Mısır gazetesi Ahram: Türkiye Libya’da kaybetti

Mısır’ın en büyük gazetesi Ahram, Türkiye’nin Libya’da kaybettiğini yazıyor. Gazete başka bir makalede ise altı yıl önce Türk Lirası Mısır Poundu’na göre altı kat daha değerli olduğu için Türklerin tatil için Mısır’a geldiklerini, ancak bu durumun şu anda tersine döndüğünü, Türk Lirası hızla değer kaybederken, Mısır Poundu’nun değerlendiğini, buna paralel gelişmelerin diplomaside de yaşandığını öne sürüyor.

Ahram’ın İngilizce versiyonunda Ahmed Eleiba imzasıyla yayınlanan yazıda, Türkiye’nin Libya’daki askeri macerası karaya oturduğu ancak hâlâ siyasi bir çözüm çabalarını rayından çıkarma kapasitesine sahip olduğu belirtiliyor.

Libya'daki taraflar arasında 7-9 Eylül'de Montrö'de gerçekleşen görüşmenin sonucundan, Ulusal Anlaşma Hükümeti (GNA) Lideri Fayez el Sarrac‘ın Ekim ayı sonunda aniden istifa etme kararına kadar, Libya krizindeki son gelişmeler birçok soruyu gündeme getirdiği belirtilen yazıda, “Bunların en önemlisinin, Sarrac'ın Ankara ile imzaladığı askeri anlaşmalara ne olacağıdır?“ diye soruluyor.

Yazıda, “Pratik anlamda, Libya'daki Türk projesi birçok bakımdan duvara çarptı. Ankara, GNA üzerindeki kumarını kaybetti ve Serrac hükümetinin daha uzun süre dayanacağına olan inancı üzerindeki planları artık gereksiz görünüyor. Sarrac’ın istifasına Türklerin tepkisi buna tanıklık ediyor” ifadeleri de kullanılıyor.

İstifa kararından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada, “Bu tür bir gelişme, böyle bir haberi duyma bizim üzmüştür“ demişti. Erdoğan, Sarrac’ın altı ay daha görevde kalmasını, görevini yeni seçilen hükümete devretmesini umut etmişti.

Erdoğan’ın istediği gibi Sarrac’ın görevini yeni bir hükümete devretmesinin Ankara’nın Trablus ile yaptığı anlaşmalara uygun olarak Libya’da kalıcı bir askeri varlık oluşturma planlarını kolaylaştıracağı ve GNA ile halihazırda imzalanmış veya sonuçlanma sürecinde olan ekonomik anlaşmaları yürürlüğe koyacağı öne sürülen yazıda bu tür planların kaderinin şu anda belirsiz olduğu öne sürülüyor. Yazıda Trablus'taki Türk yanlısı kampın üyeleri Devlet ​​Yüksek Konseyi (HCS) Başkanı Halit el Mişri ve İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın Başkanlık Konseyi Başkanı ve Başbakan Fayez el Sarrac olmadan ellerinin bağlanacağı iddia ediliyor.

Ankara’nın Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah el Sisi’yi hesaba katmadığı, Libya’nın komşuları Tunus ve Cezayir ile bir koalisyon kurmaya çalıştığı ancak bunda da başarı sağlayamadığının altı çizilen yazıda, Türkiye’nin Tunuslu ortağı Ennahda partisi’nin iç sorunlarla boğuşurken, Cezayir’in ise Libya sorununda Ankara ile çalışabilse de istediği her şeyi yapmayacağını gösterdiği ifade ediliyor.

Türkiye’nin petrol paraları ile ilgili planlar yaptığı ancak Libya Ulusal Ordusu’nun petrol vanalarını kapatabileceğini de hesaba katmadığına vurgu yapılan yazıda, Libya'daki BM Destek Misyonu'na (UNSMIL) göre, Türkiye’nin Libya'ya doğrudan askeri müdahalesinin, Ocak 2020'deki Berlin Konferansı'nın hemen ardından başladığı, Batılı ülkeler Kovid-19 problemiyle meşgulken, Ankara’nın ise mevcut durumu avantaj olarak kullanmaya çalıştığı iddia ediliyor.

Yazıda, “Peki, Ankara son gelişmeler ve Libya'daki azalan etkisine nasıl bir çözüm yolu bulacak?” sorusuna ise şu şekilde cevap veriliyor:

“Soruya en iyi cevap, Ankara ile GNA arasındaki askeri bağın doğası dikkate alınarak verilebilir. Bu bağın egemen hükümetler arasındaki sözleşmeye dayalı bir ilişkiden çok “silah satan-müşteri” ilişkisiyle her zaman daha fazla ortak yanı vardı. Ankara'nın sahadaki askeri güç dengesini GNA lehine değiştirmesi, Mitiga ve El Vatiye askeri üslerinin kontrolünü ele geçirmesine ve stratejik konumdaki Tarhuna kasabasını ele geçirmesine olanak sağladı. Bu askeri ivme, Mısır'ın Sirte-Jufra kırmızı hattını ilan etmesiyle durdu, ancak bu Türk silahlarının, Suriyeli ve diğer yabancı paralı askerlerin sevkiyatını durdurmadı. Ocak ayından bu yana Türkiye, GNA tarafından sınırlı anlaşmalar temelinde yapılan ödemelerle 18 binden fazla Suriyeli ve diğer paralı askeri Libya'ya transfer etti. Yüzlerce tank, zırhlı araç, insansız hava aracı ve diğer Türk silahlarının faturaları da petrol gelirleri kullanılarak GNA tarafından karşılanıyor.”

Yaptığı askeri anlaşmalar her ne kadar sorunlu olsa da Ankara’nın Batı Libya’da çok büyük bir askeri alt yapı inşa ettiğini de yazan gazete, AFRICOM’un Türkiye'nin Libya'da S-300 ve S-400 savunma sistemleri konuşlandırdığını yalanladığını ancak bunun, diğer önemli savunma ve hücum kapasitelerinin varlığını çürütmediğinin altını çiziyor.

Yazıda Türk ve Rus heyetlerinin 15-16 Eylül tarihlerinde Ankara’da biraraya gelerek ateşkes ve çözüm sürecini görüştükleri ancak her iki tarafın da ateşkese hazırlıksız yakalandıkları, Sarrac tarafının Türkiye’ye sadece ateşkesi kabul ettiklerine dair kararı ilettiği de vurgulanıyor.

Yazının sonunda görüntünün tersine Türk ve Rus güçlerinin hiçbir zaman çatışmanın eşiğine gelmediği de vurgulanırken, son ateşkes kararından sonra devre dışı bırakılmış gibi görünen iki ülkenin Libya’da kuvvet bulundurmasının beklenen geçiş sürecine gölge düşürüp düşürmeyeceği sorusunu gündeme getirdiği de vurgulanıyor.

Ahram’da yayınlanan Seyid Abdulmecid imzalı “Türkiye’nin U dönüşü” başlıklı yazıda ise Türkiye’nin kendi kendini köşeye sıkıştırdığı yerden nasıl çıkacağının yollarını aradığı belirtiliyor.

Yazının başında altı yıl önce iki ülke arasında yaşanan sıkıntılara rağmen Türk Lirası’nın Mısır Poundu’ndan yaklaşık altı kat değerli olmasından dolayı çok sayıda Türk turistin Mısır’a geldiği, daha sonraki süreçte Türk Lirası’nın dolar karşısında gerilediği, Mısır Poundu’nun ise sadece gücünü korumakla kalmadığı, aynı zamanda Mısır hükümetinin ekonomiyi iyi idare etmesi ve uluslararası finans kuruluşlarının teşvik edici övgüleriyle sürekli değer kazandığı öne sürülüyor.

Türk-Mısır ilişkilerinin geçmişteki güzel günlere geri dönmesinin çok zor olduğunu da yazan Abdulmecid, “Erdoğan ülkesinde Mısır’a karşı zehirli bir nefret çalılığı yetiştiriyor. Öyle ki, gizli veya arka kanal iletişimleri için sık sık yapılan çağrıların bile boşuna olduğu kanıtlandı” diyor.

“Mısır, terör suçlarından aranan bu kadar çok kişiyi Türkiye barındırırken, Ankara'dan gelecek tekliflere nasıl cevap verebilir?” diye de soran Abdulmecid, bu sorun çözülene kadar Mısır-Türkiye ilişkilerinin yeniden kurulmasında bir ilerleme olduğunu hayal etmenin zor olduğunu da belirtiyor.