Erdoğan'a 'tercihini yap' baskısı: Örtülü yaptırımlar mı geliyor?

Rusya-Ukrayna savaşı sekizinci ayına girerken, bugüne kadar tarafsızlığını koruyan Türkiye’ye Rusya yaptırımları konusunda ABD ve AB baskısı artıyor. Geçtiğimiz haziran ayında ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo’nun Ankara ve İstanbul’da hükümet, özel sektör temsilcileri ve bankacılarla yaptığı toplantılarda ‘Türkiye üzerinden yaptırımların delinmesine izin verilmeyeceği’ uyarısını iletilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Ağustos’ta Putin ile Soçi buluşmasında imzalanan ticaret ve bankacılık mutabakatları sonrasında uyarılar bir kez daha yinelendi. Üçü kamu bankası olmak üzere 5 Türk bankasının Rusya’nın MİR ödeme sistemine dahil olmaları üzerine ABD Hazine Bakanlığı sertlik dozu yüksek bir açıklamayla, MİR sistemi üzerinden yaptırımların delinmesine olanak sağlayan bankaların ve şirketlerin de yaptırım kapsamına alınacağını duyurdu. Bu uyarı etkisini hemen gösterdi ve beş banka art arda MİR’i askıya aldıklarını duyurdu. Erdoğan’ın yeni alternatifler üzerinde çalışıldığını ifade etmesine karşılık şu ana kadar bu yönde bir gelişme olmadı.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye’yi Rus doğalgazının uluslararası dağıtım ve merkez üssü yapmayı öngördüklerini, Avrupa’nın dilerse doğalgazı bu yoldan alabileceğini dile getirmesi, Erdoğan’ın da Trakya’nın doğalgaz merkezi olabileceğini açıklamasıyla, Rusya yaptırımlarını uygulayan batılı başkentlerde alarm zilleri daha şiddetli çaldı. Önce Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Rus gazını almayı tümüyle sonlandıracaklarını, dolayısıyla Türkiye’de kurulacak merkezin AB pazarında müşterisinin olmayacağını ifade etti.

Ardından önce AB, sonra ABD’den üst düzey ‘uyarı heyetleri’ Ankara’nın kapısını çalmaya başladı. AB Komisyonu Finansal Hizmetler ve Sermaye Piyasalarından sorumlu üyesi Mairead McGuinness’in iki hafta önce Ankara ve İstanbul’da Hazine ve Maliye Bakanı, Ticaret Bakanı, Merkez Bankası Başkanı, Bankacılar ve özel sektör temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde Rusya yaptırımlarının Türkiye üzerinden delinmesine izin verilmeyeceği, aksi halde Türkiye’nin de AB yaptırımlarıyla karşılaşabileceğini iletmesi ardından, geçen hafta da ABD’den aynı yönde uyarıların dozu artırıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Erik Woodhouse ile ABD Hazine Bakan Yardımcısı Elizabeth Rosenberg Dışişleri ve ekonomiyle ilgili bakanların yanı sıra Merkez Bankası, TÜSİAD, TOBB, MÜSİAD ile yaptıkları toplantılarda, ‘Rusya yaptırımlarının delinmesine olanak sağlayanlara da yaptırım uygulanacağını’ bildirdiler. ABD yönetimi bunun öncesinde de hükümete ve TÜSİAD, TOBB, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) gibi iş dünyasının çatı örgütlerine gönderdiği mektupla, yaptırım kapsamındaki Rus şirketleri, iş insanları, Rus bankaları vb. ile ticari iş birliği yapmamalarını iletti. Hazine ve Maliye bakanı Nureddin Nebati iş dünyasının bu mektuptan endişelenmemesi gerektiğini, Türkiye’nin yaptırımlara aykırı bir tavrının olmadığını ifade etse de tedirginliği gideremedi.

ABD yönetimi şimdi üst düzey iki yetkilisini Ankara’ya göndererek hem uyarılarını yineledi hem de uyarının dozunu yükseltti. Bu ziyaretlerle ilgili olarak ABD Dışişleri Sözcüsü Ned Price Ankara’ya gönderilen yetkililerin yaptığı görüşmelerle ilgili sorulara verdiği yanıtta;

“Türkiye’ye bir dizi kanal ve görüşme üzerinden, yasadışı Rus varlıkları veya işlemleri için güvenli bir sığınak haline gelmemesi için çağrıda bulunduk. Bunu yapmaya devam edeceğiz” İfadelerini kullandı.

Ankara ve İstanbul’da temasları yürüten ABD Hazine Bakan Yardımcısı Elizabeth Rosenberg’in ‘terörün finansmanı ve finans suçlarından sorumlu Bakan Yardımcısı’ olduğunun özellikle vurgulanması dikkat çekici.

Dolayısıyla, iktidara yönelik uyarılar sadece yaptırımların delinmesini değil, kara para, yasadışı para ve servet transferleri vb. konuları da içeriyor. 

Rosenberg’in ziyaretiyle ilgili ABD Hazine Bakanlığı’nın açıklamasında, “Türk yetkililer, bankacılar ve iş insanı örgütleriyle görüşmelerde yaptırımların delinmesinden kaçınılması gerektiğinin teyit edildiği, Rusya’ya yönelik ihracat kontrolleri, enerji güvenliği, kara para aklamayla mücadele ve terörün finansmanı da dahil olmak üzere ayrıntılı konuların ele alındığı” ifadelerine yer verildi.

Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı, Ukrayna savaşının ardından geçen yıla göre yüzde 105 arttı. Rusya bir yandan Türkiye’den ithalatını artırırken diğer yandan üçüncü ülkelerden yaptığı ithalatı da reeksport olarak Türkiye limanları ve TIR’larıyla gerçekleştiriyor. İkili ticaretteki bu hızlı artışta Türkiye’de kurularak faaliyete geçen Rus şirketleri, Rus sermayeli ortaklıklar önemli pay sahibi. TOBB’un eylül ayı istatistiklerine göre geçen ay Türkiye’de kurulan Rus sermayeli şirket sayısı 135 olurken, 9 ayda faaliyete geçen Rus şirketlerinin toplamı 864’e yükseldi.

ABD ve AB’den gelen bu uyarılar sıklaşırken, bir yandan da ‘örtülü ve dolaylı yollarla’ yaptırım uygulamaları, ticari engellemeler devreye sokuluyor. Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan sınır kapılarında Rusya’ya mal taşıyan Türk TIR’larına yönelik sınır kontrolleri sıkılaştırılırken, geçişler geciktiriliyor. Rusya’ya ihracata güçlük çıkartılıyor ya da yaptırım kapsamında olmayan ürünler bile indirilip geri gönderiliyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) web sitesindeki verilere bakılırsa, 23 Ekim itibarıyla Bulgaristan sınır kapıları Kapıkule ve Hamzabeyli’deki TIR kuyruğu sırasıyla 1 ve 19 kilometre. Gürcistan’la Sarp sınır kapısında bekleyen TIR kuyruğu ise 25 kilometre.

UND ve çatısı altındaki uluslararası taşımacılık şirketlerinin yetkilileri, son birkaç haftadan bu yana AB ülkelerinin Türk TIR’larına ‘Geçiş Belgesi’ ve TIR şoförlerine Schengen vizesi verilmesinde ayak sürüdükleri, güçlük çıkartarak bürokratik engellemeler yaptıklarını belirtiyor. Gürcistan gümrüğünde çıkartılan zorlukların da arttığı, keyfi denetimler ve bahanelerle Türk TIR’larına geçiş verilmediği kaydediliyor. Bu gelişmeleri, Türkiye’ye karşı dolaylı ekonomik yaptırım olarak değerlendirmek, baskıların ve Türkiye’nin Rusya’ya ihracatının engellenmesi çabalarının artacağını öngörmek mümkün.

AB yetkililerinin Türkiye ile Gümrük Birliği Anlaşması’nı ‘askıya alma’ önerilerini dillendirmesi, Rusya’ya yaptırımlar Türkiye-AB arasında müzakere başlatılmasının gündeme gelmesi, batının Türkiye üzerindeki siyasi ve ekonomik baskılarını artacağını akla getiriyor.

Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla Türkiye’nin izlediği ‘tarafsızlık ve yaptırımlara katılmama’ politikasının ABD-AB’de rahatsızlığa neden olduğu açık. Bu politikadan vazgeçmesi için Türkiye’ye karşı baskının artacağı, Erdoğan’ın ‘tercihe zorlanacağı’ söylenebilir.

Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’nın tarafında olan ABD ve AB’nin, Rusya ekonomisini çökertme hedefinde Türkiye’yi taraf olmaya zorlaması, yaptırım tehditlerinin dozunu artırması ciddi ihtimal. Son temaslarda kara para ve terörün finansmanı başlıklarının ele alındığının açıklanması, Rus sermayesinin Türkiye’ye akmasına karşı bankacılık sektörüne yönelik bazı adımların atılması ihtimalinin göz ardı edilmemesini gerektiriyor.

Özellikle ödemeler dengesi bilançosu Net Hata Noksan (NHN) kaleminde 8 aydan bu yana sürekli artarak 28 milyar doları aşan rekor düzeydeki ‘kaynağı belirsiz döviz girişleri’ Rus sermayesini akla getiriyor.  ABD ve AB’nin de bunu yakından gözlediğini, giderek bu para hareketlerini takibe alacağını söylemek olanaklı.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.