Eser Karakaş
Eyl 08 2019

Türkiye ekonomisinde üç etap: 2002, 2008, 2019

Çok eski bir tartışmadır, “bir ülkenin gerilemesini ya da ilerlemesini kendi içinde gerçekleştirdiği bir gelişme ile mi değerlendireceğiz yoksa nispi, mukayeseli bir gösterge  mi bulacağız” tartışması. 

Türkiye’nin yetiştirdiği büyük siyasetçilerden rahmetli Süleyman Demirel, aynı zamanda muhteşem bir polemik ustası idi, “eskilerde toplu iğne bile yapamazken şimdi araba üretiyoruz” diyerek eleştirdiğimiz yönteme dört dörtlük bir örnek üretiyordu; bizler de rahmetli Demirel’in bu yöntemine şöyle yanıt vermeye gayret ederdik:
“Biz toplu iğne bile üretemez iken, mesela İtalya, mesela Güney Kore ne üretiyorlardı; bugün biz araba üretiyoruz ama İtalya, Güney Kore bugün neler üretiyorlar acaba?”. 

2019 senesinde dünya nüfusu yaklaşık 7.8 milyar; Türkiye nüfusu ise 82 milyon.

Başka bir ifade ile de Türkiye nüfusu dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1.05’i kadar yani nüfusumuz dünya nüfusunun yüzde birinin üzerinde.

2019 senesinde dünyanın ürettiği toplam katma değer ise 85.8 trilyon dolar; yazımın sonlarında bu 85.8 trilyon dolarlık küresel hasılada hangi ülkelerin nerede durduğunu belirtmeye çalışacağım.

2019 senesinde Türkiye’nin milli gelirinin 769 milyar ABD doları mertebesinde olacağı tahmin ediliyor; başka bir ifade ile de 2019 senesinde Türkiye küresel hasılanın ancak yüzde 0.89’unu, yani yüzde birinden azını üretiyor.

Nüfusumuz dünya nüfusunun yüzde birinden fazla, üretimimiz ise dünya üretiminin yüzde birinin altında.

Bu oranları Yunanistan nüfusu ve ekonomisinin dünya nüfusu ve ekonomisi içindeki payları ile anlamlı olsun diye mukayese edebiliriz; bu tür mukayeseleri İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerle yapmak tarihsel nedenlerden Türkiye’ye haksızlık olur ama, ne yalan söyleyeyim, Sudan ile de yapmak istemiyorum, Yunanistan kanımca iyi bir mukayese örneği.

Yunanistan nüfusu (10.8 milyon) dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 0.14’ü iken bu ülkenin ekonomisi, üretimi, yaşadığı muazzam krize rağmen, dünya ekonomisinin yüzde 0.25’i; başka bir ifade ile de Yunan ekonomisinin dünya payı nüfus payının epey üzerinde, iki katına yakın, Türkiye’de ise nüfus payı üretim payının üzerinde.

2002 senesinde (AKP Kasım 2002’de iktidara geliyor) Türkiye nüfusunun dünya nüfusu içinde payı yüzde 1.03; yine 2002 senesinde Türkiye ekonomisinin (233.5 milyar dolar) dünya ekonomisi (35 trilyon dolar) içindeki payı ise yüzde 0.7.  

Bu yazıda olabileceğim kadar objektif davranacağım; AKP’nin ekonomi performansına bakacak isek 2002’den 2019’a gelirken Türkiye ekonomisi, nüfus payı çok az artarken (1.03-1.05)  küresel ekonomideki payı yüzde yetmişten, yüzde 89’a yükselmiş, minör de olsa bir iyileşme.

Ancak, 2008 senesinde yani AKP iktidarının AB ve IMF çizgisini koruduğu dönemde dünya nüfusu 6.7 milyar iken Türkiye nüfusu 70 milyon, başka bir ifade ile Türkiye’nin dünya içinde  nüfus payı yüzde bir dolayında (%1.04); aynı sene dünya hasılası 63.4 trilyon dolar iken Türkiye’nin milli geliri 765 milyar dolar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir daha asla o günlere (AB artı IMF) dönmeyeceğiz dediği 2008 senesinde Türkiye dünyada yüzde bir dolayında (%1.04) bir nüfus payına sahip iken ekonomisi dünya hasılasının yüzde 1.2 dolayında, bir başka ifade ile de dünya nüfus payının üzerinde bir dünya üretim payına sahip. 

Yukarıda belirttiğim gibi 2019 senesine geldiğimizde durum 2002 senesine oranla daha iyi ama 2008’e oranla çok daha kötü. 

2008 konjonktüründe Türkiye ekonomisi küresel ekonomi içindeki payı (%1.20) önemli bir oranda küresel nüfus payının (%1.04) üzerine çıkabilmiştir; meseleye bu açıdan bakıldığında başarı 2002-2019 arası değil, 2002-2008 arasında gerçekleşmiş, 2008’den sonra ise büyük bir nispi gerileme, mutlak bir durağanlık yaşanmaktadır.

Türkiye ekonomisinde ABD doları bazında kişi başına gelir 2008’den 2019’a aynı kalmıştır, esas ekonomik skandal bu noktadadır.

Gelecekte daha zengin, daha özgür ve daha güvenli bir Türkiye isteyen herkes 2002-2008 arasına damga vuran politikalarla 2009 sonrasına damgasını vuran politikaları (hukuk devleti, AB) karşılaştırmak ve bu gerilemenin nedenleri üzerinde düşünmek, tartışmak durumundadır.
                    ***
Aşağıya ancak internet gazetelerinde kullanabileceğim, çünkü çok uzun, bir tablo (2018) koyuyorum; ülke isimlerini Türkçeye çevirmeden aynen aktarıyorum, küresel ekonomi içinde payları on binde birin altına düşen ülkeleri ise listeye dahil etmiyorum. 

Aşağıdaki tablo benim iki hafta önce Ahval’e yazdığım “Dünya ekonomisi Çin’e kayıyor” saçmalığını eleştirdiğim yazıya ek kanıtlar da getiriyor.

Aşağıdaki oranlarla biraz ilgilenin, ABD ve AB ekonomilerinin küresel ekonomi içindeki payının yüzde 45’e vardığını ama küresel nüfusun sadece yüzde onuna tekabül ettiklerini göreceksiniz.

Küresel nüfus bilgilerine internet üzerinden kolaylıkla ulaşabilirsiniz, yazıyı daha da uzunlaştırmamak için buraya koymuyorum.

Batı ideolojisi diyebileceğimiz ekonomi büyüklüğü sadece ABD ve AB ile de sınırlı değil; Kanada’yı, Japonya’yı, Avustralya’yı, İsviçre, İsrail, Güney Kore ve Norveç gibi ülkeleri de eklediğimizde küresel ekonomi içinde batı ideolojisinin büyüklüğünü, üstelik nüfus payının çok düşüklüğüne rağmen daha net görüyorsunuz.

Batı ideolojisi ülkelerinin nüfus payı yüzde onu çok az aşarken küresel ekonomi içindeki hasıla payı yüzde ellinin üzerinde; bu durum da verimlilik farkını açıklıyor.

Batı üniversitelerinin tartışılmaz üstünlüğünün (verimlilik) bu nispi durumu orta vadede daha da arttıracağını görmek için kâhin olmaya gerek yok.  

İşin acıklı yanı ülkemiz Türkiye’nin yöneticilerinin bu somut gerçeği görmezden gelerek siyasi tercihlerini başka yerlere çevirmek istemesi.

Aşağıdaki uzun tablo biraz da “meraklısı için notlar” niteliğinde; isteyen saklar, “2018 sonu itibariyle hangi ülke ne kadar üretiyor, dünya ekonomisi içindeki payı nedir?” diye merak edenlere hazır bilgi.

Dünya Bankası'ndan:

                              Milli Gelir (milyon dolar)       Dünya ekonomisi içinde payı

 

 

 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.