Körfez-Katar uzlaşmasında anlaşmadan çok temenniler var- The Arab Weekly

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) zirvesinde Katar ve Arap dörtlüsü arasında varılan uzlaşma “dayanışma ve istikrar” ile “diplomatik ilişkilerin tamamen yeniden başlaması” temennisinin ötesine geçemedi.

Sıcak karşılamalar ve liderler tarafından gelecekle ilgili dile getirilen iyimser sözler, zirvenin yapılma gerekçesi olan uzlaşma meselesinin yanı sıra bu uzlaşmanın özüne, koşullarına ve uygulama mekanizmalarına gölge düşürdü.

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan tarafından okunan zirvenin kapanış bildirisinde, "içişlerine karışmama", "terörist oluşumlar, akımlar ve örgütlerle mücadelede işbirliğini güçlendirme" ve "Körfez güvenliğine yönelik herhangi bir tehdite birlikte karşı koymak” taahhüdleri gibi bir dizi genel hüküm dile getirildi. Ancak ilgili taraflardan herhangi birinden bu amaca yönelik pratik bir adım gelmedi. Suudi dışişleri bakanı, boykotçu ülkelerle Katar arasında tam resmi ilişkilerin yeniden tesis edildiğini duyurdu.

Suudi Kralı Selman bin Abdülaziz, uzlaşmanın aynı zamanda Prens Muhammed'in de seçimi olduğunu doğrulamak için zirveye Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başkanlık etmesini sağladı. Suudi veliaht prens, Kuveyt ve ABD'nin çabalarının “El-Ula beyannamesi anlaşmasına varmak için herkesin işbirliği yapmasını sağladığı” şeklindeki sözlerle zirveyi açtı.

Prens Muhammed bin Salman, Katar'la yakın ilişkileri olan Tahran'dan kaynaklı güvenlik sorunu ile “İran rejiminin nükleer ve balistik füze programının oluşturduğu tehditlerle” mücadele çabalarını birleştirme ihtiyacından bahsetti. Ancak Ankara ile Doha arasındaki tartışmalı ilişkiler Arap dörtlüsünün talepleri listesinde yer alsa bile Veliaht Prens Türkiye'den bahsetmekten kaçındı.

Zirve bildirisinde boykotçu ülkelerin talepleri ve Katar'ın bu talepleri nasıl yerine getireceğine dair herhangi bir atıfta bulunulmazken Mısır'a da kısaca değinildi.

Körfez uzmanları zirvenin, krizin kökenleri ve çıkış yolu tartışıldıktan sonra gerçekleşecek siyasi bir uzlaşmadan çok ahlaki bir uzlaşmaya ulaşmayı amaçladığını belirtiyor. 

Yine bu uzmanlar, zirvenin amacının, yeni ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin ortaya çıkaracağı zorluklara yanıt olarak “uygun ve hızlı bir uzlaşma” sağlamak olduğunu da belirtiyor. 

BAE Dışişleri Bakanı Enver Gargaş, ülkesinin El Ula zirvesinin sonuçlarından duyduğu memnuniyeti dile getirirken, "Körfez ülkeleri arasında şeffaf ve güçlü ilişkiler kurmak için güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini" vurguladı. .

Gözlemciler, Suudi Arabistan ve Kral Selman'ın ahlaki otoritesinin zirvenin toplu bir ivme kazanmasına katkıda bulunduğunu söylüyor. Yaklaşım, Körfez zirvesinin önündeki engelleri kaldırmayı mümkün kılıyor, ancak tartışmalı konulara kalıcı ve kapsamlı bir çözümü garanti etmiyor. 

Kuveyt Üniversitesi'nden Yardımcı Doçent Bedir el Seyf, “Suudi Arabistan ile Katar arasında güven artırıcı önlemler alınmaya başlanmış gibi görünüyor. Diğerleri daha sonra katılacak” diyor. 

