Yektan Türkyılmaz: ‘Spor, sağlık, ekonomi, hukuk… Her şey aynı anda birlikte çöküyor’

Türkiye, AKP yönetiminin yolsuzluk ve bilgisizlik politikaları sonucu büyük bir yıkım sürecine girmiş bulunuyor. Korona kriziyle sarsılan ülkenin hazinesi tam takır, sağlık sistemi çöküntü halinde… Ağır baskı rejimine rağmen açlık tehdidiyle karşı karşıya olan işçiler, madenciler sokaklarda… Salgının bedelini en ağır ödeyen kesim olarak içinde bulundukları koşulların giderek ağırlaşması kaçınılmaz.

AKP-MHP Rejimi bu tabloda elindeki son silaha başvuruyor: Baskı ve yalan… Her gün yüzlerce Kürt veya Cemaat mensubu olduğu iddia edilen insan gözaltına alınıyor. Koronanın başını alıp gittiği bu dönemde cezaevi nüfusuna yeni insanlar ekleniyor. Baskıya eklenmiş bir yalan rüzgarı var ülkede. Ekonomi rakamları gibi sağlık rakamları da koca bir yalan. Korona ile ilgili açıklamalara doktorların verdiği yeni bir isim var: Fahrettin çarpanı…

 Korona ile mücadele ekonominin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle gerekli önlemleri alamayan iktidar, ülke kasasını boşalttığı için zordaki halka gerekli desteği de veremiyor. Geniş yığınların yaşam koşulları her geçen gün daha da zorlaşıyor ve milyonlarca insan yakın tarihte eşi görülmemiş bir açlık tehlikesiyle karşı karşı kalmış bulunuyor.

Dış politikasını askerileştiren ve savaşçı bir tutum alan rejim, bu tavrı nedeniyle uluslararası arenada yalnızlaşmış ve güvenilmez hale gelmiş durumda. Avrupa Birliği yaptırım tehdidi karşısında MHP vetosu nedeniyle “hukuk reformu” yapamayan Erdoğan’ın tek şirin görünme hamlesi AB zirvesi ve öncesi Oruç Reis gemisini geri çekmek oldu ama kimse buna güvenmiyor. Yarın tekrar ne yapacağını herkes biliyor çünkü…

Amerika’da Biden’ın iş başına gelme günü yaklaştıkça Erdoğan’ın uykuları kaçıyor çünkü Biden’ın Ankara’ya yönelik yeni bir karar alması gerekmiyor. Hukuku ve kurumları devreye sokması, Erdoğan için sonun başlangıcı anlamını taşıyor. Bu gelişmeleri Yektan Türkyılmaz ile konuşup değerlendirdik:

“Kişi kültürünün iktidar bloku-rejim üzerindeki kontrolünü, ayrık sesleri susturma kontrolünün elinden kaçtığı tarih 31 Mart Yerel Seçimleri’dir. Erdoğan’ın suskunlukları, birbiriyle çelişen açıklamaları, AKP ve MHP içerisinden gelen farklı seslere ilişkin ne yapacağını bilemez hali, bu post-Erdoğan döneminin başlangıcıdır.

Bu, ‘Erdoğan bütün gücünü kaybetti’ demek değildir. ‘Erdoğan’ın kişi kültü tümden yıkıldı’ demek de değil. Erdoğan blok içerisindeki sesler içerisindeki en güçlü ses haline gelmiştir. Aynı dönemde olan bir gelişme de bu dönemde MHP, AKP içerisinde, AKP’nin kendi disiplinin aşarak ittifaklar geliştirmeyi başardı. 

Bir tarafta Pelikan grubu bir tarafta Süleyman Soylu grubunun çatıştığını söylüyoruz. Bu iki grup da AKP içerisinde. MHP’nin de bu iki grubun hareketleri üzerinde büyük etkisi olduğu çok açık.

Bugün artık işin çok farklı noktaya geldiğini görüyoruz.

MHP-AKP krizleri, AKP’nin içerisindeki sarsıntıların ardından geliyor. MHP ile AKP arasında bir gerilim var. Bu gerilim bir olgunluğa ulaşıp, bardağı doldurup da taşmıyor. Daha ziyade AKP’nin içerisindeki sarsıntıların ardından MHP’nin müdahalesi geliyor. Bu şu demek: MHP’nin bir blok olması kendi içerisinde parçalanmayan bir yapı olması bir taraftayken, AKP’nin sürekli parçalandığı bir durum söz konusu.

Albayrak istifası Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası en büyük kırılmalarından biri. Erdoğan’ın Türkiye’nin yönetimini paylaştığı kişi ayrıldı. Beraberinde yeniden parsellenmesi gereken bir alan ortaya çıktı. Bence MHP’nin rahatsızlığının temeli bu. Yani MHP ne zaman Erdoğan tarafından doğrudan kontrol edilen alanlarda boşluk çıktıysa o zaman hak talep ediyor. Bunu da efektif olarak alıyor. AKP cephesinde çokça drama varken, MHP çok kendinden emin, istediğini alıyor, istediğini serbest bıraktırıyor. Yavaş yavaş ilerliyor. Erdoğan tarafında ise AKP içerisindeki elit çözülüyor.

Hep söyleniyordu: Tabanda bir çözülmenin AKP’nin kadro yapısında da bir çözülmeye neden olacak. Ben bunun tersini düşünüyorum. AKP’deki elit iktidar çözüldükçe tabanda da hızlı bir kayma başlayacak. Artık o noktaya geldik.

Erdoğan’ın elit ittifakını tutamaması tabanı çözecek.

Yapılan araştırmalara bakıyorum: Türkiye’de açlık gerçek bir tehdit olarak önümüzde duruyor. Bizim bilmediğimiz türden bir yoksullukla, açlığın bir ihtimal olarak çıkacağı bir duruma gidiyor Türkiye. İnsanların zor durumda olmaları isyan etmelerini sağlamıyor. Siyasi elitin bütünlüğünün bozulması, siyasal çöküşü bence etkili oluyor. Şunu görmek gerekiyor: Bu çözülme gelecek.

Türkiye'de devlet tarihinde görülmemiş bir çöküş yaşanıyor. Türkiye'de her şey aynı anda iflas ediyor. Yıkıntı artıyor, bu da yeni bir sistemin kurulmasına vesile olacak."