Sahtesiniz: Güç sadece sizde olsun, herkes karşınızda hizaya dursun istiyorsunuz

Bu sabah, kendi ihtiyaçlarını kendisi göremeyen, ileri derecede bir kanser hastası kadın, bir zamanlar suç olmayan işler sonradan suç olduğu için hapiste uyandı. 

84 yaşında ağır hasta, yürümekte dahi zorlanan ve bir ömürdür hukuksuzca hapiste olduğu ortaya çıkan bir adam, muhtemelen Kürt olduğu için, bu sabah hapiste uyandı.

Mesleki ömrünü mağdurların avukatlığını yapmakla geçirmiş bir adam, hakkında ruh hastası bir itirafçı beyanı dışında delil olmadığı halde hapiste uyandı bu sabah.

Bu sabah, memleketinin tüm insanları barış ve demokrasi içinde yaşasın, eşit ve onurlu birer yurttaş olsun diye mücadele eden, ağzından tek bir şiddet cümlesi çıkmamış başka bir adam başka bir hapishanede uyandı.

Toplumsal eşitlik, kimlikler arası diyalog ve sanat derdinde bir adam, dünyanın herhangi bir yerinde uyanma olanağı varken hapiste uyandı bu sabah.

Bir şair tam 27 yıldır hapiste uyanıyor her sabah.

Bu sabah, o kadar çok insan hapiste uyandı ki.

Hayatımın en büyük kayıp acılarından biri hiç tanımadığım ve muhtemelen hiç tanıyamayacağım bir kadının intiharıdır. 

Femen’in kurucusu Oksana, henüz 30 yaşında değilken, “Hepiniz sahtesiniz” yazan bir not bırakıp gittiğinde insanı hayatta karşılaşmaktan en çok şeyin sahtelik olduğunu bir kez daha hissetmiştim tüm hücrelerimde.

“Hepiniz sahtesiniz!”

Kendi başınıza gelmedikçe hiçbir haksızlık, ahlaksızlık umurunuzda bile değil. 

Siz, demokrasi falan istemiyorsunuz: Siz, kendi gücünüzün sarhoşluğunda kendinizden geçmek istiyorsunuz. Umurunuzda bile değil sizin gibi düşünmeyenler, inandıklarınıza inanmayanlar. Kapı aralığından kolluyorsunuz, şimdi mahalleye gelmiş büyük çocuklar gitse de sıra size gelse diye.

Siz, barış da istemiyorsunuz: Güç sizde olsun ve herkes karşınızda hizaya dursun istiyorsunuz. Dillerini konuşmaya bile izin verirsiniz eğer uslu dururlarsa, hatta onlarla arkadaş bile olursunuz ve siz arkadaşlığın anlamını da bilmiyorsunuz.

Hukuk da istemiyorsunuz, kendi kanunlarınızın korunaklı kucağında canınızın çektiğini yapmak istiyorsunuz. Azıcık kafasını kaldırana bir kanun kitabı fırlatıp, kafasını yarmak sizin derdiniz. 

Suç örgütü liderlerine övgüler yağdıran duayen gazeteci abilerinizi bağrınıza basıyorsunuz ama hoşlanmadığınız haberler yapanlar hapiste çürüsün diye tam tamlar çalıp, ateş etrafında dönmekten hiç çekinmiyorsunuz. Üstelik hiç bir halt bildiğiniz de yok! Önünüze ne konmuşsa doymakla yetiniyorsunuz.

Sizin kadınlarınıza söz söyleyenin gözünü oyarsınız, o denli hassasınız ama başka kadınların çıplak bedenleri üstünde tepinilirken, sırf başları kapalı diye eziyet edilirken kafanızı öte tarafa çevirebiliyorsunuz rahatlıkla. 

Bitmiyor bu iğrenç döngünüz. Zalimlikle mazlumluk arasındaki nöbet değişiminden sanki gizli bir zevk alıyorsunuz. Düşmanlıkla besleniyor, kendi ahlakınıza dahi uymak istemiyor, kutsallarınızı siper yapmaktan ve onları birer nesne haline getirip çamura bulanmasını izlemekten de rahatsız olmuyorsunuz.

Vatan, millet, din ya da Atatürk, ülkü, inanç ya da devrim; kutsallarınız sizin hakkınızda ne düşünüyor, onu da merak etmiyorsunuz.

Yeri geldiğinde susmuyor, bir an durup düşünmüyor ve asla ama asla utanmıyorsunuz.

“Hepiniz sahtesiniz!”

“Hepimiz sahteyiz!”

Ve bu sabah hepimiz bir hapishanede uyandık. 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.