Fatih Terim’i gönderen Burak Elmas sadece tebrik edilir…

Galatasaray’da Fatih Terim dördüncü kez gönderildi. Gönderilmesinin ardından Terim’in geçmişteki başarılarından dem vuranlar, Burak Elmas’ı eleştirdi.

Altı ay önceki seçimde Fatih Terim, Burak Elmas’ın seçilmesi için dört koldan çalışmış ve seçimde Elmas’a oy istemişti. Üstelik avukatını ve kendisine yakın bir ismi daha yönetim kuruluna sokmuştu. (İki isim de bir süre önce istifa etmek zorunda kaldı.)

Terim, çalıştığı tüm başkanlarla kavga etti. Fiorentina’da Cecchi Gori, Milan’da Silvio Berlusconi, Galatasaray’da Faruk Süren, Özhan Canaydın, Ünal Aysal, Mustafa Cengiz ve seçilmesi için çalıştığı Burak Elmas…

Kendi seçtirdiği başkanla kavga etmeyi bile başardı. Çünkü kendisini ‘başkanlar üstü’ bir pozisyonda görüyor. Bu onun narsist kişiliğinden kaynaklanıyor.

Kavga etmediği kişi, kulüp, ve kurum kalmadı. Federasyonla kavgalı, MHK ile kavgalı. Hatta Ali Koç ile de. Kavgalarının bedelini de hep Galatasaray ödedi.

Bakın sadece Ali Koç ile olan kavgası yüzünden kulüp Koç’a 200 bin dolar tazminat ödemek zorunda kaldı. Kişisel kavgasını kulübün bile üstünde gördü. Yönetime baskı yaparak stadyumda yer alan Koç Holding'e ait Divan Restaurant'ın sözleşmesini feshettirdi. Kulüp, Koç’a 200 bin dolar tazminat ödemek zorunda kaldı.

Aldığı cezalarla takımının başında olamadı ve puan kayıpları yaşandı. Yanlış transfer politikası ile kulübü milyonlarca Euro zarara uğrattı.

Hocanın son döneminde 55 transfere yaklaşık 74 milyon Euro harcandı. 1 Milyar 100 milyon TL’yi aşıyor. Yapılan transferler ise bekleneni veremedi. Başarısızlıklar sonucu yaşanan gelir kaybı milyonlarca Euro…

Terim’in son dönemde artı ve eksilerini yazacak olsak, eksiler daha ağırlıkta olacaktır. Takıma hakim değil. Merhum başkan Mustafa Cengiz, Terim yönetimindeki takımda disiplinsizlikten yakınmıştı.

Taraftar son üç yılda her maçı diken üstünde izledi. Terim, başarısızlıkta her zaman bahanelerin ardına sığındı.

Teknik heyetinin kalitesizliği de en büyük eleştiri konusu oldu. Kulübede Selçuk İnan ve Necati Ateş gibi hocanın her dediğini yapan, farklı fikir beyan etmekten çekinen isimlere yer verdi. İtiraz edebilen Hasan Şaş gibi isimlerin bileti anında kesildi.

Elmas yönetimi, kulübeye yeni antrenör önerisini Terim’e kabul ettiremedi. Terim, yüksek egosu, narsist kişiliği nedeniyle her şeyin sadece kendi kontrolü altında olmasını istiyor. Bu yüzden Florya’daki yönetimi, çalışanı, güvenliğine kadar tüm personeli kendisi seçiyor.

Seçimle gelen yönetimde yer alan Işıtan Gün’e bile Florya’ya giriş yasağı koyuyor. Teknik direktör, kulübün personelidir. Ama Galatasaray’da yıllardır Terim kendisini her şeyin üstünde görüyordu.

Futbolcular açısından da durum hiç de iç açıcı değildi. Kötü antrenmanlar, taktiksiz maça hazırlık, forma adaletsizliği gibi birçok nedenden dolayı huzursuzluk yaşanıyordu.

Mostafa Mohamed de sezon başlarken Fransa’ya gitmek istedi. Terim ile çalışmak istemiyordu. Mbaye Diagne, sosyal medyada forma adaletsizliğinden şikayetçi olmuştu. Halil Dervişoğlu’nu kast ederek, “anlıyoruz o senin oğlun ama kimse beni küçük düşüremez, kimse beni istediğinde kullanamaz" siteminde bulunmuştu. Takımda ‘evlatçılık’ almış başını gitmişti.

Gedson Fernandes bile Terim ile gelişim gösteremeyeceğini belirterek, "daha az forma şansı bulacak olsam da Benfica'da kalacağım" diyerek gelmemişti.

Terim ile oyuncular kendilerini geliştiremiyor. Altyapıdan gelen bir oyuncu yok. Son hafta genç futbolcu Işık Kaan Arslan’a yer verdi. Bunun projesinin bir parçası olduğunu söyledi. Ama esas neden kadrodaki ciddi eksikliklerdi. Takımda 11 kişi eksik olmasa, genç oyuncu şans bulamazdı bile. Ve bunu da ‘proje’ olarak taraftara yutturmaya çalıştı.

Maçta ise en büyük kozunu sahaya sürdü. Galatasaray altyapısından gelen ‘evladı’ Arda Turan. Aşırı kilosuyla maçın kurtarıcısı olarak sahadaydı. Taraftarı çileden çıkaran da bu oldu.

Terim'in özellikle saha kenarında oyunculara tepkisi de oyuncuların moralini bozuyordu. Genç futbolcular, yaptıkları her hatada korkuyla kulübeye bakıyor. Bu da sahada inisiyatif almalarını engelliyordu.

Altyapıdaki oyuncular da Galatasaray’da gelişemeyeceklerini gördükleri için peş peşe kaçıyor. Mustafa Kapı, Bartuğ Elmas gibi gençler Terim yönetimindeki Galatasaray’da bir gelecek göremiyordu.

Terim’in şans vermediği ve kiraladığı oyuncular ise gittikleri takımda yıldızlaştı. Yunus Akgün, kiralandığı Adana Demirspor’da devleşti. Galatasaray’a karşı oynadığı maçta iki gol attı ve Galatasaray’ı üç puandan etti.

Muslera’nın sakatlığı sonrası kaleci ihtiyacı doğdu. İsmail Çipe’nin sözleşmesini uzattıran Terim, Okan Koçuk’u Giresun’a kiraladı. Giresun mağlubiyetini de Okan’ın başarılı performansı sağladı. Terim’in kadroda düşünmediği Okan, kalesini gole kapattı ve Galatasaray mağlup olarak Terim’in bileti kesilmiş oldu.

Terim’in dördüncü dönemini her yönüyle ele aldığınızda neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Verdiği zarar, getirisinden çok çok daha büyük.

Gönderildiğinde Terim’e yakın medya mensupları, Terim gibi bir efsaneye sabır gösterilmesi gerektiğini ve kovulmasının yanlış olduğunu savundu. Her başarısız sonuçta Terim, üç yıllık projeye başladıklarını söylemiş ve geçmiş dönem başarılarından örnekler paylaşmıştı.

Gerçekten Terim’e bir yıl sabır gösterilebilir miydi? Burak Elmas, sezon sonuna kadar Terim ile devam konusunda ısrarcıydı. Zaten yönetimde gönderilmesini isteyenlere de Terim için sabır gösterilmesini söylüyordu.

Ancak Terim’in kredisini son maçlar bitirdi. Kötü futbola rağmen kendisini, “iyi futbol oynuyoruz, sadece gol sorunu yaşıyoruz. Taraftarın futboldan şikayet etmeye hakkı yok” diyerek savundu. Herkesin gördüğü kötü futbolu, olumlayınca, kurtarıcı olarak da Arda’yı tercih etmesiyle projenin Terim ile başarıya ulaşmayacağı görüldü.

Terim onca transfere rağmen her yıl ocak ve haziran aylarını işaret ediyor. Yine transfer istiyor. Sürekli oyuncuların değişmesi gerektiğinden söz ediyor. Ancak değişim sırasının kendisinde olduğunu bir türlü kabullenemiyor.

Her şeyden öte Galatasaray’ın değil bir yıl, kaybedecek bir haftası bile yok. Hatta geç bile kalındı. Galatasaray, bu sezon şampiyonluğu kaybetti. Takım zaten üç yıldır şampiyon olamıyor. Büyük bir gelir kaybına uğradı. Eğer lig üst sıralarda bitirilmez ve Avrupa’ya gidilmezse önemli gelir kaybı yaşanacak.

Bankalar Birliği ile yapılan borç anlaşması gereği ödemeler de bu sene başlıyor. Korona nedeniyle stat gelir kaybı, döviz kuru zararı da eklenince Galatasaray’ı karanlık bir dönem bekliyor.

Fatih Terim ile başarısızlığın bedelini Galatasaray henüz ödemeye başladı. Yerli oyuncular nakit sıkıntısı nedeniyle maaş alamıyor. Gelir kaybı nedeniyle ödemeler aksayacak.

Galatasaray Başkanı Burak Elmas son açıklamasında, kulübün Hami Başkanı Tevfik Fikret’in  “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” sözlerini sarf etmişti.

Kulübü borçlar nedeniyle bankalar yönetecek. Bakalım Fatih Terim’in başarısızlıkları yüzünden ‘fikri hür’ bir Galatasaray’dan söz edebilecek miyiz?

"Müflis tüccar, eski defterleri karıştırır" hesabı, Terim’i sevenler, mazisiyle övünerek hocanın gönderilmemesi gerektiğini söylüyor. Başarısızlığını, mazisiyle örtemez, görmezden gelemezsiniz. Terim, Galatasaray’dan üstün değildir.

İlla mazisiyle övünecekse, halihazırda Netflix kendisiyle ilgili belgesel çekimi yapıyor. Mazisiyle övüneceği en iyi platform Netflix olabilir. Galatasaray teknik direktörlük koltuğu değil… Orada tüm başarılarını anlatabilir.

Her yönüyle Burak Elmas, Terim’i göndererek kendisi açısından zor bir karara imza attı. Büyük cesaret gösterdiği için tebrik edilmeli…

Burak Elmas, Fatih Terim'i göndererek Galatasaray'ın 'gerçek' ve 'tek' başkanı oldu...

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.