Putin’le kol kola giren Erdoğan’ın Şanghay şantajı tutar mı?

Özbekistan’da yapılan Şanghay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) 22. Liderler Zirvesine ‘özel davetli’ statüsünde katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin ŞİÖ’ye üyelik hedefini dile getirmesi önümüzdeki süreçte ABD, AB ve batıyla ilişkilerde yeni sorunların kapısını aralayacak gibi görünüyor. 

Özbekistan’dan, Birleşmiş Milletler Genel Kurul’u için New York’a geçen Erdoğan’ın açıklamaları, seçim sürecine doğru iyice derinleşen ekonomik darboğazda taze para ve çıkış yolu arayan iktidarın bazı ‘mecburi’ adımlar atabileceğini işaret ediyor.

Zirvede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cin Ping’in yanı sıra İran, Hindistan liderleriyle de ikili görüşmeler yapan Erdoğan, gazetecilere konuşurken; “Şimdi bundan sonraki süreç bu işin en ileri kademesine doğru atılacak bir adımdır. Bu adım da tabii önümüzdeki dönemin ev sahibi olacak Hindistan’daki görüşmelerde belki gündeme daha ileri seviyede gelecek.” dedi. Erdoğan, Türkiye’nin hedefinin ŞİÖ’ye üyelik olup olmadığı sorusuna, “Tabii. Hedef o” karşılığını verdi.

Rusya ile 2015’te Suriye’de yaşanan savaş uçağı krizinin ardından Putin’in ilan ettiği yaptırımlar, Türkiye ekonomisine, turizmine, ihracatına, müteahhitlik hizmetleri alanındaki kazanımlara ciddi hasar verdi. 2016 temmuzunda Putin’e yazdığı ‘özür mektubu’ ile ilişkileri normalleştirme çabasına girişen Erdoğan, bu doğrultuda Rusya’ya milyarlarca dolarlık kazanımlar sağlayan adımlar attı. Akkuyu Nükleer Güç Santralı (ANGS), Türk Akım Doğalgaz Boru Hattı, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri alımı vb. bunlar arasında milyarlarca dolarlık tutarlarıyla en öne çıkanlar oldu.

Rusya’dan S-400 alımıyla ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan Türkiye, üretici ortağı olduğu yeni nesil F-35 savaş uçağı projesinden de çıkarıldı. S-400 sistemi yıllardır kullanılmadan bekletiliyor ama ABD yaptırımları sürüyor. Parası ödenen F-35’ler Türkiye’ye verilmedi ve ABD hava Kuvvetleri’ne devredildiği gibi, ödenen paralar da iade edilmedi. Türkiye’nin ABD’den F-16 savaş uçağı alımı ve mevcut F-16 filosunun modernizasyonu taleplerine ise ABD ayak sürüyor.

ABD ve AB’den gelen yaptırım tehditleri, ilişkilerdeki gerginlikler üzerine daha önce de Türkiye’nin ŞİÖ’ye üye olabileceğini ifade eden, Putin’e ‘Bizi de ŞİÖ’ye alın’ diyen Erdoğan, bu kez New York yolunda ‘Hedefimiz ŞİÖ üyeliği’ açıklamasıyla, batıyla restleşme çıtasını biraz daha yukarı taşıdı.

ŞİÖ zirvesinden dünyaya yansıyan iki karenin batı başkentlerinde dikkatle not edildiğini öngörebiliriz. İlki, zirveye katılan liderlerin samimi sohbet görüntülerinde Erdoğan’ın baş köşede oturduğu koltukta konuşurken, tüm liderlerin kendisini dikkatle ve tebessümle izlediği kare. Diğeri ise zirveye katılan liderler onuruna verilen yemeğe gidilirken, Erdoğan’ın en önde Putin’le kol kola girdiği kare.

ŞİÖ zirvesinde Erdoğan-Putin görüşmesi sonrası Putin’in, Rusya’nın Türkiye’ye sattığı doğalgazın yüzde 25’inin ruble ile ödenmesini onayladığı açıklandı. Ayrıca ilk ünitesinin 29 Ekim 2023’te faaliyete geçirilmesi öngörülen ANGS inşaatında yaşanan krizde, Rus devlet Şirketi Rosatom’un sözleşmesini feshettiği Türk müteahhit IC İnşaat’la yeniden anlaşmaya varılmasına da Putin’in onay verdiği duyuruldu. Tahıl koridoru anlaşmasında Rus tahılının ve gübresinin ihracı için Türkiye’nin destek ve iş birliğinin sağlandığı kaydedildi. Aslında Erdoğan’ın diğer önemli beklentisi, Rusya’nın doğalgaz fiyatında Türkiye’ye indirim yapması ve ödemelerin daha uzun vadelere yayılması idi. Muhtemelen bu konularda da bazı olumlu gelişmeler sağlandı ve Putin, Erdoğan için ‘bir şeyler yapmayı’ vaat etti.

