KKTC’deki Nijeryalılar neden intihar ediyor?

KKTC’de, 100 binin üzerinde üniversite öğrencisi, 20’nin üzerinde üniversite var…

45 bin dolayında öğrenci, üçüncü ülkelerden geliyor…

Bunların yarısına yakını ise Nijeryalı…

Arkasından; Ürdün, Suriye, Kamerun gibi ülkelerden geliyor öğrenciler…

Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi (CMIRS) ülkemizdeki bu “yabancı öğrenciler”e ilişkin yeni bir çalışma yaptı. Bu öğrencilerle, sivil toplum örgütleri ve polisle görüştü. 

Merkezin direktörü Mine Yücel diyor ki:

“Buraya gelen yabancı öğrencilerin çoğu Afrika’dan geliyor. Ülkelerinde bu öğrencileri Kıbrıs’a kanalize eden “Manejer”ler var. Buraya, Amerika ve Avrupa’ya gidemeyen fakir öğrenciler geliyor. Kendilerine burs gibi, okurken çalışıp para kazanma olanağı gibi cazip imkânlar vaat ediliyor. Tüm birikimlerini ortaya koyarak ve en önemlisi bir AB ülkesi devlete geldiklerini zannederek Kıbrıs’ın kuzeyine geliyorlar.

Burada; üniversiteye kayıt yaptırdıktan sonra, bir de bakıyorlar ki, iş imkânları çok sınırlı, hayat çok pahalı, üstelik asgari ücretin altında çalıştırılmak isteniyorlar. Ev sahiplerinin insafına terk ediliyorlar. Ellerindeki birikimler tükeniyor ve “geri dönüşü olmayan” bir kıskacın içine giriyorlar.”

Peki daha sonra ne oluyor?

Burada barınabilmek için, bazıları yasadışı gelir elde etmenin yollarını arıyor… Bazıları suç unsurlarının, bazıları “insan ticareti” simsarlarının eline düşüyor…

CMIRS’ın raporundan öğreniyoruz ki, özellikle Afrikalı siyah öğrenciler fuhuş şebekelerinin, “insan tacirleri”nin insafına terk ediliyor…

Üniversiteler, “dolarları” alıyor, kayıtlarını yapıyor, sonra da “saldım çayıra, Mevlam kayıra” diyerek bu genç insanları “hayal kırıklığı çölü”nün içine salıveriyor…

KKTC’ye “Issız bir hayal kırıklığı çölü” adını kim taktı biliyor musunuz?

Nijerya’dan buraya okumaya gelen ama intiharlara, acı ölümlere, cinayetlere şahit olan genç bir Nijeryalı romancı…

Adı; Chigozie Obioma…

ABD’de bir üniversitede hocalık yapmakta olan Obioma, bir aşk hikâyesi ekseninde yazdığı ikinci romanında bizi dünyaya “afişe” etti…

Kıbrıs’ın kuzeyindeki üniversite gerçeğini, Afrikalı öğrencilere yönelik “ırkçı” yaklaşımları, hepsini tek tek anlattı…

“An Orchestra of Minorities” adını taşıyan roman, ABD’de büyük satış rakamlarına ulaştı. Şimdiden 10’a yakın prestijli ödüle layık görüldü…

Oysa “üniversiteler adası” hayaliyle yola çıkmamış mıydık?

Ekonomisi; turizm ve yüksek öğretime dayanan bir “ülke” olacaktık hani?

Üniversitelerimizden mezun olanlar, dünyanın dört bir yanında bizim “gönüllü elçilerimiz” olacaktı hani?

Ne yaptık?

Bunu da yüzümüze gözümüze bulaştırdık…

Bu ülkede, 4-5 yılda, Nijeryalı 100’e yakın genç intihar etti…

Kimisi kendini 10. kattan aşağıya attı, cesedi apartman önlerinde bulundu. Kimisi asansör boşluklarında can verdi… 

Nijerya Hükümeti “intihar” denilen yoğun ölümlerin hesabını sordu. Bir yanıt bile alamadı…

2019’a kadar medyamızda ayda en az iki Afrikalı öğrencinin intihar haberi yer alıyordu. 

Artık bu haberlere yer verilmiyor… 

Gizlice sansür uygulanıyor…

Ama gerçekler yerinde duruyor…

13 Nisan 2022’de Emmanuel Achiri adlı öğrenci Facebook paylaşımında bakın ne diyor:

“Geçtiğimiz 2 hafta içinde, yabancı öğrenciler arasında 2 intihar ve 2 intihar girişimi olmuştur.”

Bu konuda medyamızda hiçbir haber yok, yetkililerden hiçbir açıklama yok… 

Tam tersine medyada siyah tenli öğrencilere karşı bir “nefret söylemi” yerleşiyor.

Özellikle Pandemi döneminde bu öğrenciler ülkelerine dönemedi, bizimle kaldılar…

O dönemi bizden kat kat daha büyük zorluklarla geçirdiler…

Ne yazık ki, Nijeryalı “çete”lerin bu ülkenin topraklarında kurdukları “suç şebekeleri” sayesinde durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor. 

CMIRS’ın raporuna göre, bu çeteler, öğrenci diye ülkemize getirdikleri kadınların ellerinden pasaportlarını alarak, okula değil bir villaya götürerek, onlara zorla fuhuş yaptırıyorlar...

Aynı rapora göre, Ocak-Nisan 22 tarihleri arasında 9 tane “vaka” ihbarı yapılmış. Bunlar, öğrenci olarak getirilen ve fuhuşa itilen kadınların şikâyetleri…

CMIRS direktörü Mine Yücel diyor ki:

“Bu yaşananlar, halk arasında ciddi etkiler yapıyor. Tüm siyah tenli Afrikalı öğrenciler sanki birer mafya üyesidir, uyuşturucu kullanır, fahişedir, suç işleme potansiyeli vardır” algısı güçleniyor. Bu da yabancı öğrencilere karşı ırkçılık duygularının gelişmesine yol açıyor.”

Dikkat buyurun; bir araştırmaya göre, buradaki yabancı öğrencilerin yüzde 88’i ülkemizde ırkçılığa maruz kaldığını söylüyor…

İşte “yüksek öğretim”de geldiğimiz nokta…

Bu devlet ve üniversiteler, yabancı öğrencileri yıllarca “dolar” olarak gördü. Bu sektör sayesinde dünya zenginleri ürettik.

Ancak yabancı öğrencilere anılarında yer edecek bir Kıbrıs sunamadık. Üniversitelerimiz onlara yeterli psikolojik destek vermedi. Tam tersine kaygı, izolasyon ve depresyonla onları yalnızlaştırdık, ötekileştirdik, akıl sağlıklarını bozduk.

KKTC’yi böyle mi tanınacaksınız?

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar