kamu harcamalarına ayrılan ödeneğin yüzde 45’i nisan sonuna kadar harcandı. Diğer kalemlerde de ödeneklerin yarısı dört ayda kullanıldı. Bir anlamda bütçenin içi boşaldı yılın kalanı için para kalmadı.  

Mart ve Nisan ayında toplam 120 milyar TL açık veren ve ödeneklerin yüzde 45’i beş ayda kullanılan 2022 bütçesinin temmuzda yapılacak maaş artışları, enflasyon farkı ödemeleri ve sosyal güvenlik desteklerini karşılayamayacağı anlaşılınca, Erdoğan imzasıyla 880 milyar 475 milyon liralık ek harcama bütçesi meclise gönderildi. 

Ek bütçede 1 trilyon 80 milyar TL tutarında ek vergi artışı ve otomobil, akaryakıt, alkollü içkiler, tütün mamulleri vb. mallardan alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gelirlerinde yüzde 100’e yaklaşan artış öngörülmesi, yeni zamların ve vergilerin işareti. Getirilen ek bütçe teklifindeki tutar, 2022 bütçesinin yüzde 73’ü düzeyinde. Diğer deyişle 6 ay önde meclisten geçirilen bütçedeki tüm hesapların bu oranda saptığını, daha doğrusu ortada doğru düzgün bir hesabın bile olmadığını gösteriyor.

Mart ayından bu yana 21,1 milyar TL kur farkı ödemesi yapılan Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına yapılacak yeni ödemeler için de 40 milyar TL yeni ödenek konulması, dikkat çekici bir çelişki. Aralık ayında başlatılan KKM için o dönemde TBMM’de kabul edilen 2022 bütçesinde ödenek olmadığı ve ödemelerin usulsüz olacağını öne süren muhalefete iktidar kulak asmamıştı. Şimdi ek bütçe ile 40 milyar KKM ödeneği konulması, şu ana kadar ödenen 21,1 milyar TL’nin usulsüz, hukuksuz olduğu, bütçede karşılığı olmayan milyarlarca lira ödemeye yasal kılıf uydurulmaya çalışıldığı  anlamına geliyor. 

Yılbaşında asgari ücrette yapılan yaklaşık yüzde 50 artışın beş ayda yüzde 73’e ulaşan yıllık enflasyon karşısında erimesi yanında ocak-mayıs döneminde yüzde 30’u aşan beş aylık enflasyon 1 Temmuz’daki memur, işçi, emekli aylıklarına da ciddi oranda enflasyon farkı ilavesini zorunlu kılıyor.

Meclis gelen ek bütçedeki ilave ödeneklerin büyük kısmı personel giderlerine ayrıldı. Personel giderleri ve personel sosyal güvenlik giderleri kaleminde yer alan ödenekler yüzde 40,5 oranında artırılıyor. Bu oran 1 Temmuz’da memur ve emekli maaşlarında en az bu düzeyde artış olacağını, enflasyon farkını karşılayacak şekilde ödenek aktarıldığını gösteriyor. Ek bütçe ile Cumhurbaşkanı ödeneğinin de yüzde 20,2 oranında artırılması ve Erdoğan’ın maaşına yüzde 40,1 oranında zam yapılması dikkat çeken bir başka gelişme.  

Ancak günü kurtarmak, maaşları ve iktidar müteahhitlerinin parasını ödeyebilmek için getirilen ek bütçenin de dikiş tutmayacağını, sonbaharda bu kez ‘ek borçlanma yetkisi’ için Erdoğan’ın yeniden meclise başvuracağını söylemek yanlış olmaz. 

KKM ödemeleri için konulan 40 milyarın dışında, artan faiz ödemeleri için de 89 milyar lira ek ödenek ilave edilerek faiz giderleri 240 milyardan 329 milyar liraya çıkartılıyor. Ek bütçeyle, dövize endeksli otoyol, köprü müteahhitlerine garanti ödemeleri için 5,6 milyar, yine iktidar müteahhitlerinin işlettiği Şehir Hastanelerinin garanti ödemeleri için de 4,3 milyar TL daha ilave ödenek konuluyor. 

Ek bütçe ile eş zamanlı olarak, 550 bin kişinin yararlanacağı bedelli askerlik af teklifinin meclis sunulması, ayrıca önümüzdeki günlerde de 1,5 milyon dolayındaki üniversite öğrencisi, doktora ve yüksek lisans öğrencileri için af yasa teklifinin meclise sunularak, bu kişilerin afla üniversitelere dönmelerinin sağlanması hazırlıkları, erken seçim iddialarını yeniden alevlendirdi.

Temmuz ayında memur, emekli, işçi maaşlarına yapılacak yüksek oranlı artışların yanı sıra asgari ücretin de artırılması, af yasalarının peş peşe gündeme gelmesi sonbaharda, en geç ekim ayında seçime gidilmesi olasılığını güçlendiriyor. Erdoğan ve ittifak ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli ısrarla seçimin zamanında yapılacağını söyleseler de mevcut ekonomik iflas tablosunun ek bütçeyle geçiştirilemeyeceği, gelecek yılın haziranına kadar iktidarı ayakta tutamayacağı açıkça görülüyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar