Bakan Nebati ‘dijital göçebe’ avında

Sermaye piyasalarında ve Borsa İstanbul’da (BİST) adeta bağıra bağıra ‘geliyorum’ diyen büyük vurgunun kaybedenleri ve ciddi varlık kaybına uğrayan kurbanları 1 milyon dolayında küçük yatırımcı olarak tahmin ediliyor.

Sayı daha da fazla olabilir. Aracı kurum yöneticilerinin, sermaye piyasası uzmanlarının ve bazı eski borsa başkanlarının ‘organize operasyon’ olarak nitelendirdikleri borsa vurgunuyla ilgili olarak yaptıkları açıklamalar, değerlendirmeler sürecin çok ciddi nakit darboğazına, bazı aracı kurumların ve sermaye piyasasındaki bazı büyük oyuncuların batmasına kadar uzayabileceği yönünde.

Son birkaç günden bu yana Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) davetiyle, BİST yönetimi ve aracı kurum sahipleriyle yöneticilerinin de katıldığı, gece yarılarına kadar süren olağanüstü kriz toplantıları yapılıyor. Bugüne kadar adeta olan-biteni seyretmekle yetinen SPK ve BİST yöneticileri ortaya çıkan ağır fatura ve yükselen ‘ihmal-sorumsuzluk-vurguna göz yumma’ ithamları sonrası panikte. 

Banka hisseleri üzerinden kâr maksimizasyonu ve manipülasyon iddialarının odağında, ağırlıkla kamu bankalarının (Vakıfbank ve Halkbank) hisselerinde yapılan işlemlerin yer alması, kamu bankalarının da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüttüğü Türkiye Varlık Fonu (TVF) çatısı altında bulunması, kulislerde organize operasyonun siyasi bağlantılarla planlanıp yürütüldüğü iddialarına yol açıyor.

Peş peşe yaptığı açıklamalar, sosyal medya paylaşımlarıyla yatırımcıları borsaya çağırarak yönlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin büyük çöküş ve büyük vurgunun açığa çıkmasına karşılık suskunluğa bürünmesi, SPK ve BİST yönetimlerinin herhangi bir inceleme ya da soruşturma başlatmaması, oldukça dikkat çekici. İktidar ve ekonomi yönetiminin bu sessizliği ‘borsada siyasi destekli organizasyon’ iddialarıyla ilgili kanaatleri güçlendiriyor. 

Milyarlarca liralık işlemlerin ağırlıkla, ‘iktidara yakın’ olarak nitelendiren bir aracı kurum üzerinden gerçekleştirilmesi de bu kanaatleri besliyor. 

BİST’teki büyük soygunla milyonlarca yatırımcının mağdur olmasına, hisse senetlerinde yaşanan olağanüstü değer kaybı ve çöküşe gözlerini kapayan Bakan Nebati’nin 9 Eylül’de Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi web sitesindeki son makalesinin başlığı ise ‘Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele’. 

Ancak burada kayıt dışı ekonomiyle mücadeleden kastedilen, kahraman maliyecilerin bilişimcilerin, yazılımcıların peşine düşüp onları nasıl avladığı! Kendisinin de ‘reklam yüzü’ gibi herkesi borsaya çağırdığı BİST’teki organize operasyondan parsayı toplayanlar, Net Hata Noksan (NHN) kalemindeki 24,3 milyar dolarlık ‘kaynağı belirsiz’ dövizin gizli sahipleriyle mücadele değil. 

Bakan Nebati’nin 1,3 trilyona (73 milyar dolar) ulaştığını açıkladığı Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına hazineden ödenen 75 milyar TL kur farkının kimlere aktığı, bu ‘vergiden muaf’ paraların nereye gittiği de bu mücadele kapsamında yok.

Kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin hedefi, Nebati’nin makalesindeki ifadesiyle; ‘Sosyal medya üzerinden elde edilen reklam gelirleri, canlı yayın platform gelirleri, içerik üretim gelirleri, çevirimiçi oyun gelirleri yani kısaca sosyal medya gelirlerinin vergisel yükümlülükleri’ diye tanımlanıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığının, Gelir İdaresi Başkanlığının denetim elemanları, işi-gücü bırakıp Youtube, Facebook, Instagram, Bigo Live, Twitch, TikTok, Dlive ve Scorp mecralarını kullanan 65 bin kişinin peşine düşmüş. Bunlardan 50 bininin sosyal medya aracılığıyla elde ettiği gelirler üzerinden vergi yükümlülüğünü yerine getirmediğini tespit etmişler. İlk aşamada da 3500 kişi için ‘saha denetimleri’ başlatılmış.

Tüm dünyada yazılım, bilişim, dijital mecralar, oyun teknolojileri desteklenip, teşvik edilirken, bilgisayar oyunları yüz milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüşürken, devletler bırakın vergiyi zeki-yetenekli gençlere üste parasal destek ve hibe verirken, ekonomi yönetimi ve Bakan Nebati aksine bu gençlerin üzerine vergi denetmenlerini salıp, hedef göstererek ekonomide kayıt dışılığı, alınan yanlış kararlarla içi boşaltılan hazinenin vergi geliri kayıplarını önleme derdinde.

Nebati; “Kayıt dışılığın Hazinemize yarattığı yük ile mücadelede sosyal medya gelirleri, önümüzdeki süreçte çok daha yakından izleyeceğimiz bir başlık olacak. Oyun teknolojileri sektöründeki hızlı büyüme trendi, kayıt dışı ile mücadelemizi de hızlandırdı. E-spor sektöründe elde edilen oyuncu, turnuva, kulüp, reklam bazlı tüm gelirler RADAR sistemi tarafından yakından izleniyor. Mekânsal kısıtlama olmaksızın, uzaktan çalışma yolu ile gelir elde eden dijital göçebeler de kayıt dışı ile mücadelede Bakanlığımızın yakın takibinde yer alıyor. Risk Analizi Genel Müdürlüğümüz tarafından, serbest çalışan yazılımcılar, grafik ve tasarım gibi hizmetler veren dijital göçebeler, aracı platformlar üzerinden tespit edilmiş olup, gerekli işlemler başlatılmıştır.” diyor. 

Muhalefetin ‘Beşli çete’ olarak adlandırdığı müteahhitlerin yüz milyarlarca liralık vergisini tek kalemde silen, KKM hesaplarından beş ayda 75 milyar liralık kur farkı kazancı elde edenlerden vergi ve stopaj almayan Hazine ve Maliye Bakanlığı, defalarca çıkartılan ‘Varlık Barışı-Servet Affı’ yasalarıyla da yurt dışında tuttuğu milyarlarca dolarlık kaynağı belirsiz dövizini, altınını, mücevherini, menkul kıymetlerini ülkeye getirenlerden vergi almayacağını, servetin kaynağını sormayacağını taahhüt edip, güvence veriyor.

Son olarak geçtiğimiz haziranda süresi sekizinci kez uzatılan servet affıyla, 2023 Mart ayına kadar nasıl ve nereden kazanıldığı belli olmayan kara paralarını, varlıklarını, dövizlerini sadece yurt dışından getirenlere değil, aynı zamanda yurtiçinde de vergisi ödenmemiş beyan etmediği kazancı, parası, dövizi, menkul varlıkları, gayrimenkulleri olanlara da aynı olanaklar sağlandı.

Buna karşılık Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati BİST’te bir ayda milyonlarca küçük yatırımcının parasını çarparak milyarları götürenler yerine, ‘dijital göçebe’ olarak adlandırdığı evinden çalışan bilişimci, yazılımcı, tasarımcı, bilgisayar oyunları ve programları yazanları, dijital mecralarda faaliyet gösterenleri hedefe koyup, ‘vergi kaçakçısı’ diye nitelendirerek, denetmenlerini bu 3500 kişinin peşine takıyor. 

Türkiye’de ‘kayıt dışı’ ya da ‘yeraltı ekonomisi’ olarak adlandırılan ekonominin boyutları farklı çalışmalara göre GSYH’nın üçte biriyle, yarısı arasında tahmin ediliyor. TÜİK’in 2021 sonu itibarıyla GSYH’yı 807 milyar dolar olarak açıkladığı dikkate alındığında kayıt dışı ekonominin boyutu ihmal edilemeyecek tutarda. 

Temmuzda bazı illerde başlatılan ‘Demir Yumruk’ operasyonuyla, kara para organizasyonu üzerinden demir-çelik sektöründe naylon faturalarla kaçırılan vergilerin, bavullarla-kamyonetlerle taşınan kayıt dışı paraların en az 25 milyar TL olduğu hesaplandı.

Pek çok sektörde sanayiden, inşaata kadar kayıt dışılık, vergi kaçırma, gerçek gelirin beyan edilmemesi yaygın iken, iktidarın IT ve BT sektöründeki 65 bin genci hedefe alıp kayıt dışı ekonomiyle mücadele ilan etmesi, asıl kayıt dışı-kara ekonominin üstünü örtme gayretinden ve insanların aklıyla alay etmekten öte bir şey değil.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar