Covid-19’la savaşta taktik yenilgiler

Bugünlerde makalelerimde hiç keyif yok, çünkü içim istemiyor. Dünya’da ve Türkiye’de SADECE 2 sorun var:  Artan sefalet ve salgın! Diğer gündemler sunidir.  Bu sözü değerli emekli bankacı Sayın Piraye Antika’ya borçluyum (eğer twitter’de okuduğum bu paylaşımı yanlış kullandıysam özür dilerim).  Ama dünya Trump show, Türkiye ise HDP ve “sözde Cumhurbaşkanı” sözü suç mu, bunlarla meşgul. Nasıl  keyifle yazayım ki?  Neyse, görev aşkıyla sarılıyorum kaleme ve gerçek gündemi ilginize getireceğim, okunmayacağını bile bile.

Batı ajanslarında manşet haber:  Çin’de 103 yeni corona vakası ardından, Beijing savaş ilan etti”.  Dünün manşet haberi:  DSÖ’den corona uyarısı: 2021 için hiç umutlanmayın.  Aşılanma kampanyası çok yavaş ilerlerken;  hastalığa yakalanların sayısı 90 milyonu aştı, ölümler 2 milyona dayandı. Worldometers.info sitesine göre dün itibarıyla hastalığa yeni yakalanların 7 günlük hareketli ortalaması 738 bine vardı.   Ve en kötü haberi de en sona sakladım:    Brezilya’dan Çin aşısı CoronaVac ilgili yeni açıklama: Aşının ‘genel koruma oranı’ yüzde 50,38.  Bu haberi T24.com.tr’den aldım, ama orjinali de buradadır.

Ek olarak, virüsün her gün yeni bir mütant varyantı keşfediliyor, en son örnek Japonya’dan geldi.  Henüz kulllanıma hazır aşıların bu varyantları etkilemeyeceğine dair yeterli tıbbi kanıt yok, o yüzden en kötü haber olarak yazmadım. Velakin, bu coronavirüs geçmişte karşılaştıklarımıza nazaran çok hızlı evriliyor.

Özetle, Covid-19’la global savaşta taktik yenilgiler alıp, saha kaybediyoruz. Bunun dünya ekonomisi ve piyasalarına etkisini, ardından da Türkiye’nin durumunu anlatacağım.

Nerden başlasak bu taktik yenilgilerin 2021 umutlarımızı nasıl suya düşürdüğüne? En iyisi, önce DSÖ’ye kulak verip, sorunun boyutlarını öğrenelim:

“Sanal bir basın toplantısı düzenleyen Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri corona virüsü aşısının yayılmasına ve kullanımının artmasına rağmen bu yıl sürü bağışıklığı geliştirilme ihtimalinin düşük olduğunu açıkladı.

DSÖ’nün üst düzey isimlerinden Soumya Swaminathan, “Corona virüsünün yayılmasını engelleyecek kadar dozun üretimi ve dağıtımı zaman alacaktır. Biz 2021 içerisinde sürü bağışıklığı ya da toplumun büyük kesiminin bağışıklık kazanmasını beklemiyoruz” ifadesini kullandı.

DSÖ abartıyor olabilir mi?  Hayır, nedenini biliyor musunuz?  Çünkü, Bloomberg’e göre, dün itibarıyla sadece 43 ülkede 30.5 milyon kişi aşılanabildi.  Sürü bağışıklığı için asgari aşılanma?  En az 2 milyar kişi.  Neden yavaş gidiyor aşı kampanyaları?

  • ABD gibi bazı ülkelerde merkezi hükümet gerekli koordinasyonu sağlayamıyor.
  • İngiltere gibi bazı ülkelerde salgın o kadar şiddetli ki, aşıları yapacak yedek sağlık personeli yok.
  • Bir de bizim gibi gerekli planlamayı yapmadığı için geç başlayanlar var.

Aşılama kampanyaları hızlanabilir mi?  Evet, ama maliyeti olacak.  Eğer salgın şiddetleniyorsa, aşı kampanyasına sağlık elemanı ayırmak için yine toptan sokağa çıkma yasakları başlayacak. ABD ve Türkiye bildiğim ülkeler arasında en önde giden adaylar, ama Rusya, Brezilya, Güney Afrika Cumhuriyeti de listede olur. ABD halen salgının merkezlerinden biri.  Hastaneler kapasite sorunu yaşıyor.  Aşılanmaya direnç yüksek, Trump hıyarı sayesinde “süper-bulaştırıcı” toplantılar hala düzenleniyor.  Türkiye’de ise Sağlık Bakanımız Koca, her gün vakalar ve ağır hastaların azaldığı müjdesini verse de, istatistikler daha az yalan söylüyor.  Dün, 190 bin testte 9.800  vaka tespit edilmiş. Yani, testlerin yüzde 18’i pozitif sonuç veriyor. Vurun ülke nüfusu 80 milyona, karşınıza 15 milyon civarında potansiyel  taşıyıcı çıkar. Elimizde 3 milyon doz aşı var (2 haftaya kadar 10 milyon daha gelecekmiş), onun da etkinlik oranı yüzde 51. Yani, 750 bin kişiyi kurtarır. Peki, geri kalan 14 milyon 125 bin potansiyel taşıyıcının hastalığı başkalarına bulaştırmasını nasıl engelleyeceğiz? Bittabiki uzun soluklu sokğa çıkma yasakları ilan ederek.

Dünya Bankası Ocak raporunda bu senaryoya da değindi, ama Türk basınında başlık olmadı. Aşının yaygınlaşmadığı ya da, enfeksiyona tam çare olmadığı bir senaryoda, dünya yüzde 4-5 değil, yüzde 1.6 büyüyor!

İşte burada her habere göbek atıp ralli yapan yatırımcıların başlıca hadikabı ortaya çıkıyor:  yüzde 1.6 büyüme çok borçlu devlet ve şirketlerin batmasına neden olur.  Hemen dünyanın önde gelen alacak sigortası şirketlerinden Coface CEO Ali Gençtürk’ün  BloombergHT’ye verdiği demece geçelim:

“2021’de dünya genelinde iflaslarda yüzde 30-33 oranında artış bekliyoruz. Türkiye’de iflas edecek firma sayısındaki oranın dünya genelinin altında, yüzde 25 olarak öngörüyoruz. Çünkü Türkiye daha dinamik bir sanayisi olan ve hizmet sektörü canlı olan bir ülke. Gelişmiş ülkelere göre, Türkiye’deki firmaların daha hızlı aksiyon alması sebebiyle birçok sorunu daha rahat atlattığını düşünüyoruz.”

İflaslar yüzde 35 artacak, global büyüme de Dünya Bankası’nın temel senaryosunun altında kalacaksa, riskli varlıkların ralli yapması çok zor olur.  Özellikle, S&P500 ve petrol gibi abartılı prim yapan varlıklarda Bitcoin benzeri kısa fakat çok sert çöküşler yaşanabilir.

Türkiye açısından ise sorun piyaslardan çok ekonomik. Bakın TEPAV Araştırmacıları Serdar Sayan ve Ayla Alkan ne yazıyor?

“2012 yılı girdi-çıktı tablosu kullanılarak elde edilen bulgular, sadece arz kısıtlarına tabi olan sektörlerin kesintiye uğrayan girdi-çıktı akımlarının ve aynı sektörlerde istihdam edilen toplam faktör gelirlerindeki düşüşün Türkiye ekonomisine 3 aylık maliyetinin bütün sektörlerin toplam değerinin yüzde 1,8’ine varabileceğini göstermiştir. Türk ekonomisinin mevcut büyüklüğü göz önüne alındığında, bu kayıp 13 milyar doları aşan ciddi bir tutara denk gelmektedir. Turizmin cari işlemler, döviz rezervleri vb. üzerindeki etkilerini ve gerek bu tebliğde ele alınan sektörlerin gerekse bunlar dışında kalan hizmet ve imalat sektörlerinin bir kısmının karşı karşıya kaldığı talep daralmasının etkilerini görmezden gelerek hesaplanan yaklaşık 13 milyar dolarlık üretim kaybı Türkiye ekonomisi için ciddi bir maliyettir."

Dün de bunca çıktı kaybı ve geniş kapsamlı tanıma göre 10 milyonu aşan işsize devletin ne kadar destek verdiğini öğrendik:

İŞKUR’un Aralık ayı raporuna göre kısa çalışma ödeneği alan kişi sayısı önceki aya göre 223 bin kişi artarak bin 239 bin kişi olmuştur. Pandeminin etkilerinin en güçlü hissedildiği geçen senenin Nisan-Mayıs aylarında bu destekten faydalanan kişi sayısı 3.3 milyon kişiye kadar çıktıktan sonra, Ekim ayında 968 bin kişiye kadar gerilemişti.

QNB Finansbank’tan aldığım bu kesit aynı  zamanda salgının en şiddetli döneminde dahi, destek alanların sayısının 4 milyonu geçmediğini de gösteriyor. Grafiği aşağıdadır.

F

 

Açlık Oyunları Türkiye’ye geldi diyebiliyorum sadece.

 

Bu yazı Para Analiz'den alınmıştır

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar