Hukuku bırakalım da, bugün neredeyiz?

Lise birinci sınıftan beri hukukun içerisindeyim. İlk gençliğim, ergenliğim, gençliğim hep hukukla geçti. Koskoca bir orman ile minicik bir fidanın ilişkisi gibi. Şimdi orta yaşlara geldim, “hukuk ilmi” ile ilişkimiz halen devam ediyor, sanıyorum ki ben ölünceye kadar da devam edecek bir dostluk bu.

Edebiyat ve tarih ile de arkadaşlığım yeni değil. Bu dalların eğitiminin verildiği bölümlerden yeni mezun olmuş gençler kadar vakıf olduğumu düşünüyorum bu alanlara.

Aruzu da seviyorum, Türk destanlarını da. Ali Kemal Belviranlı ve Mehmet Akif’i aruzda, Dede Korkut’u da Türk tarihinde üstad kabul ediyorum.

İngiliz edebiyatını da seviyorum, İslam tarihini de. Birinde Mina Urgan’ı, diğerinde Mustafa Asım Köksal’ı takip ediyorum.

Bana göre müzik enstrümanlarının şahı ve padişahı olan “ney” ile de ilişkimiz gayet sağlam. Birbirimizin dilinden anlayabiliyoruz.

Veyahutta henüz barista seviyesinde olmasa da “kahve” ile yarenliğim de gayet kuvvetli.

Geleneksel erkek tıraş sistemi, malzemeleri ve usulleri ile de 10 yılı aşkın süredir düzeyli bir birliktelik yaşamaktayız.

Türkçe olsun, İngilizce Almanca veyahutta Osmanlıca olsun onlar beni sever ve ben de onları sever sayarım.

Teoloji de ilgi alanlarımdan. Bu alanda çok okuma yaptım. Bu aralar Mehmet Akif’in kayıp mealini, Yaşar Nuri Öztürk’ün iniş sırasına göre mealini ve Hüseyin Atay’ı okuyorum.

Kilo durumumdan da belli olacağı gibi yemeklerle de aram çok iyi. Özellikle et yemekleri konusunda mahirim diyebilirim.

Entellektüel değilim ve olamam da. Zira (her Türk yetişkininin % 98’inde olduğu gibi) annem ortaokul, babam ise lise mezunu. Onların üst soylarının ise örgün eğitimleri yok.

Bir insanın entellektüel olması için ailesinin 3 kuşak boyunca üniversite mezunu olması gerektiğine ben de inanıyorum.

Ancak öyle bir çağı yaşıyoruz ki, bırakın entellektüelliği, vasatlık bile artık bulunmaz bir meta olmuş. Ezici ekseriyet vasatın altında.

Her ne kadar insanlık, teknoloji açısından altın çağını yaşasa da, toplumların geneline baktığımızda eğitim ve bilgiye verilen önem geçmişte göklerde iken bugün yerlerde sürünüyor. Aynen doğru ve yanlışın bugün aynı dükkanda omuz omuza satılmakta olduğu gibi.

Sadece okumamış halk tabakalarında bu böyle değil, okumuş mürekkep yalamış profesörler bile her gün ekranlara çıkarak vasat derecede dahi birikimleri olmayan konularda tartışma programlarında ahkam kesiyorlar.

Balık baştan kokar sözünde olduğu gibi bunlardan örnek alarak bir konuda birkaç tweet okuyan veya kısa bir video izleyen veyahutta bir tek makale okuyan kişiler de o konuda kendisini bilgin kabul ediyor ve sözü kimseye bırakmıyor.

Hayatın her alanını vasat altı düzen, bayağılık, cahil cesareti kaplamış durumda. 200 sene önce “Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir” diyen Goethe bugün yaşamış olsaydı ne derdi bilemiyorum. Dünya artık vasat insanlar için bile bir cehennem olmaya başladı çünkü.

Madem vaziyet böyle, yukarıda bahsettiğim alanlardan herhangi birisinde “sazı elime alabilirim” artık.
Zira bu konulara aşinayım, bu dallar ile arkadaşlık ilişkisi var aramızda.

Uzun lafın kısası bu alanlarda vasat sayılırım.  

Burada yazmış olduğum yazıların hep “hukuk” ana çerçevesi içerisinde kalmasına fevkalade özen gösterdim. İnsanın en iyi tanıdığı kişi dostudur. Onun için, dostunu en iyi bilir ve en iyi onu anlatabilir insan. Bu sebeple ben de en iyi bildiğim şeyden, en iyi dostumdan söz etmek istedim hep.

Ama başlıkta da yazdığım gibi, bugün hukuk konuşmak istemiyor canım. Zira hukukun da eli kısa, hukukun da çözemeyeceği çok şeyler var. Ne de olsa, hukuk da kusurlu bir bilim dalı.

Ülkenin içinde bulunduğu durumdan (bana göre) yegane çıkış yolu hakkında konuşmak istiyorum bugün.

Zira bugün ülkenin parasının değerinin 1994’ten bu yana en düşük seviyeye gerilediği, yüzlerce milyar doların nereye gittiğinin hesabının sorulamaz olduğu, dünya hukuk endeksinde ülkenin yerinin son sıralara düştüğü gündür bugün.

İktidarın istemediği bir kararı veren ülkenin en üst mahkemesinin hükmünün, yerel mahkeme tarafından yok hükmünde kabul edilerek uygulanmadığı gündür bugün.

Davasına baktığı iş adamının doğum günü partisine katılmayı alışkanlık haline getiren, ülkedeki anayasal değişikliklerin mimarı olduğu iddia edilirken uyuşturucu tacirleri ile enseye şaplak ilişkisi olduğu ortaya çıkan, yeni bir muhalefet partisi kurulmasını Gemerek’ten dahi engelleyen kişilerin türediği gündür bugün.

Zira bugün eğitimin felç olduğu, 15-(8-3) sorusunu bile 750 bin gencimizin yapamaz olduğu, üniversiteye rektör olarak atananlardan dahi “eğitimin önemli olmadığı” yolunda sözlerin sadır olduğu gündür bugün.

10 yıldan beri ülkede bırakın taş üstüne taş konulmasını, geri vitese takılarak gaza basıldığı, "Daha önce de söylediğim gibi, sadece tekrarlıyorum, eğer Türkiye benim büyük ve benzersiz bilgeliğimle sınırı aşmak olarak değerlendirdiğim bir şeyi yaparsa, Türkiye'nin ekonomisini tamamen yok edeceğim (daha önce de yaptığım gibi!)” diye ülkeyi tehdit etme hakkı verilen devlet başkanlarının türediği, ülkenin pasaportu ve itibarının hiç olmadığı kadar gerilere düştüğü gündür bugün.

Zeytinlikler, sit alanları ve kıyılarımızın yok olma riski ile başbaşa kaldığı, yabancılara SİHA satmak ile övünülürken yangınlara müdahale edecek uçak olmadığı için ülke ormanlarının, içerisindeki canlılarla birlikte yanıp kül olduğu, Milletin fakruzaruret içerisinde harap ve bitap düştüğü gündür bugün.

Kurtuluş Savaşı döneminde, 1921 yılında yani yedi düvele karşı savaşılırken bile yapılan antlaşmalarla Türk toprağı olarak kabul ettirilen Süleyman Şah Türbesi ve 10 dönümlük arazisinin, yani Türkiye’nin yurt dışındaki tek toprak parçasının kaybedildiği gündür bugün.

Ve maalesef görmüş geçirmiş yaşlıların “bunca yıllık hayatımda ülkenin bu hale düştüğünü hiç görmedim” dedikleri, Türkiye insanının gülmeyi unuttuğu, herkesin bir başkasını düşman olarak benimsediği gündür bugün.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.