Esad'ın BAE ziyareti, Orta Doğu'da neleri değiştirebilir? - Fehim Taştekin

Suriye'deki silahlı isyan sürecinde Şam'ın destekçileri Rusya ve İran'dan başka bir ülkenin kapısını çalamayan Devlet Başkanı Beşşar Esad, Arap dünyasında ilk ziyaretini 18 Mart'ta Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) gerçekleştirdi.

Esad, BAE'yi fiilen yöneten Başkan Yardımcısı, Başbakan, Savunma Bakanı ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid el Maktum ile Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed (MbZ) tarafından ağırlandı. Taraflar Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, istikrara kavuşması ve yabancı güçlerin çekilmesi vurgusu yaptı. Beklendiği gibi Amerikan yönetimi rahatsızlığını dile getirdi.

Son zamanlarda farklı ülkelerden Şam'a ziyaretler artsa da Esad'ın özellikle Arap dünyasındaki diplomatik tecridinin kırılması bakımından BAE ziyareti bir ilk sayılır.

Orta Doğu'yu yakından takip eden gazeteci Fehim Taştekin, BBC Türkçe için kaleme aldığı analizinde, "Elbette bu tür bir ziyaret Kahire ya da Riyad'a yapılmış olsaydı durum daha farklı olurdu ve o vakit Esad'ın tam anlamıyla Arap kalbine döndüğü çıkarımı yapılabilirdi. Kahire yönetimi de Müslüman Kardeşler'in devrildiği 2013'ten beri Şam'la normalleşmeyi öncelese de BAE gibi bir manevra yapamadı" görüşünü dile getiriyor.

2018'de Şam'daki büyükelçiliğini yeniden açan ve Covid-19'a karşı yardımlaşma vesilesiyle insani yardım kanallarını devreye sokan BAE yönetiminin Şam'la ilişkileri geliştirme arzusunun temelinde MbZ'nin dile getirdiği "Suriye Arap güvenliğinin temel direğidir" görüşü yatıyor.

ABD Dışişleri, Esad yönetimini meşrulaştırma girişimlerini derin hayal kırıklığı ve rahatsızlıkla karşılayıp siyasi geçiş oluncaya kadar yaptırımların hafifletilmeyeceği ya da kaldırılmayacağını yineledi.

Biden yönetimi Lübnan'ın büyüyen enerji krizi karşısında Hizbullah'ın İran'dan doğrudan yakıt taşımasından rahatsız olmuş; bunun üzerine Suriye'ye yaptırımlarda istisnaya giden bir ara formüle kapı aralamıştı. Bu minvalde Mısır doğalgazını ve Ürdün'de üretilen elektriği Suriye üzerinden Lübnan'a taşımak için geliştirilen plan çerçevesinde Şam, Beyrut ve Amman üçgeninde üst düzey temaslar olmuştu.

Ayrıca Ürdün Kralı Abdullah, Esad'la telefonda görüşmüş; iki ülke arasındaki sınır kapısı yeniden açılmıştı. Bu gelişmeler olurken Kral Abdullah'ın ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'le paylaşıp zımnen onay aldığı "adıma karşı adım" stratejisi gündemdeydi.

Washington, Esad yönetiminin meşrulaştırılamayacağı yönündeki tepkisini geçen kasımda BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid'in Şam ziyareti sırasında da vermişti. Buna rağmen BAE'nin Şam'la diyaloğu ilerletmesi bir meydan okuma olarak görülebilir mi? Bu durum Körfez'deki ortakların ABD'den kopmayı göze aldıkları anlamına gelmese de Washington'a verilmek istenen mesaj açık:

"Müttefiklerin kaygıları ve taleplerini ciddiye aldığın kadar ciddiye alınırsın."

"İster umursamazlık isterse güdümlü bir tepki olarak görülsün bunun altında ortaklar arasında artan güven sorunu yatıyor" diyen Taştekin, "Dubai ve Abu Dabi'ye ziyaret neyi değiştirir?" sorusuna ise şöyle yanıt veriyor:

"BAE'yi ziyaret önemli bir sinyal olsa da Arap sokağında Esad'la normalleşmeyi önleyen bazı bariyerler varlığını koruyor. Suudi Arabistan, İran-Suriye ortaklığından mütevellit olumsuz tutumunu sürdürürken Katar, Türkiye ile yakın mesaisinin de etkisiyle normalleşme tekliflerine direniyor.

Suriye'yi Cezayir'in dönem başkanlığında Arap Birliği'ne döndürme çabaları ABD'nin itirazlarına kulak veren müttefiklerin vetosunu henüz aşamadı. Esad yönetiminin odaklandığı nokta tam olarak bu değil:

Suriyeliler BAE'nin açtığı yolun genişleyerek ülkenin yeniden inşası için gereken kaynak ve yatırımların önünün açılmasını umuyor.

Ancak burada ABD'nin Sezar Yasası ile dayattığı yaptırımlar caydırıcı faktör olarak hala devrede. Dubai Emiri Şeyh Muhammed, "BAE, Suriye ile yapıcı işbirliğinin yeni yollarını keşfetmeye istekli" mesajı veriyor olsa da BAE'nin Washington'ı hepten karşısına alma pahasına tek başına Suriye'de elini taşın altına koyması gerçekçi gözükmüyor.

Muhtemelen Emirlikler sembolik adımlarla ortamı yumuşatmaya çalışıyor. Suriyeli kaynaklar ise uzun vadeli ortaklıklar bir kenara kısa vadede Ukrayna savaşıyla birlikte iyice artan petrol ve tahıl tedarikindeki zorlukların BAE'nin yardımıyla aşılabileceğini belirtiyor.

BAE, Suriye'de elde ettiği pozisyonu, İran'la ilişkilerini yumuşatmak veya Yemen'den gelen tehdidi bertaraf etmek için olumlu bir etken olarak kullanabilir. Yine bu pozisyon, Emirliklere Şam ile Ankara arasında arabuluculuk yapma fırsatı sunabilir."


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar