‘Kaftancıoğlu mitingden alınacak’ iddiaları, döviz çekme manevraları

Anamuhalefet cephesinde 21 Mayıs’ta İstanbul’da yapılacak Milletin Sesi mitingi için hummalı hazırlıklar yürütülüyor. Miting meydanında, Yargıtay’ın hapis cezasını onaylamasıyla siyasi yasaklı konuma gelen CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na atfen tasarlanan afişlerden sonradan vazgeçildi. 

Kaftancıoğlu’na destek pankartları meydanda olacak ancak miting tümüyle Kemal Kılıçdaroğlu üzerine kurgulandı. 

Yargıtay kararının açıklandığı gün, il başkanlığı önündeki açık hava toplantısında olay henüz çok sıcak olmasına rağmen Kılıçdaroğlu’nun Kaftancıoğlu’na söz vermediği, sadece desteğini açıkladığı anımsandığında 21 Mayıs’ta da sadece Kılıçdaroğlu’nun konuşması ağırlıklı ihtimal. 

Bu arada mitingin hemen öncesinde Yargıtay kararının işleme konularak savcılığın Kaftancıoğlu hakkında yakalama kararı çıkartarak gözaltına alacağı ya da Kaftancıoğlu’nun cumartesi günü miting meydanından alınması girişiminin planlandığı öne sürülüyor. 

Bunun büyük provokasyon olacağını söylemeye gerek olmasa da ,iktidarın muhalefete yeni bir gözdağı için bu adımı atabileceği iddiası oldukça yaygın.

***

Gelelim, ekonomideki son gelişmelere:

Nisanda 50 milyarı geçen bütçe açığı, 5,5 milyar dolar olan cari açık ve dört ayda 30 milyar doları aşan dış ticaret açığıyla ekonomi, adeta dökülüyor. 

Mart sonu itibarıyla 18 milyar doları aşan cari açıkta, 18,6 milyar dolarlık yılsonu hedefi üç ayda gerçekleşti. 

Dövizde 16 liraya yaklaşan dolar/TL kuruyla, aralıktan bu yana 14,50’de tutulmaya çalışılan kur barajında gedikler açılmaya başladı. Yeni bir kur-döviz krizi selini tutmanın, set çekmenin olanaksızlığı kendisini dayatıyor.   

Cumhurbaşkanı Erdoğan kararıyla Merkez Bankası anonim şirket esas mukavelesinde 13 Mayıs’ta yapılan değişikliğin tam da kur barajının çöküşü öncesinde yürürlüğe konularak, yabancı merkez bankalarının parasına Erdoğan imzalı güvence verilmesini kimlerin istediği sorusuna yanıt aranıyor.

Erdoğan imzalı kararla, Merkez Bankası ‘esas mukavelesine’ bir madde eklenerek, “Banka nezdinde bulunan yabancı ülke merkez bankalarına ait para, alacak, mal, hak ve varlıklar haczedilemez, üzerlerine ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz konulamaz” ifadesi esas mukaveleye yazıldı. 

Cumhurbaşkanı kararıyla verilen bu güvenceyi kimlerin ya da hangi ülkelerin istediğini sorgulayan muhalefet sözcüleri kararın ardında, iktidarın döviz darboğazından çıkabilmek için farklı ülkelerle yapmak istediği swift anlaşması girişimlerine karşı, bazı ülkelerin güvence talep etmeleri ve koşul sürmelerinin yattığını savunuyor.

MB’nin döviz varlıklarının eksiye düşmesinden ötürü swap anlaşması yapılan ya da yapılmak istenen bazı ülke merkez bankalarının, Türkiye’nin içinde bulunduğu döviz darboğazı, eksi rezerv düzeyi, 700’ü aşan ülke kredi risk puanı (CDS) nedeniyle, MB’ye aktaracakları paralarının geri ödenememesi endişesiyle alacaklarını garantilemek için yasal güvence istedikleri, iktidarın da buna boyun eğerek MB ana sözleşmesinde değişikliğe gitmek zorunda kaldığı vurgulanıyor.

Güney Kore Merkez Bankası ile bir yıl önce yapılan swap anlaşmasının bu garanti talebi nedeniyle yürürlüğe girmediği Türkiye’den taahhüt istendiği biliniyor. 

Ancak şimdi başka ülkelerin de iktidardan benzer talepte bulunduğu anlaşılıyor. Türkiye’nin borçlarını ödeyeme ihtimaliyle karşılaşılması durumunda alacaklı yabancı kurumlar, MB’de tutulan paralarına el koyulmaması için Türkiye’den yasa güvencesi istiyorlar. 

Yeni yönetim sistemine geçilmesi ardından yaşanan döviz krizleri, ekonomideki kötüleşmenin hızlanması ve MB rezervlerinin kurlara müdahale amaçlı satılarak eksiye düşmesi nedeniyle, ABD, İngiltere, Japonya merkez bankaları üç yıldır sürdürülen pazarlıklara rağmen, MB ile swap anlaşmasına yanaşmıyor. 

Görevden istifa eden eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak döneminde başlatılan bu müzakerelerden bugüne kadar sonuç alınamadı. 

Özellikle ABD merkez bankası Fed ile 50 milyar dolar, İngiltere merkez bankası BoE ile 30 milyar sterlin düzeyinde olması planlanan swift anlaşmaları hayata geçirilemedi. 

Türkiye yakın döneme kadar Katar, Azerbaycan ve geçen yıl Çin dışında swift anlaşması yapamadı. 

Bu düzenlemenin yapılmasıyla ilgili olasılıklardan birisinin, dünyanın saygın merkez bankalarını swap anlaşmasına ikna etme çabasındaki iktidarın, karşı tarafın böyle bir güvence talebi ve alacaklarının garanti edilmesi koşuluyla karşılaşmasından kaynaklandığı söylenebilir.

Bir başka olasılık, şubatta normalleşme çerçevesinde Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) ziyaret eden Erdoğan’ın ocak ayındaki bu yasa değişikliğini BAE’nin talebi üzerine yapmış olması. 

Yasa değişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra MB ile BAE Merkez Bankası arasında 5 milyar dolarlık swap anlaşması imzalandı. Şimdi de değişiklik MB ana sözleşmesine eklenerek hukuki açıdan güvence daha da güçlendirildi.

Diğer olasılık ise Ukrayna savaşı nedeniyle ABD ve AB’nin yaptırım uyguladığı Rusya’nın talebi olabilir. Yaptırımlarla Rusya Merkez Bankası’nın 600 milyar doları aşan rezervlerinin, ABD ve diğer batılı ülkelerin merkez bankalarında tutulan 390 milyar dolarlık kısmı donduruldu. Bloke edildi. 

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Komiseri Josep Borrell, Rusya’nın dondurulan varlıklarının Ukrayna’nın imarı, inşası ve ihtiyaçları için harcanmasını önerdi.

Ayrıca Rus oligarkların batılı ülke bankalarındaki yaklaşık 100 milyar doları da kısmen bloke edilmiş durumda ya da risk altında. 

Dolayısıyla iktidarın, MB rezervlerini güçlendirmek için, olası el koyma ve blokaja karşı bu güvenceyi vererek Rusya Merkez Bankası’ndan rezervlerinin bir kısmını Türkiye’de tutmasını istemiş olması ihtimalinin göz ardı edilmemesi ekonomi kulislerinde dillendiriliyor. 

SWIFT sisteminden çıkarılarak, uluslararası para transferlerine erişimi kesilen Rusya Merkez Bankası’nın Türkiye ile swap anlaşması yoluyla rezervlerini kullanabilme imkânına kavuşması söz konusu olabilecek. 

Dolayısıyla Türkiye’ye aktarılacak rezervlerin bloke edilemeyeceği, haczedilemeyeceği taahhüdünde bulunularak güvence verilen taraf ülke muhtemelen Rusya olabilir. 

Ayrıca Rus oligarkların blokajdan kaçırabildikleri, dondurulmamış varlıklarını Türkiye’de tutmaları için doğrudan MB üzerinden bu güvence formülü, bu kayıt dışı paraların Türkiye’ye, kamu bankalarına çekilmesini de amaçlıyor. 

Gelecek her dolar için her türlü tavizi vermeye hazır konumdaki iktidarın bu zafiyeti aynı zamanda Türkiye’yi siyasi ve ekonomik istismara açık hale getiriyor.

Suudi Arabistan ziyaretinde verilen Cemal Kaşıkçı davasının düşürülmesi tavizine rağmen bu ülkeyi swap anlaşmasına ikna edemeyen Erdoğan’ın Suudi yönetiminin garanti talebiyle karşılaşmış olması muhtemel. 

Değişikliklerin ardından yeni swap anlaşmalarının yapılacağı ülkeler, muhtemelen Türkiye’den bu güvenceyi talep eden ülkeler olacak ve bu garantiyi isteyenler de büyük ölçüde netleşecek.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.