Kişi ve yasa

Kişiler ve iktidarlar fani; kalıcı olan yasa fikri.

İktidar cephesi, ters teptiğini farketmiş olmalı ki, “adayın kim hadi açıkla!” baskısını geriye çekmiş görünürken, muhalefete yakın duranlar neredeyse isyan halinde 6’lı masadan aynı talepte bulunuyor. Muhalefet’e açık veya kapalı destek veren gazeteci-kanaat önderi kesiminde yükselen bu talebi eğer bir art niyet yoksa gazeteci popülizmine bağlamak doğru olur. Farklı kimliklere ve ilkelere sahip altı partiyi bir arada tutacak ve seçime yol kazasına uğramadan taşıyacak güç açıklayacakları aday değil, sağlam prensiplere dayalı bir uzlaşma. Yasa fikrine dayalı bir işbirliği ve aynı fikirle yoğrulmuş bir yol haritası.

İktidar bloğunun avantajı Erdoğan figürü, muhalefetinki ise “güçlendirilmiş parlamenter sistem” önerisi.

Erdoğan sağa-sola koşturuyor, yeni oyunlar kuruyor ve vaziyete hakim bir görüntü veriyor; ancak 2017’de getirdiği sistem işlemiyor, kendisini de zayıflatıyor. Muhalefet ise kişiye değil sisteme dayalı bir alternatif vaat ederek iktidarın avantajını dezavantaja dönüştürüyor.

Allah’tan 6’lı Masa durumun farkında; son toplantıda parlamenter sistemin yol haritasını tartışmaları, aday meselesini “benim liderim cumhurbaşkanı olacak” diye CHP ve İYİ Parti sözcülerinin ısıtarak magazileştirmesi bu durumun kanıtı.

Muhalefetin kozu 6’lı Masa’nın göstereceği aday değil, altı partiyi bir arada tutan yasa fikri ve bunun somut karşılığı olan parlamenter sistem önerisi olacak.

“Muhalefetin adayı açıklansın” korosunda yer alanlara başka bir şekilde anlatalım:

Hemen herkesin bildiği meşhur hikâye: Sparta Kralı Leonidas, Meclis’ten savaş kararı çıkartamayınca 300 askeri muhafız birliği sıfatıyla yanına alıp, Thermophilia geçidinde Pers ordusunu durdurur. Akibetleri malûm. Bu destansı direnişin zincirleme reaksiyonları ile Pers ordusu mağlubiyete uğrar. Sonra Leonidas ve 300 askerinin can verdiği geçide dönemin meşhur şairi Simonides’in şu mısraları bir kitabe şeklinde kazınır:

“Ey yolcu, Yolun Sparta’ya düşerse,

Onlara söyle:

Burada Sparta yasalarına göre yattığımızı.”

Milletleri tarih sahnesinde var eden, vatanı için canının verenlerin bile fedakârlıklarını yasaya bağlayan soyluluktur. Simonides’in kayda geçirdiği kahramanlık, yasaya bağlılıktan ibarettir.

“Vatan tehlikede ise gerisi (yani hukuk) teferruattır” diyenlere bu soylu duruşun milletlerin asıl kimyasını oluşturduğunu anlatmak çok zor. Yasa yoksa, iktidar hukuka bağlı değilse devlet basit bir suç örgütüne dönüşür; düşmanlara gerek yok ortada ne koruyacak bir devlet ne vatan ne de birlik içinde bir millet kalır.

Var olma iradesi, birlikte yaşama formu olan devletin devamlılığı ancak nesilden nesile aktarılan yasa fikriyle vücut bulur. Töreyi her şeyin önüne alarak, yani bu ideale bağlanarak tarihe damga vurmuş bir millet olmak ortak gururumuz değil mi?

İçi boş bir gurur değil; hukuk her zaman kişilerin üzerinde ülke için koruma sağlar. Hukuk sırtınızda yük, önünüzde engel değil, başınız sıkıştığında size yol gösteren rehberdir. Uluslararası ilişkilerde elinizi güçlü kılan dayandığınız yasadır, kişiler değil. Olur olmaz isteklere kişi direnemez ama yasalar kale duvarları gibi geçit vermez.

Ekonomide, dış politikada, iç ve dış güvenliğinizde belirsizliklerin, her an baş gösterecek tehlikelerin ortasında kalmak istemiyorsanız yasalarla oluşturulan bu kale duvarların ihtiyacınız var.

Evet, kişiler ve iktidarlar fani, yasalar kalıcı. Siyaset kimin kazanacağını belirleyen bir oyun değil; ülkede güveni tesis etmek, işbirliğini, en iyinin çaresini aramaktır.

İşte o kalıcı ve iş gören yasalarımız maalesef yok. Hukuk şemsiyesi bu ülkeyi ve vatandaşlarını gücü istismar edenlerin şerrinden koruyamıyor. Timur Soykan’ın açıkladığı yargı dosyalarına bakınca kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Savcının, polisin çete halinde suç işlemesi nasıl mümkün olmuş acaba? Hukuk olsaydı, yasaya bağlı bir devlet iktidarı iş görseydi ekonomide kriz ortaya çıkar mıydı? Allah aşkına ne oldu da ekonomi böyle çürümüş bir bina gibi çöküverdi.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi vatandaşlar için anayasal güvencelerin, ülke için hukuk korumasının ve topyekün zenginliğin garantisi gibi görünüyor. Kişilerin değil yasaların dilini seslendiriyor.

Öyleyse, “Cumhurbaşkanı adayı kim olacak?” sorusunun yerini “parlamenter sistem hangi takvimle ve değişikliklerle işleyecek” sorusu aldığı zaman akıl ölçüleri egemen hale gelecek.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.