Erdoğan’dan yargı destekli siyaset, CHP’den Kaftancıoğlu için hukukla direnme

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında açılan davalarda yerel mahkemenin verdiği, istinaf mahkemesinin onayladığı hapis cezalarının Yargıtay’da kesinleşmesiyle ortaya çıkan siyasi süreci değerlendiren CHP yönetimi, Kaftancıoğlu’nun her koşulda görevde kalmasını, bununla ilgili hukuk yolları ve süreçlerde sonuna kadar direnilmesini, alternatif formüllerin de hazırda tutulmasını benimsedi. Parti Meclisi de (PM) 16 Mayıs’ta ‘olağanüstü’ toplantıya çağrıldı.

2018 Mayıs’ındaki İstanbul il kongresinde başkan seçildikten sonra, o dönemdeki adıyla Başbakanlık Bilgi Edinme Merkezi’ne (BİMER) Kaftancıoğlu’nun 2013, 2014’te paylaştığı bazı tweetlerle ilgili ihbar üzerine, savcılıkça soruşturma başlatıldı.

İstanbul kongresinde Muharrem İnce taraftarlarının Kaftancıoğlu aleyhine yürüttükleri kampanyada gündeme getirdiği sosyal medya paylaşımları, bir anlamda AKP’ye işaret fişeği oldu. Kaftancıoğlu’nun il başkanlığını kazanmasından üç gün sonra, eski paylaşımlarıyla ilgili BİMER’e yapılan ihbar üzerine savcılığın başlattığı soruşturma, 2019 yerel seçimleri CHP tarafından kazanılınca hemen davaya dönüştü.

Türkiye’de yerel mahkemelerde açılan bir davanın ortalama 2-3 yılda, istinaf ve Yargıtay süreçlerinin en az 5-6 yılda sonuçlandığı göz önünde tutulduğunda, Kaftancıoğlu ile ilgili yargı sürecinin tüm aşamalarının toplam üç yılda tamamlanması, yargı adına bir rekor.

Muhalefet sözcüleri, sadece bu tablonun bile açılan davanın ve verilen yargı kararlarının siyasi talimatla hızlandırılmış şekilde yürütüldüğünün kanıtı olduğunu savunuyor.

Yargıtay’ın beş davadan ikisini düşürüp, aralarında Cumhurbaşkanına hakaretin de yer aldığı üç davadan 4 yılı aşan hapis cezasını onaması, kesinleşen hapis cezasının bir yılın üzerinde olması nedeniyle Kaftancıoğlu’nun ‘siyasi yasaklı’ konuma gelmesi, seçim öncesi ana muhalefet partisini, en stratejik il örgütü için ‘ne yapmalı?’ sorusuyla karşı karşıya bıraktı.

Karar sonrası tüm vekillerin İstanbul il başkanlığı önüne gelmesini isteyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu burada yaptığı konuşmada, Kaftancıoğlu’na tam destek vererek ‘Canan bizimdir’ dedi. Ardından 21 Mayıs’ta Bursa’da yapılacak ‘Milletin Sesi’ mitinginin aynı tarihte İstanbul’a alındığını ilan etti. İstanbul İl Başkanlığı’nda ‘olağanüstü MYK’ toplantısı yapan CHP yönetiminin aldığı kararlar, parti sözcüsü Faik Öztrak tarafından açıklandı. Öztrak, Yargıtay’ın ‘Saray’ın istek ve arzuları doğrultusunda karar verdiğini’ öne sürerek, Erdoğan’ı ‘despot’ diye nitelendirdi.

CHP sözcüsü; “Despot, sözde hukukçuları olmadan hukuk devletini katledemez, sözde hakimleri olmadan göstermelik davalarını yürütemez. Bugün ülkemizde yaşanan tam da budur. İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu hakkında verilen karar, hukuk ve adalet diliyle yazılmamıştır. Sarayın kirli, vesayetçi diliyle yazılmıştır” dedi.

Kaftancıoğlu’na hapis ve siyasi yasak kararına altılı masada yer alan siyasi parti liderlerinin yanı sıra, HDP, TKP, sol ve sosyalist partilerden sert tepkiler ve Kaftancıoğlu’na destek mesajları verildi. Yargıtay kararının hukuk dışı ve siyasi olduğu, iktidara karşı mücadelenin sürdürüleceği, geri adım atılmayacağı dile getirildi.

Bursa mitinginin İstanbul’a almasına karşılık, İstanbul Valiliği’nin iktidarın talimatıyla izin konusunda sorun çıkartması ihtimali siyasi kulislerde konuşuluyor. DEVA Partisi’nin düzenleyeceği mitinge, önce izin vererek ‘uygundur’ diyen Gaziantep Valiliği daha sonra mitingin uygun bulunmadığını bildirdi.

Ali Babacan, valiliğin izni iptal etmesine tepki gösterince bu kez Gaziantep valiliği ‘resmi evrakta tahrifat’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulacağını açıkladı. Benzer şekilde Eskişehir valiliği 19-22 Mayıs’ta düzenlenecek Anadolu Fest müzik ve gençlik festivalini ‘asayiş, güvenlik, toplum huzuru’ gerekçesiyle iptal ederken, ilde 15 gün süreyle etkinlik yasağı ilan etti. Adana valiliği de 15 gün süreyle toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması vb. etkinlikleri yasakladı.

Dolayısıyla CHP mitingi için de İstanbul valiliğinin Erdoğan’ın talimatıyla izin vermeme, ilde toplantı ve gösteri yasağı yönünde bir karar alması olası. İktidar ittifakının seçime doğru gerginliği, tansiyonu yükseltme, muhalefetin mitinglerini yasaklayarak görünürlüğünü engelleme doğrultusunda adımlar atması beklenmedik bir şey değil. Bunun da ötesinde Kaftancıoğlu’na hapis ve siyasi yasak kararını başka isimler için de benzer kararların izlemesi, yargı üzerinden muhalefetin kuşatılması daha da hızlanabilir. 

Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde, İstanbul’da aynı zarfta kullanılan dört oydan üçünün geçerli, başkanlık için kullanılan oyların geçersiz sayılması yönünde AKP itirazını kabul ederek başkanlık seçimin tekrarlanmasını kararlaştıran Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) İmamoğlu tepki göstermişti.

13 Haziran’da yenilenen seçimi 800 bini aşan oy farkıyla kazanan İmamoğlu’nun tepkisi ve YSK üyelerine yönelik eleştirileri üzerine, bazı YSK üyelerince İmamoğlu hakkında ‘hakaret’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmuştu.  

İmamoğlu’na açılan davada karar duruşması 1 Haziran’da yapılacak. Savcının geçtiğimiz nisan ayında açıkladığı mütalaasında, 4 yıl 1 ay hapis cezası istediği İmamoğlu hüküm giyerse ve Kaftancıoğlu davasındaki gibi yerel mahkemenin olası mahkûmiyet kararı, istinaf ve Yargıtay tarafından aynı hızla onanırsa, İmamoğlu da belediye başkanlığından düşürülerek ‘siyasi yasaklı’ konuma gelecek.

Gerek 2023 haziran seçiminde cumhurbaşkanlığına olası adaylığı gerekse 2024 martında yapılacak yerel seçimlerde yeniden İstanbul Belediye Başkanlığına aday olamayacak.

Diğer yandan Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) HDP hakkında devam eden kapatma davasında da HDP’nin kapatılması yanında aralarında eş Başkan Pervin Buldan’ın da yer aldığı 400’den fazla HDP’li vekil, parti yöneticisi, il-ilçe başkanı vb. hakkında siyaset yasağı talep ediliyor.  Dolayısıyla Kaftancıoğlu kararı, Erdoğan ve AKP-MHP iktidarının muhalefete karşı önümüzdeki süreçte izleyeceği ‘yargı destekli siyasi stratejinin’ işareti.

CHP yönetimi COVID salgını döneminde çıkartılan infaz yasası uyarınca, Mart 2020’den önceki suçlamalara, davalara ve mahkumiyetlere yönelik, ‘cezaevine girmeksizin adli kontrol ve denetimli serbestlik’ çerçevesinde hapis yatmayacak Kaftancıoğlu’nun il başkanlığına devamını planlıyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu durumda CHP yönetiminden ‘siyasi yasaklı olduğu’ gerekçesiyle Kaftancıoğlu’nun görevden alınmasını isteyecek. CHP bu talebe uymazsa bu kez savcılıktan ihtar çekilerek görevden alınması için süre verilecek.

İhtara da uyulmazsa Yargıtay Başsavcılığı CHP hakkında dava açabilecek. CHP kulislerinden sızan bilgilere göre parti yönetimi tüm bu süreçleri sonuna kadar götürmeyi, Kaftancıoğlu’nu il başkanlığında tutmayı öngörüyor. Bu sürede de Yargıtay’a ‘karar düzeltme’ başvurusu yapılacak. Sonuç alınamazsa AYM’ye ‘adil yargılanma ve hak ihlali’ için bireysel dava ve yine sonuç çıkmazsa AİHM’ye dava açılacak. Ancak tüm bu aşamalar boyunca Kaftancıoğlu’nun siyaset yasağı devam edecek.

CHP yönetimi, iç hukuk yollarını sonuna kadar kullanarak Kaftancıoğlu’nu görevde tutmayı öngörüyor. Hukuki yolların tükendiği aşamada, İstanbul il başkanlığına genel merkez kararıyla bir atama yapılması, ancak Kaftancıoğlu’nun ‘Genel Başkan İstanbul Başdanışmanı, İstanbul Koordinatörü vb.’ unvanlı profesyonel bir statüde konumlandırılarak ‘gölge il başkanı’ görevine devam etmesi seçeneği masada tutuluyor. 

Bu arada CHP’nin en üst karar organı Parti Meclisi (PM) 16 Mayıs Pazartesi olağanüstü toplantıya çağrıldı. PM’de son gelişmeler ele alınarak, bundan sonra izlenecek siyasi strateji belirlenecek ve kamuoyuna bir deklarasyon açıklanacak. Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun muhalefet liderlerine yaptığı ziyaretlerin ardından da ‘altılı masanın’ SP ev sahipliğinde bir araya gelmesi bekleniyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.