Seçim yaklaşırken, iktidarın taze para girişi, dış kaynak ihtiyacının had safhada olduğu biliniyor. Temmuz ayı ödemeler dengesi bilançosunda net hata noksan kalemindeki ‘kaynağı belirsiz’ döviz girişlerinin 24 milyar doları aşarak geçmiş yıllara kıyasla rekor kırması bu açıdan dikkat çekiyor. Erdoğan önceki hafta gerçekleştirdiği Balkan ülkeleri (Sırbistan, Bosna-Hersek, Hırvatistan) turundan dönerken ‘bazı dost ülkelerden para ve borç bulduklarını’ ifade etmişti. Aylık 5 milyar doları, 7 ayda 24 milyar doları bulan kaynağı belirsiz döviz girişleri Rusya ve bazı ‘dost’ körfez ülkelerini işaret ediyor.

ŞİÖ zirvesi sürerken ABD Hazine Bakanlığı, Rusya’nın MIR ulusal ödeme sistemi üzerinden mali yaptırımları aşmasına yardım eden ya da bu sistemi kullanan kuruluşların risk altında olduklarını, yaptırımlarla karşılaşabileceklerini içeren bir açıklama yaptı.

ABD ve AB yaptırımlarıyla Rus bankaları MasterCard, Visa ve SWIFT gibi uluslararası ödeme sistemlerinden dışlanmıştı. Rusya bunun üzerine kendi kurduğu MIR ve NSPK ödeme sistemleriyle uluslararası ödeme ve para transferi işlemlerini sürdürmeye, başka ülkelerle ve bankalarla MIR sistemini kullanma anlaşmaları yapmaya hız verdi. ABD, yaptırım listesindeki Rus oligarklar ve Rus şirketlerinin bu sistemi kullanarak uluslararası finansal sisteme dahil olmalarına olanak sağlamaktan kaçınmaya çağırdı. Aksi halde bu ülkelere ve kuruluşlara da yaptırım uygulayacağını ilan etti.

5 Ağustos’taki Soçi buluşmasında Türk ve Rus bankalarının iş birliği için mutabakat sağlanmış, kamu bankaları Ziraat, Halkbank ve Vakıfbank ile Türkiye İş Bankası MIR ödeme sistemine dahil olmuştu.

ABD Hazinesinin yaptırım tehdidine karşı ŞİÖ üyelik hedefini masaya süren Erdoğan’a, ABD’den iki karşı hamle geldi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) silah ambargosunu bir yıl süreyle kaldırmak ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Ermenistan’a destek ziyareti. Erivan’da Azerbaycan’ı saldırganlıkla suçlayan açıklamalar yapan Pelosi, Ermenistan’ın yanında olduklarını vurgulayarak, "Ekonomi konusunda destek önerilerimiz olacak, askeri konuda da Ermenistan'ın ne istediğini duymaya geldik" dedi.

ABD ve AB’nin Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı Yunanistan ve GKRY’ye destek vermesi, Türkiye’nin ‘normalleşme’ müzakereleri yürüttüğü Ermenistan’a ekonomik ve askeri destek vadetmesi, bir yandan da Rusya ile ekonomik ve siyasi yakınlaşma konusunda bankacılık sistemi üzerinden ekonomik yaptırım tehditleri savurması, önümüzdeki süreç için ciddi gerilim sinyalleri. Rusya’nın yanı sıra Çin ile de yakınlaşan, Çin’den yeni yatırım sermayesi ve daha yüksek tutarlı swap anlaşması umut eden Erdoğan, seçim öncesi elini rahatlatabileceği kaynak arayışında.

Batıdan ekonomik destek talebi durumunda önüne insan hakları, demokrasi, hukuk devleti koşullarının konulacağını bilen Erdoğan, mecburen direksiyonu Avrasya’ya, Rusya ve Çin’e kırmış durumda.  

S-400 alımının yaptırım maliyeti ortada dururken son çıkış olarak bu kez ŞİÖ üyeliği hamlesiyle batıyı sıkıştırmak istiyor. Ancak bu hamleler aksine, Erdoğan’ın ABD-Rusya arasında daha fazla sıkışmasına, ağır hasarlı Türkiye demokrasisinin batıdan daha fazla koparak uzaklaşmasına, seçim öncesi parasal destek beklediği Putin’e daha fazla tavize mecbur kalmasına zemin yaratabilir. Gidişat da bunu gösteriyor.   

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.