Prof. Hamit Bozarslan: 'Erdoğan bir kartel lideri ve üç hedefi var...'

AKP iktidarı ile Türk dış politikasının küresel anlamda kökten bir değişikliğe gittiği yorumları ağırlıkta. 

Orta Doğu’dan Doğu Akdeniz’e, AB’den Amerika’ya uzanan geniş bir yelpazede Türkiye, anlaşmazlık üzerine kurulmuş çatışmacı bir dış politika portresi çiziyor. 

Paris'te uzun yıllardır Sosyal Bilimler Yüksek Okulu'nda (EHESS) ders veren tarihçi, siyaset bilimci ve Orta Doğu uzmanı Prof. Hamit Bozarslan, Sıcak Takip’te Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar’ın sorularını yanıtlarken, Türkiye dış politikasının nasıl bu hâle geldiğini ve bundan sonra nereye doğru evrildiğini analiz ediyor.

Erdoğan’ın sosyal darwinist bir yaklaşımı benimsediği görüşünü dile getiren Bozarslan, “Erdoğan’a göre dünyanın tarihi bir fetih ve kılıç hakkıdır. Yani güçlü olanın ayakta kaldığı, altta kalanın ezildiği bir tarihtir” ifadesini kullanıyor ve ekliyor:

“Erdoğan’ın Kur’an yorumlamaları/okuması tümüyle sosyal darwinist bir uygulama. Sanıyorum Erdoğan’ın üç hedefi var; 2023 yarı kurtuluş, 2053 Türk milletinin imparatorlaşması ve 2071 Türklüğün tarihsel misyonunun başlaması. İttihat ve terakki geleneği şu anda en iyi Erdoğanizm tarafından temsil edilmekte.”

Erdoğanizm’in aslında bir kartel olduğunu belirten Prof. Bozarslan, “Bu kartel içinde devletin hızlı bir şekilde paramiliter güç kazanması... PÖH’ler, JÖH’ler ve SADAT’ın kurulması bunu çok açık bir şekilde gösteriyor. Bu koalisyonun içinde Bahçeli’nin yanı sıra ulusalcılar da yer alıyor” diyor.

Bozarslan’a göre bu koalisyonun temelinde maceracılık ve savaş hâkim. Bunu da Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki tutum açıkça ortaya koyuyor... 

Kartel sisteminin lidere dayalı olduğuna vurgu yapan Bozarslan, Mısır’da Mübarek ve Tunus’ta Bin Ali’nin de benzer bir yapıyla iktidarını uzun yıllar götürdüğünü söylüyor. Ancak Mübarek ve Bin Ali daha rasyonel bir kartel lideri portresi çizmişti. Erdoğan ise tamamen macerası bir çizgide ilerliyor.

“Şu anda görülebilen son derece gergin ama kontrol edilebilecek bir gerginlik” diyen Prof. Bozarslan, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Bu konseptin başarıya ulaşabilmesi bence imkânsız. Bunun başarıya ulaşabilmesi için en azından Rusya ve ABD’den çekilmesi, İran’ın Irak’tan çekilmesi gerekiyor. Yunanistan’ın adalardan feragat etmesi, Libya’da Mısır, BAE ve Rusya’nın tümüyle çekilmesi gerekiyor. Ancak bu aktörlerin çekilmesi için hiçbir neden yok.” 

Bu savaş politikasının iç siyasete bakan yanlarını da ele alan siyaset bilimci, “Erdoğan’ın kafasında ille de bir plan olduğunu düşünmüyorum. Erdoğanizm, toplumun akli melekelerini imha etti. Aynı zamanda kendi akli melekelerini de imha eden bir iktidar var” yorumunu yapıyor ve şöyle devam ediyor:

“Türkiye’de şu anda artı bir devlet rasyonalitesinin olduğundan bahsedemeyiz. Tam aksine bir haydut devletten bahsedebiliriz. Haydut devlet ne yaptığını da bilemez durumda.”

Bozarslan, mevcut konjonktürde Kürt siyasal hareketinin ayakta kalmasının bile bir mucize olduğunu vurguluyor. 

“Şunu unutmamak gerekiyor; Kürt siyasal hareketinin Türkiye’yi taşıyabilmesi mümkün değil” diyen Bozarslan, “Türkiye’de bir karşılık bulması gerekli. CHP sanıyorum artık hiçbir dinamizme sahip olmayan bir hareket olarak devam etmekte kararlı gibi gözüküyor. HDP’nin de tek başına Türkiye’yi taşıyabilmesi mümkün değil” görüşünü dile getiriyor.

İYİ Parti ve MHP’nin yüzde 20’lik bir oy potansiyeli olduğuna dikkat çeken Bozarslan, “Yani CHP de yaprak kımıldamazsa, Kürt meselesini kabul etmezse, dış politikada maceracılığa karşı çıkmazsa, Türkiye’nin geleceğini demokratik bir çerçeveden öngörebilmek çok zor. Bunu yapabile bir CHP, HDP ile yüzde 45’lik bir potansiyel yaratabilir.” ifadesini kullanıyor.

Son aylarda sıkça gündeme gelen Lozan Antlaşması’nın sorgulanması meselesine de değinen Bozarslan, şunları kaydediyor:

“Erdoğan hayatında 10-15 kitap okumuş olan biri. Bu kitaplardan bir kısmı Sadık Albayrak, bir kısmı Kadir Mısıroğlu ve bir kısmı da Necip Fazıl’dan gelmektedir. Lozan ile hilafet arasında bir ilişki var. Lozan’ın hilafetin kaldırılması şartıyla kabul edildiği komplo teorisini de hesaba katmak gerekiyor. Fakat Lozan’ı yeniden müzakere edebilmek için o dönemde antlaşmayı imzalayanların onayını almak gerekir. Bunlar arasında İngiltere, Fransa ve Rusya var. Rusya’nın ‘Misak-i Milli size Halep’i ve Kerkük’ü veriyor’ diyebileceğini şu anda düşünemiyorum. Kalkıp Yunanistan’dan 12 adayı silah zoruyla alabilirsiniz ama bunun bir anlaşma yoluyla olacağından emin değilim."

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.