Emek ve Özgürlük İttifakı yola çıkarken Altılı Masa ikinci turda

Kitlesel katılımla 24 Eylül’de İstanbul’da gerçekleşen toplantıda ‘Üçüncü İttifakın’ kuruluşu ilan edildi.

CHP ve İYİ Parti’nin yer aldığı Millet İttifakı ile Saadet Partisi (SP), Gelecek Partisi (GP), Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti’nin (DP) oluşturduğu ‘Altılı Masa’ liderleri Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş deklarasyonunu 28 Şubat’ta Ankara’da ilan ederken, yine altı parti ve siyasi oluşumun bir araya geldiği ‘Emek ve Özgürlük İttifakı’ ise manifestosunu açıklamak için İstanbul’u seçti.

İki ittifakın kamuoyu önüne çıkış sahnesi olarak yaptıkları il seçimi bile farklılık göstergesi. Altılı Masa daha merkeziyetçi, bürokratik, devletçi bir yaklaşımla Ankara’da konumlanırken, Emek ve Özgürlük İttifakı Türkiye’nin en büyük işçi nüfusunu barındıran, özel sektörün, sanatın, kültürün, her türlü etnik ve dini farklılıkların daha yoğun yaşadığı metropol İstanbul’u tercih etti.

Solun en geniş yelpazede yer aldığı Emek ve Özgürlük İttifakı’nda TBMM’de temsil edilen iki parti Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve mecliste üçüncü büyük gruba sahip Halkların Demokratik Partisi (HDP) ana omurgayı oluşturuyor. Üçüncü İttifakta yer alan diğer dört parti ve siyasi hareket; Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP).

İttifakı oluşturan partilerin liderlerinin katıldığı İstanbul’daki toplantıda yayınlanan ortak deklarasyonda Altılı Masa ve Millet İttifakı’na yönelik herhangi bir eleştiri, ifade ya da siyasi tepkinin yer almaması dikkat çekerken ana hedef olarak Cumhur İttifakı ve Tek Adam Rejimi alındı. 

Altılı Masa’nın Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş manifestosundaki ifadelere benzer şekilde Emek ve Özgürlük İttifakı deklarasyonunda yer alan; "Tek adam sistemini ayakta tutan ve besleyen tüm kurum, mekanizma ve bağımlılık ilişkilerini değiştirmek öncelikli amaçlarımızdandır. Seçim barajının kaldırılması, demokratik hakların ve siyasal özgürlüklerin en geniş şekilde kullanılmasının garanti altına alınması, demokratik, tarafsız ve bağımsız bir yargı sisteminin kurulması ana hedefimizdir” ifadeleri iki ittifakın ortaklaşan amaçları.

Kürt sorununun Türkiye’nin en temel ve köklü başlıklarından birisi ve ittifakın da öncelikli hedefleri arasında olduğu vurgulanırken, çözüm için diyalog ve müzakerenin ana yöntem olarak benimseneceği, demokratik çözüm ve barış için "ülkedeki bütün toplumsal kesimlerin yaklaşımlarını ve kaygılarını dikkate alan yapıcı bir politika izleneceği” ifade edildi.

Sığınmacı sorununun çözümü ve ülkelerine dönüşleri için öncelikle bu kişiler açısından kalıcı barış ortamı ve güvenli yaşam olanaklarının sağlanmasına vurgu yapılan deklarasyonda, Türkiye’de kalmak ve ortak yaşamda yer almak isteyenlere ‘geçici koruma’ yerine ‘mülteci statüsü’ verilmesi, AB ile imzalanan ‘Geri Kabul Anlaşmasının’ iptal edilmesi çağrısı yapıldı. 

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ortak deklarasyonunda kadınlar ve gençlere dönük ifadeler ve vaatler en geniş bölümü oluştururken, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden hayata geçirileceği, toplumsal ve siyasal yaşamda kadınların öncülüğü ve ağırlığının öncelikli olacağı, gençlere en geniş parasız eğitim, özgürlük ve gelecek güvencesi olanaklarının sağlanması temel hedefler olarak sıralandı.

