İktidarın TSK, YSK ve yüksek yargı ‘tahkimatı’ tam yol ileri

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, son bir hafta içinde hemen her yerde ve katıldığı toplantılarda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığı önünde herhangi bir engel olmadığını, 2023 seçiminde aday olacağını ısrarla söylemeye başladı.

Bozdağ’ın bu söyleminin ardında, Erdoğan’ın 2017’de Bahçeli ile yaptıkları anayasa değişikliğinde cumhurbaşkanının görev süresini azami beşer yıllık iki dönem ile sınırlayan madde yatıyor. Anayasadaki düzenleme bir kişinin en fazla iki dönem üst üste cumhurbaşkanlığı yapabileceğini hüküm altına alırken, üçüncü kez ve daha fazla adaylığı ise TBMM’nin erken seçim kararı alması ve cumhurbaşkanının ‘beş yıllık görev süresini tamamlayamaması’ koşuluna bağlıyor.

Dolayısıyla halen ikinci dönem cumhurbaşkanlığı görevini yürüten Erdoğan, TBMM 2023 Haziran’ından önce erken seçim kararı alırsa tekrar aday olabilecek. Bir yandan adaylığını ilan eden ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na da aday olması çağrısı yapan Erdoğan diğer yandan da bu anayasal açmazın farkında olduğu için AKP içinde erken seçim olasılığını tartıştırıyor. 

AKP kulislerinden iktidar medyasına sızdırılan haberlerde, 2023 Haziran yerine seçimin 2023 14 Mayıs’ına çekileceği, böylece TBMM’nin erken seçim kararı almasıyla Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığının hukuken tartışmalı olmaktan çıkarılacağı ifade ediliyor.

Ancak AKP + MHP ittifakının TBMM’den erken seçim kararı çıkartacak sayısal çoğunluğu olmadığı için, bu noktada uzun süredir erken seçim isteyen muhalefetin, Erdoğan ya da Bahçeli’den gelecek böyle bir çağrıya ‘evet’ demek zorunda kalacağı hesap ediliyor. 

Muhalefet cephesinde ise bu yılın sonbaharında yapılacak bir erken seçim ihtimalinin yükseldiği, bu yöndeki bir teklifin destekleneceği dile getirilirken, özellikle ekonomik koşullarda iktidarın 2023 Haziran’ını göremeyeceği öne sürülüyor.  

Buna karşılık 2023 Haziran yerine mayısta yapılacak bir erken seçim çağrısının erken seçim olmaktan ziyade ‘Erdoğan’ın adaylığını hukuken güvenceye’ almak üzere planlandığı anlaşılıyor. 

Muhalefet böyle bir durumda ‘Bunun adı erken seçim değil, Erdoğan’ı seçime sokma planı. O zaman seçim bir ay sonra ve zamanında yapılsın’ diyebilir. Bu durumda da Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı anayasa ve hukuki açıdan tartışmalı hale gelir.

İşte bu yüzden Adalet bakanı Bekir Bozdağ Erdoğan’ın adaylığının önünde engel olmadığını ısrarla yinelemeye başlamış olabilir. Bozdağ’ın iddiası, Erdoğan’ın 2017 anayasa değişikliğinden sonra geçilen yeni sistemde, ‘henüz ilk beş yıllık görev süresinde’ olduğu, 2023’te ikinci kez aday olacağı yönünde. Ancak referanduma götürülen değişiklikte, bir kişinin iki dönem üst üste aday olma hükmünün, değişikliğin kabulünden sonra yapılacak seçimlerle başlayacağına yönelik bir ifade yer almıyor. Aksine üçüncü kez adaylığın ancak TBMM’nin erken seçim kararı alması koşuluna bağlanması, zamanında yapılacak bir seçimde Erdoğan’ın aday olamayacağını teyit ediyor.

Bozdağ’ın Erdoğan’ın adaylığı önünde engel olmadığını savunması, Yüksek Seçim Kurulu’nu (YSK) şimdiden baskı altına almak ve Erdoğan’ın adaylık başvurusunun YSK tarafından anayasa gerekçesiyle reddedilmesi ihtimalini ortadan kaldırma amaçlı. 

Seçime katılacak Cumhurbaşkanı adayları için nihai kararı ve onayı verecek olan YSK. 

YSK’nın kararları kesin ve itiraz yolu kapalı. Nitekim Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) Erdoğan’ın üçüncü kez aday olabilmesi için gerekli hukuki koşullarla ilgili YSK görüşünü soran başvurusunu, 17 Haziran’da ele alan YSK ‘görüş verilmesine gerek olmadığı’ şeklinde cevapladı.

Dolayısıyla YSK, seçim süreci kesinleştiğinde Erdoğan’ın adaylığı konusunda olumlu görüş verip, seçime katılmasını onaylayabilir ve bu karar kesin olduğu için yapılacak itirazlar da reddedilir. 

O nedenle iktidar cephesinin seçim yasası değişikliklerini meclisten geçirdikten sonra yürüttüğü hazırlıklardan birisi de YSK’da görev süresi dolacak olan başkan ve üyelerin görev süresinin uzatılması. 

Hatırlayalım:

2019 yerel seçimleri öncesi, o dönemde başkan olan Sadi Güven ile süresi dolan bazı üyelerin görev sürelerini bir yıl uzatan yasa değişikliği, Trafik kanunu değişikliğine ilişkin torba yasayla meclisten geçirilmişti. 

2017 anayasa referandumunda son anda mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılması kararını alan YSK başkan ve üyeleri, böylece 2019 seçiminde de görev yaptı ve İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminin iptal edilerek yenilenmesi kararına da aynı heyet imza attı.

2018’deki değişiklikle, süresi 2019’da dolan YSK üyelerinin yerine 2020 Ocak ayında, 2022’de süresi dolanların yerine ise 2023 ocak ayında seçim yapılması kararlaştırılmıştı. 

Buna göre, görev süreleri bu yıl dolan YSK Başkanı Muharrem Akkaya ile dört üyenin yerine Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasından seçim yapılması gerekiyor. 

Ancak iktidar, mühürsüz zarf ve İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararlarına imza atan bu YSK heyetinin süresini bir yıl daha uzatmaya, üyelerin yenilenmesini 2024 Ocak ayına ertelemeye hazırlanıyor. 

Seçim yasası değişikliğiyle il/ilçe seçim kurullarında en kıdemli hakim yerine kurayla seçim yapılmasını yasalaştıran iktidar, yapılacak itirazların nihai karar organı YSK’nın da mevcut yapısını muhafaza ederek süreci kontrolünde tutma amacında.

Bunun yanı sıra Yargıtay ve Danıştay’da adli ve idari dava daireleri kurullarının 2022’de süresi dolan başkan ve üyelerin görev süresinin 2026’ya uzatılması yönündeki yasa değişikliği, 6. Yargı Paketine konuluyor. 

Böylece iktidar ittifakı mevcut YSK’nın görev süresini bir yıl uzatarak kendince seçim kazanma planları yaparken, olası iktidar kaybında gündeme gelebilecek soruşturmalar, davalar, yargılamalara karşı da Yargıtay ve Danıştay’da kendi atadığı yargıçların süresini dört yıl uzatarak kendini güvenceye almayı hedefliyor. 

Ayrıca Bedelli Askerlik Affı yasa teklifine yerleştirilen sürprizle, TSK Personel Kanunu’nda değişikliğe gidilerek Genelkurmay Başkanının emeklilik yaş haddi 67’den 72’ye yükseltilirken, görev süresi de beş yıl uzatılıyor. 2017’den bu yana görevde olan ve ağustos ayındaki Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) yaş haddinden emekli olması beklenen Orgeneral Yaşar Güler’in 10 yıla ulaşacak görev süresiyle, TSK’nın mevcut ve gelecek 5-10 yıllık komuta kademesi, Erdoğan kontrolünde siyaseten dizayn ediliyor.

Peş peşe gelen bu hamleler, bir yandan Erdoğan ve AKP’nin iktidarı kaybetme psikolojisiyle yüksek yargıyı, YSK’yı, seçim kurullarını kendi lehine olacak şekilde yapılandırarak seçimi kazanma şansını sonuna kadar zorlayacağını gösteriyor. 

Kendi atadıkları kadroların görev sürelerini uzatıp, yerlerini muhafaza ederek, olası iktidar kaybında yeni yönetimin manevra alanını daraltma planlarının devrede olduğu, sürecin hızlanarak farklı alanlara yayılacağı anlaşılıyor. 

Nihai noktada, Yüksek Yargı, YSK ve TSK’da tahkimatla geleceği de tasarlayıp, olası iktidar değişikliğinde hesap sorulması ihtimaline karşı, kendini güvenceye almanın zemini hazırlanıyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.