İran yeni suikastların hedefi olur mu?

2020’nin hemen başında İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’ye yönelik 3 Ocak’ta ABD tarafından bir suikast gerçekleştirilmişti. Yıl, yine en az Süleymani kadar önemli başka bir isim, General Muhsin Fahrizade Mahabadi’ye 27 Kasım’da düzenlenen başka bir suikast girişimi ile kapatılıyor. Her iki isim de İran rejiminin kilit isimleri arasında yer alıyordu. 

“Ortadoğu’da her taşın altındaki isim olarak“ adlandırılan Süleymani’ye yönelik dronlarla gerçekleştirilen Bağdat’taki saldırı sırasında Iraklı Şii grupların çatı kuruluşu Haşdi Şaabi’nin komutanı Mehdi el Mühendis de öldürülmüştü. Tahran yakınlarında suikaste kurban giden İran nükleer programının mimarı Fahrizade olayının arkasında ise İsrail istihbarat teşkilatı Mossad bulunuyor. İsrail suikastten dolayı dünyanın kendisine teşekkür etmesi gerektiğini duyurdu. 

İran medyasında çıkan haberlere göre Muhsin Fahrizade, silahlı suikastçilerin arabasına ateş açmasının ardından yaralandı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Daha önce de 2010 ve 2012 arasında, dört İranlı nükleer bilim adamı suikasta kurban gitmiş, İran cinayetlerin sorumlusu olarak İsrail’i işaret etmişti.

Bu yılın Haziran ve Temmuz ayları boyunca İran’ın farklı yerlerinde meydana gelen patlama ve yangınların da İsrail ile ilgisinin bulunup bulunmadığı bilinmiyor. 

26 Haziran’da Tahran yakınlarındaki Parçin’deki bir silah deposunda patlama meydana geldi. Bu patlamadan birkaç sonra Şiraz’da elektrikler kesildi. 

Yine 30 Haziran’da Tahran’ın merkezindeki bir tıbbi klinikte meydana gelen patlamada en az 19 kişini hayatını kaybetti. 

Temmuz ayı başında ise İran nükleere programının merkezlerinden Natanz’da bir kaza yaşandığı yönünde bilgiler İran medyasına yansıdı. İran daha sonra konuyla ilgili yaptığı açıklamada tesislerde büyük bir hasar meydana geldiğini duyurdu. 

Bir gün sonra 3 Temmuz’da ise Şiraz’da büyük bir yangın meydana geldi. 4 Temmuz’da bu kez ülkenin güneyindeki Ahvaz’da benzer bir yangın çıktı. 

Süleymani suikasti sonrasında olduğu gibi Fahrizade de öldürülünce İranlı tüm yetkililer intikam açıklamaları yaptı ve İsrail hedef gösterildi. Süleymani suikasti sonrası Irak’taki bazı ABD üslerini hedef alan İran, Süleymani’nin intikamını aldıklarını öne sürmüştü. Ancak 8 Ocak’ta Ukrayna Havayolları’na ait bir uçağın cruise füzesi sanılarak İran tarafından düşürüldüğünün ortaya çıkması Süleymani suikastinden dolayı ABD’ye yönelen tepkileri gölgelemişti. 

Fahrizade suikastinin Mossad’ın yalnız başına bir operasyonu mu, yoksa ABD ile ortaklaşa mı gerçekleştirildiği bilinmiyor. 

Amerikan medyası bu ay başında Trump’ın görevi bırakmadan önce danışmanlarına İran’ın nükleer tesislerine bir operasyon düzenlemek istediğini söylediğini, ancak danışmanlarının bu yönde bir adım atmasını engellediklerini öne sürmüştü. 

Fahrizade daha önce Netanyahu’nun doğrudan hedefi olmuştu. 2018’deki bir televizyon programında Netanyahu, bizzat Fahrizade’ye işaret ederek, İran nükleer programının önde gelen bu isminin unutulmaması gerektiğini söylemişti. 

İran bu ay ortalarında El Kaide’nin iki numaralı olduğu öne sürülen Ebu Muhammed el Masri’ye yapılan suikastle de gündeme gelmişti. Amerikan medyası el Masri’nin yine bir Mossad operasyonu ile ortadan kaldırıldığını iddia etmiş, ancak İran bu yöndeki iddiaları reddetmişti. 

Batılı istihbarat örgütleri bazı üst düzey El Kaide liderlerine İran’ın ev sahipliği yaptığı yönünde daha önce de bilgiler paylaşmıştı. ABD Başkanı Donald Trump da geçtiğimiz yıl İran’da olduğu öne sürülen El Kaide’nin kurucusu Usame bin Ladin’in oğlu Hamza’nın öldürüldüğünü açıklamıştı. 
Yaşanan son Fahrizade suikastinin amacının yeni ABD Başkanı Joe Biden’ın muhtemel bir İran yakınlaşmasının önünü kapatmak olduğuna dair iddialar da gündeme geliyor.

Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü Başkan Yardımcısı Dr. Eran Lerman, suikastin Biden’a bir mesaj olduğunu öne sürüyor. İsrail’in sağ tandanslı gazetelerinden İsrael Hayom’daki 29 Kasım tarihli makalesinde Lerman, “İran’ın önde gelen nükleer bilim adamının ortadan kaldırılması Kasım Süleymani‘nin öldürülmesi kadar İran yönetimi için bir darbe anlamına geliyor. Ama aynı zamanda Washington'daki bir sonraki yönetime de mesaj. Yeni başkan, İran'ın nükleer projesini başka bir diplomatik mesele gibi ele alamayacak” diyor. 

ABD Başkanı Donald Trump, İran‘la 2005’te varılan nükleer anlaşmadan Mayıs 2018’de çekilmiş, bu karar başta Avrupa olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden tepki çekmişti. ABD’nin yeni başkanı Biden’ın ise bu anlaşmaya yeniden dönme konusunu kurmaylarıyla tartıştığı biliniyor. 
Ancak Biden’ın İran’a yönelik yumuşak tavrı İsrail, bazı Körfez ülkeleri ve ABD’deki şahinlerin tepkisini çekiyor. 

Bundan dolayı da son saldırının Biden’ın gelmesiyle İran’a yönelik yumuşamaya engel olmak ve İran’ı tahrik etmek amacı taşıdığı da öne sürülüyor. 

Ancak Biden’ın İran’a yönelik suikastlerin önünü alıp al(a)mayacağı bilinmiyor. Çünkü özellikle İsrail’in bazı Körfez ülkeleriyle yaptığı anlaşmalardan sonra İran’ın burnunun dibine yerleşmesi de söz konusu. Şu ana kadar İsrail ile anlaşma yapan üç Arap ülkesi; Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan. Ancak Umman’ın da bu yönde bir adım atmak için hazırlık yaptığı öne sürülüyor. Suudi Arabistan‘ın ise her ne kadar ilişkileri normalleştirme konusunda herhangi bir adım atmamış olsa da istediği zaman hava sahasını İsrail’e kullandırdığı biliniyor. 

İsrail ve ABD’nin, ülkenin en iyi korunan iki ismini bu yıl içinde ortadan kaldırması başka suikastlerin de düzenlenebileceği yönündeki iddiaları güçlendiriyor. Özellikle de Biden’ın İran’la atabileceği herhangi bir yumuşa adımı öncesi bu tür eylemlerin gerçekleştirilebileceği öne sürülüyor. 

İsrail daha önce de Suriye‘deki İran yanlısı milis güçlere ağır darbe indirmiş, düzenlediği saldırılarla özellikle Kataib-i Hizbullah, Lübnan Hizbullahı, Fatimiyyun ve Zeynebiyyun örgütlerinin militanlarını önemli bir kısmını ya imha etmiş, ya da bunların Irak ve İran’a çekilmelerini sağlamıştı. 

İsrail’in hedefindeki isimlerin yine Devrim Muhafızları ile nükleer programda görevli üst düzey isimler olabileceği belirtiliyor. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.