Üçüncü ittifak bir yandan seçime doğru siyaseti hareketlendirirken diğer yandan da Millet İttifakı’nı ve Altılı Masayı, HDP halisünasyonundan kurtardı denilebilir. AKP-MHP’nin HDP-İYİ Parti üzerinden Millet İttifakı’nı itham ve HDP’yi kriminalize etme kozu, bu ittifakla önemli ölçüde zayıfladı. HDP adresini ve konumunu netleştirirken, AKP-MHP cephesinin yine Altılı Masayı HDP üzerinden yıpratma argümanlarına devam edeceğini, ancak artık bunun eskisi kadar siyasi karşılık bulamayacağını öngörmek olanaklı.

Bugüne kadar yapılan farklı kamuoyu araştırmaları ve anketlerde HDP’nin oyu hiç baraj altına düşmedi. Ağırlıkla yüzde 11-13 arasında bir oy potansiyeli farklı şirketlerin anketlerine yansıdı. Şimdi üçüncü ittifakın somutlaşmasıyla TİP ve diğer sol bileşenlerin de katkısıyla Emek ve Özgürlük İttifakı’nın olası oy potansiyelinin yakalanacak sinerjiyle yüzde 14-15 arasına ulaşabileceği yönünde tahminler dile getiriliyor.

Son seçim yasası değişiklikleriyle yüzde 7’ye düşürülen baraj, ittifakın toplam oyu için değil ittifakı oluşturan her parti için belirlenmiş durumda. Dolayısıyla ittifaktaki HDP dışında diğer partilerin oyları yüzde 1 düzeyinde olsa bile bunun HDP ve ittifak oylarına yansıması daha yüksek düzeylere ulaşabilecek.

Yeni ittifakın bir başka önemli katkısının, sandık kurulları ve sandık güvenliği konusunda olacağı söylenebilir. Yapılan değişikliklerle sandık görevlileri ve müşahitlerin parti üyesi olması koşulu getirildi. Üçüncü ittifaktaki partiler ve Millet İttifakı, Altılı Masa Partilerinin üyeleri sandık kurulları ve müşahitlik konusunda açığın kapatılması, sandıklara ve oylara sahip çıkılması açısından ciddi bir sinerji sağlayacak. 

Özellikle Doğu ve Güneydoğudaki, İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerin çeperlerindeki sandıkların ve oyların güvenliği açısından iki muhalefet ittifakının üyelerinin iş birliği, iktidar ittifakının seçim yasası değişikliğinde planladığı hesapları bozmada etkili olacak.

HDP hakkında Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) devam eden davanın seyrine ve sonucuna göre Emek ve Özgürlük İttifakı değişim gösterebilir. Milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçiminde şimdiden TBMM’de ciddi bir sol muhalefet bloku olmaya aday yeni ittifakın, Cumhurbaşkanı seçiminde de HDP Eş Başkanı Mithat Sancar’ın deyimiyle ‘kilit değil anahtar’ konumunda olacağı açık.

Altılı Masada ise bu hafta ikinci tur müzakere sürecine giriliyor. 2 Ekim’deki yeni liderler buluşmasından önce CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile başlayacak bir liderler turu gerçekleştirecek. Ortak aday konusunda daha ciddi mesafe kat edilmesi beklenen ikinci tur görüşmelerden çıkacak isim, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Cumhurbaşkanı seçimindeki tavrı açısından da belirleyici olacak.

HDP daha önce de Millet İttifakına ortak adayın kendileriyle de istişare edilmesi çağrısında bulunarak, destek verebilecekleri bir aday olması durumunda aday çıkartmayacaklarını söylemişti.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş da ortak aday sürecinin Altılı Masa dışına taşınması gerektiğini belirterek; “Daha önce sağcı aday koydunuz, sonuçlarını gördük bunu yapmayın diyoruz. İkinci turda zaten oy verebileceksek öyle bir ortak aday belirleyin ki ilk turda oy verelim, Tayyip Erdoğan’ı yüzde 60-70’le gönderelim ve bitirelim bu işi istiyoruz” demişti.

Dolayısıyla Altılı Masadan çıkacak ve üçüncü ittifaka da olumlu gelecek bir ortak adaya Emek ve Özgürlük İttifakı’nın da aday çıkarmayıp destek vermesi ve Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turda bitirilmesi göz ardı edilmemesi gereken bir ihtimal. 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar