Sinemada klonlar ve Oksijen

Sinematik'in yeni bölümünde Selim Eyüboğlu, Ali Abaday, Caner Fidaner ve Ahmet Gürata Netflix'in yeni filmi Oksijen üzerinden sinemada bilim kurgu'nun bir alt türü olan klonlama ve klonlar üzerine konuştu.

Spoilerlı yapılan yayının başında Ali Abaday Netflix’in oksijen filminden kim olduğunu bilmeyen bir kadının bir kapsülde uyandığı, koza gibi bir madde ile kaplıyken bu maddeden kurtularak, nerede olduğunu anlamaya çalıştığı ile başladığını söyledi.
 

Filmin ilerlemesi ile kadının bir bilim insanı olduğunu hatırladığını ifade eden Abaday, “Sonrasında bir virüs nedeniyle başka bir gezegene giden koloninin parçası olduğunu fark ediyor” dedi. Ali Abaday, filmi ilginç bulduğunu, çok dar bir ortamda tüm filmin geçmesi ve ayrıca Arnold Schwarzenegger 6. Gün (The Sixth Day) filmindeki gibi bir klonun sorgulamalarını yansıtması açısından sevdiğini aktardı.

Caner Fidaner de Oksijen’in bir kapalı mekan filmi olduğunu, izleyiciyi heyecandan heyecana sürüklediğini ancak beklenen sona giden bir Hollywood yapımı olduğunu da açıkladı. Oksijen’in sinematografik açıdan devrim yaratacak bir yapım gibi gözükmediğini ama izlemesinin zevkli olduğunu sözlerine ekledi.

“Sonuçta insan zekasına övgü gibi görünüyor ancak klonun zekasıymış” sözlerine ise Abaday karşı çıkarak, “Ancak duygu ve düşüncelerini aldığı aynı zamanda kendisini yaratan insan. O sebeple insanın zekasına da övgü denebilir” yanıtını verdi.

Filmdeki uzay kapsülünün hem rahmi hem de tabutu akla getirdiğine dikkat çeken Fidaner, “O kapalı mekan bir doğuma mı yol açacak, yoksa ölüme mi gidecek sorusuna yanıt arıyor. Kimi inanışlarda geldiğimiz yer ve gittiğimiz yer bilinmez. Bu da biraz ona benziyor” yorumunu yaptı.

Selim Eyüboğlu ise filmin paralel olarak şu anki insanın hayatına da paralellik gösterdiğini aktardı.

“Koronavirüs döneminde kapalı mekana hapsolmak, çıkamamak bizim hayatımızda da yer alan bir şey. Özellikle küçük mekanlarda yaşayan insanlar için. Ancak böyle bir metafor olduğunu sanmıyorum. Filmde hoşuma giden şeylerden biri bilgisayarın konuşması ses tonu. Bunun dışımızda kahramanımız kurtulmaya çalışırken belli şeylere zarar veriyor ve bilgisayar bu noktada tekrar tekrar aynı uyarıyı yapıyor. Bu tarz şeyler, insan ile makine arasındaki farkı gösteriyor. Sonuçta klon, ancak aynı zamanda insan. Dolayısıyla o insan olarak yaşadığı gerilimler.”

Eyüboğlu, ayrıca sonunu ilginç ve şaşırtıcı bulduğunu ifade ederek, başroldeki Liz’in ölen kocası ile gitmenin amaçlandığı gezegende görüldüğünü, ancak ikisinin klon olduğunu ve esas çiftin bir şekilde yıllar önce öldüğünü belirtti. Eyüboğlu bu durumun bir paradoks yarattığını çünkü klonun kopya olduğunu ve gözden çıkarılabileceğini fakat, bir taraftan da insan kadar insan olduğunu aktardı.

“Dolayısıyla o klon hiçbir zaman yedek parçaymış gibi görünemiyor. Bu biraz Steven Spielberg’ün Yapay Zeka (AI) filmine benziyor. Orada çiftin çocukları komada, bir android alıyorlar ancak bir uyarı var, ‘Bu androidi tam olarak sevmeyecekseniz fonksiyonları kurmayın çünkü her ne kadar makine olsa da sizi insan gibi sevecektir ve ondan ayrılmak isterseniz bu geri döndürülemez bazı sorunlara yol açıyor’ tarzında bir uyarı var. Bu klon olmakta bir paradoks oluyor. Aynısı tek yumurta ikizlerinde de var.”

Ahmet Gürata ise diğer türlerde korku ve umut gibi durumların olduğunu ama klon ile umudun bir adım öne çıktığını ifade etti. Gürata programa kadar klon filmleri ve bilim kurgunun bir alt kolu olarak klonları düşünmediğini aktararak esasında bu durumun yeni olduğunu, ilk kopya koyunun 1996’da ortaya çıktığını söyledi.

Programın ilerleyen bölümlerinde klonları konu alan filmler ve sinema tarihindeki ilk klonlar hakkında konuşuldu.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.