"Körfez İşbirliği Konseyi'nin yeni bir başlangıca ihtiyacı olduğunu ve sahip olduğundan çok daha fazlasını sunabileceğini" belirten Seyf, "Uzlaşmaya yönelik her adım, hiç adım atmamaktan iyidir" şeklinde ifadeler kullanıyor ve ekliyor: “Her uzlaşmanın önünde olduğu gibi, bunun önü de engellerle dolu olabilir ve sonunda çıkmazlar ve gerilimlerle karşılaşılabilir". Seyf,  ilgili ülkeler arasında yapılacak görüşmelerin "çatışan çıkarlar" göz önüne alındığında "zor" olacağını tahmin ediyor.

Körfez ülkeleri, uzlaşma konusunda neyin kararlaştırıldığını ve meselenin liderlerin kişisel taahhütleri ile mi sınırlı kaldığını öğrenmek için zirveden sonrasını bekleyecekler. 

Gözlemciler, Katarlıların El Cezire'yi dizginlemeyi bir dereceye kadar kabul edeceklerini ve Müslüman Kardeşler için daha az misafirperver olabileceklerini söylüyor.

Ancak BAE, Bahreyn ve Mısır'da endişelere yol açan gelişmelerde bunun ötesinde herhangi bir şeyi kabul etme olasılıkları düşük.

Ayrıca, üç yıldan uzun süredir hüküm süren Körfez gerilimleri de tekrar canlanabilir.

Suudiler için asıl mesele, herkesin anlamlı bir diyaloğa girmeye hazır olduğunu göstermek için yeterince taviz vermesi olacaktır.

Gözlemciler yaşanan sessizliğin Suudi Arabistan da dahil olmak üzere boykotçu ülkelerin Katar'ın zirveden herhangi bir garanti vermeden çıkmasına izin veren belirsiz bir çözümü kabul ettiklerinin kanıtı olamayacağına inanıyor.

Bu durum bu tür bir belirsizlikle uğraşmaktan rahatsız olan Mısır gibi ülkeler için kabul edilemez bir durum.

Kahire, Körfez zirvesinde asıl meseleler konusunda net bir tutum sergilemedi. Mısırlı kaynaklar Arab Weekly'ye yaptıkları açıklamada, Kahire'nin Katar'la uzlaşma meselesini “açığa çıkandan daha fazlasını gizleyen çok karmaşık diplomatik bir mesele olarak” ele aldığını belirtiyor. Kaynaklar, "Bölgesel ve uluslararası değerlendirmelerde Kahire, uzlaşmaya karşı çıkmakla suçlanmamak için nazikçe destekleyici bir duruş sergiliyor" diyor. 

Daha önce medyada zirveye Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah el Sisi’nin katılacağı yönünde iddialar vardı ancak onun yerine Dışişleri Bakanı Semih Şükri'nin katılımı Kahire’nin zirveye yaklaşımını ortaya koyuyor. 

Bu, Kahire'nin zirvedeki sonucu "ne açık bir kabulü ne de kategorik reddi ifade etmeyen" bir duruşu olarak yorumlanıyor. 

Arab Weekly, zirve sabahına kadar Mısır dışişleri bakanı veya başka üst düzey bir yetkilinin zirveye katılıp katılmadığının belli olmadığını öğrendi. 

Mısır'ın Katar'ın davranışında pek bir değişiklik olmayacağını düşünerek ancak bir uzlaşma formülüne karşı olduğu izlenimini vermekten kaçınmak için son dakikada pozisyonunu değiştirdi. Katar Diar Gayrimenkul Yatırım Şirketi'ne ait bir otelin açılışına katılmak üzere Körfez zirvesi bitmeden önce, Katar Maliye Bakanı Ali Şerif El Emadi'nin Suudi hava sahasını geçerek Mısır'a yaptığı ziyarette iki ülke arasında gizli bir anlayışın olduğu izlenimi verdi ve bu durum Mısır'ı biraz tuhaf bir duruma soktu.


@Ahval Türkçe

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.