20 yıl sonra tekrarlanan yalan rüzgârı

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın günlerdir merakla beklenen ‘Türkiye Yüzyılı Vizyon Belgesi’ açıklamaları, 20 yıllık AKP iktidarının icraatlarının anlatıldığı, bugüne kadar hiçbirisi hayata geçirilmeyen temel hak ve özgürlüklerin, demokrasi ve yeni anayasa vaatlerinin yinelendiği bir şov oldu.

Erdoğan bir yandan ‘gelin’ sözcüğüyle başlayan, birlik, beraberlik eşitlik, adalet, hakkaniyet cümleleriyle çağrılar yaparak herkesi kucaklama mesajları verirken diğer yandan HDP, DEVA, Gelecek Partilerini davet listesi dışında tutarak siyasi ayrımcılığını ve zihniyetinin değişmediğini ortaya koydu.

Toplumsal barış, siyasal uzlaşma, ortak mutabakat zemini oluşturma mesajları vermeye çalışan Erdoğan’ın bu konudaki samimiyetsizliği muhalefete yönelik kullandığı itham ve ifadelerle diline yansıdı ve değişmediğini, değişemeyeceğini somutlaştırdı.

Uzun uzun, kaç köprü, kaç kilometre yol, kaç üniversite, kaç derslik, kaç hastane vb. yaptıklarını anlatan Erdoğan, 10 yıl önce söyleyip kendisinin de unuttuğu vaatlerin yerine bu kez 1 trilyon dolarlık ticaret hacmi, 100 milyar dolarlık turizm geliri, yüksek teknoloji ihracatı, dijital yüzyılı, iletişim yüzyılı, bilimin yüzyılı vb. hedefleri sıralarken ‘dezenformasyonla mücadele’ başlığını da Türkiye Yüzyılı’nın temel amaçları arasında saydı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanıp hapse atıldığı, Cumhuriyet Savcısının ‘Davaname’ düzenleyerek TTB başkanı ve TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması, TTB’ye kayyum yolunun açılması için mahkemeye başvurduğu bir süreç yaşanırken, Erdoğan’ın ‘Temel hak ve özgürlüklerin eksiksiz kullanıldığı, köken ve inançların teminat altında olduğu, daha fazla özgürlük ve daha fazla adaletin olduğu, demokrasinin kökleştiği Cumhuriyetin özgürlüklerle taçlandığı’ bir Türkiye Yüzyılı vaadi, adeta toplumla, insanlarla alay etmek gibiydi.

Gerçekte bir gelecek vizyonu ortaya koymaktan öte, Erdoğan’ın kendi parti tabanına propagandasından ibaret toplantıda ifade ettiği, çağrı yaptığı, vaat ettiği tüm başlıklar, daha önce defalarca dile getirilip, hepsi tozlu raflarda bekleyen sözlerden ibaretti.

O yüzden de Erdoğan salonu dolduran, ülkenin dört bir yanından getirilmiş partililerin dışında kimseyi heyecanlandıracak, inandıracak, güven verecek, yeni bir şey söylemedi.

Daha doğrusu böylesine günlerdir pazarlanan, toplumda gündem olması için her türlü olanağın seferber edildiği bu toplantıdan yansıyan Erdoğan görüntüsü ve iki saate yaklaşan yüksek tonlu, sert yüz ifadeli konuşması, iktidarın ve 20 yıldır başında bulunan Erdoğan’ın ‘sözün bittiği yerde olduğunu’ ne söyleyecek yeni sözü ne insanlara verebileceği bir vaadinin kalmadığını sergiledi.

Erdoğan ‘gelin’ sözcüğüyle başlayan cümlelerle Türkiye Yüzyılı’nın içini beraber doldurmak, özgürlüklerin çerçevesini pozitif anlamda genişleterek birlikte çizmek, Türkiye Yüzyılı hayalini birlikte gerçekleştirmek için çağrılarını sıralarken, kendisine bağlı Adalet Bakanı TTB ve Türk Mühendis Mimar Odaları’nı, diğer meslek örgütlerini, sivil toplum örgütlerini işlevsizleştirme, susturma, kapatma hazırlıklarına dönük yasa hazırlığına başladıklarını açıklıyordu.

Erdoğan, salona doldurulan kadınlara, gençlere ‘demokrasi, özgürlük, adalet, haklının yüzyılı’ vb. vaatler sıralarken, evleri, büroları basılan onlarca gazeteci cezaevine gönderiliyor, adliyede meslektaşlarının davasını izlemek isteyen gazeteciler, polis zoruyla dışarı atılarak, kimliklerine el konuluyordu.

Erdoğan, ‘Gelin hep birlikte Cumhuriyetin yüzüncü yılına, 29 Ekim 2023’e kadar Türkiye Yüzyılını tartışalım, konuşalım, mutabakatla bu vizyonu birlikte oluşturalım’ derken, kendisinin emrindeki valiler, kaymakamlar Cumhuriyet’in 99. Yıldönümü için illerde, ilçelerde muhalefet belediyelerinin düzenlediği Cumhuriyet Konserlerini, sanatçıların sahneye çıkmasını yasaklıyor.

Toplantının sonunda salonda bulunan MHP lideri Devlet Bahçeli ve BBP lideri Mustafa Destici ile katılanlara seslenerek herkesin ayağa kalkmasını isteyen Erdoğan, herkese Rabia işareti eşliğinde ‘Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Vatan’ yemini ettirdi. Ardından da Bahçeli ve Destici’yi sahneye davet ettikten sonra üç genel başkan birlikte el ele tutuşarak salondakileri selamladı.

Erdoğan herkesi siyasi görüş ayrılıklarını bir kenara bırakıp, Türkiye Yüzyılı için ortak mutabakat zemininde buluşmaya çağırırken, sıkça Cumhur İttifakı vurgusu yaparak, Bahçeli ve Destici ile el ele tutuşarak mutabakat çağrısının da kendi müttefikleri dışındakileri kapsamadığını, dolayısıyla samimi olmadığını gösterdi.

Aslında 2023 seçim kampanyasını bu toplantıyla başlatan Erdoğan ve AKP’nin organizasyonunun seçmende, toplumda bir heyecan yaratması, karşılık bulması güç göründüğü gibi, AKP’nin kendi içinde de bir coşku yaratamadığı apaçık.

Alevilerle ilgili düzenlemeyi torba yasa içinde meclise getiren Erdoğan’ın başörtüsü ve Aile konusundaki anayasa değişikliği teklifini de gelecek hafta TBMM’ye sunacaklarını ilan etmesi ve bu değişiklik önerisiyle ‘Türk aile yapısını sapkınlıklardan korumayı’ amaçladıklarını ifade etmesi bile başlı başına bir ayrımcılık olması yanında, Türkiye Yüzyılı vizyonunun tam aksine ayrıştırma-kamplaştırma üzerine kurgulandığının göstergesi.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar