Dış ticaret açığında yüzde 160 artış YEM’i tehdit ediyor

Yeni Ekonomi Modeli (YEM) ile gerçekleştirilen ‘mucizelerin’ İstanbul’da düzenlenen ‘Ekonomik Dönüşüm Zirvesi’ ile tüm dünyaya anlatılması hedeflenirken, toplantının açılışını yapan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin konuşması zirveye damgasını vurdu.

Bilim insanları, iktisatçılar, akademisyenler Nebati’nin konuşmasındaki ifadelerinin anlaşılmazlığını, ne söylemek istediğini sorgulayan paylaşımlarda bulunurken, ‘Dünyanın önde gelen, tanınmış ekonomistleri ve iktisatçılarının’ davet edildiği zirveye hangi ünlü iktisatçıların katıldığı ise bilinmiyor. 

Zirvenin ikinci gününde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘enflasyonu hızla düşürecek kabiliyete sahibiz’ sözleri ise 3 Ekim’de açıklanacak eylül ayı enflasyonuyla kırılması beklenen yeni rekora karşı, kamuoyunun tepkisini hafifletme ve zihinsel hazırlık zemini hazırlamaya yönelik olarak değerlendirildi.

Yapılan anketlerde eylülde aylık enflasyonun yüzde 3-4 arasında olması, yıllık enflasyonun yüzde 83-84 düzeyine çıkarak yaklaşık son 30 yılın en yüksek düzeyine ulaşması bekleniyor. Eylül başında yürürlüğe konulan elektrik ve doğalgaz zamlarının enflasyonda ciddi bir artışa yol açması kaçınılmazdı. Bunun yanı sıra Boru Hatlarıyla Taşımacılık A.Ş.’nin (BOTAŞ) doğalgaz toptan satış fiyatlarında 1 Ekim’den geçerli olarak artışa gitmesi ekimde de doğalgaz faturalarının zamlanması anlamına geliyor.

Buna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ısrarla aralık ayından itibaren enflasyonun düşmeye başlayacağını, gelecek yılın şubatında ise düşüşün daha belirgin şekilde görüleceğini vurguluyor. 

Burada da ana etken, geçen yılın aralık ayında yüzde 13’ü, bu yılın ocak ayında yüzde 11’i bulan aylık enflasyon artışının bu yılın aralık ayında ve gelecek yılın ocak ayında ‘baz etkisiyle’ matematiksel hesaplamada daha düşük çıkacak olması.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nda yaptığı konuşmalarda ‘Benim en büyük savaşım faizledir, en büyük düşmanım faizdir’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan yılsonuna kadar faizin tek haneli oranlara indirileceğini, Merkez Bankası (MB) Para Politikası Kurulu’na (PPK) gelecek toplantılarda alacakları faiz kararı için bu yönde telkinde bulunduğunu söyledi.

Dolayısıyla ağustos ve eylül toplantılarında politika faizini birer puan daha düşürerek yüzde 14’ten 12’ye indiren MB’nin geçen yıl yaptığı gibi ekim, kasım, aralık aylarında da Erdoğan’ın talimatı ve telkiniyle faiz indirimine devam etmesi, yılsonunda politika faizinin yüzde 8-9 düzeyine inmesi neredeyse kesinleşti. 

Erdoğan da böylece aralık ayında baz etkisiyle geçen yıla kıyasla düşüş yaşanması beklenen enflasyonu faiz indirimine bağlayarak ‘faizi düşürünce enflasyon da düştü’ söylemiyle faiz tezinin ‘doğrulandığını’ savunmaya başlayacak.

Rakamsal algıyla kamuoyunu etkileme stratejisine geçiş yapan iktidar, yeni ekonomi modelini de bu şekilde ‘başarılı’ gösterme çabasına girişecek. Ancak kâğıt üzerinde görülecek bu gelişmelerin gerçeklikle ve ekonominin reel tablosuyla alakası yok. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni ekonomi modelini gündeme getirerek ‘cari fazla vereceğimiz günleri yakında göreceğiz’ ifadesi, yeni açıklanan ağustos ayı dış ticaret rakamlarıyla yalanlandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı’nın ortaklaşa derleyerek duyurduğu dış ticaret verilerine göre; 2022 Ağustos ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,1 artarak 21 milyar 337 milyon dolar, ithalat yüzde 40,4 artarak 32 milyar 531 milyon dolar oldu. Ağustos ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 159,9 artarak 4 milyar 307 milyon dolardan, 11 milyar 194 milyon dolara yükseldi.

Bu gelişmenin ardından 2022 yılı ocak-ağustos dönemindeki ihracat toplamı geçen yıla kıyasla yüzde 18,2 artarak 165 milyar 608 milyon dolar olurken, ithalat toplamı ise sekiz ayda yüzde 40,7 artarak 239 milyar 43 milyon dolar tutarında gerçekleşti.

Ocak-ağustos döneminde sekiz aylık dış ticaret açığı yüzde 146,3 arttı ve geçen yılki 29 milyar 817 milyon dolarlık tutardan, 73 milyar 435 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 2021 Ocak-Ağustos döneminde yüzde 82,5 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 69,3'e geriledi. Bu oran, bugüne kadar görülen en düşük seviyelerden birisi. 

Ocak-Ağustos döneminde ihracatta ilk sırayı 13,7 milyar dolarla Almanya alırken, bu ülkeyi sırasıyla; 11,4 milyar dolarla ABD, 8,6 milyar dolarla Irak, 8,6 milyar dolarla Birleşik Krallık ve 8,3 milyar dolarla İtalya izledi.

Ancak gerek AB ekonomilerindeki resesyon endişesi gerek Rusya ile AB arasında yaşanan enerji krizi ve gerekse Almanya’da 1 Ocak 2023’ten itibaren yürürlüğe girecek Alman Tedarik Zincirlerinde Durum Tespiti Yasası’nın içerdiği demokrasi, insan hakları, çocuk işçiliği, çevre koruma, işçi sağlığı ve iş güvenliği kriterlerinden ötürü, Almanya başta olmak üzere AB pazarlarına yapılan ihracatta ciddi gerilemeler ortaya çıkabilecek.

Bu ise hem dış ticaret açığının hem de buna bağlı olarak cari açığın çok daha yüksek tutarlara ulaşması, döviz darboğazının kritik bir noktaya ilerlemesi anlamına geliyor. 

Enerji fiyatlarındaki yükselişler ve artan döviz kurlarının etkisiyle Türkiye’nin en büyük doğalgaz tedarikçisi olan Rusya, her zaman olduğu gibi Ocak-Ağustos döneminde de 38,4 milyar dolarla Türkiye’nin ithalatında ilk sırada. Rusya’yı 28 milyar dolar ile Çin izlerken, Almanya, 10,3 milyar dolarlık tutarla Türkiye’nin ithalatında üçüncü sırada.

Dolar/Euro paritesindeki gelişmeler de Türkiye’nin dış ticaretinde negatif etkisini göstermeye başladı. İhracatı ağırlıkla euro bölgesine olan Türkiye, ithalat içinse başta doğalgaz olmak üzere dolarla ödeme yapmak zorunda. 

Şu ana kadar doların euro ve sterlin karşısında değer kazanmasından kaynaklı parite etkisiyle, dış ticaret açığının en az 10 milyar dolar arttığı, önümüzdeki aylarda bu kayıpların daha da fazlalaşacağı hesaplanıyor. 

Bu negatif etkinin yansımalarının daha da ileri boyutlara ulaşması, dış ticareti çok daha ağır şekilde olumsuz etkileyecek. İhracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 82’den 69’a gerilemesi bu tehlikeli gidişin en somut göstergesi.

İthalat faturasının kabarması, enerji maliyetlerinin daha da yükselmesi, Erdoğan ve Nebati’nin umut bağladığı baz etkisini ve bu matematiksel olarak enflasyonun düşmesi beklentisini de boşa çıkartabilir. Böyle bir durumda ‘faizi tek haneye düşürerek enflasyonu düşürdük’ iddiası da boşlukta kalabilir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar