Sadi Hoca’dan enflasyon sepeti - Çetin Ünsalan

Enflasyon, daha doğrusu gerçek olmayan enflasyon verisi şu an ekonominin en temel sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Eski dönemde, yani enflasyonun yüksek olduğu yıllarda, insanların bu konudaki problemi bir yılı kapsıyordu.

Yılın ikinci yarısına doğru giderlerini karşılayamıyor; ama ertesi senenin başında enflasyonun üzerinde maaş alarak durumu idare ediyorlardı. Elbette bunun sağlıklı bir yol olduğunu iddia etmiyorum. Neticede ortaya çıkan yıpranma makro ekonomik dengeleri alt üst ediyor, günün sonunda çıkan maliyette ülkenin tamamına yayılıyordu.

Fakat gerçek olmayan enflasyon verisi bundan da kötü sonuçlar doğruyor. Yıllarca sahte bir enflasyon üzerinden yapılan maaş zamlarıyla, gerçek bir enflasyon oranında yaşamak zorunda kalan vatandaş, çareyi borçlanmakta bulmuş, kredi ve kredi kartları artık ödenemez noktaya bizi getirmiştir.

Bugün enflasyon verisinin gerçeği yansıtmaması bireyin alacağı maaş zammından firmaların maliyet yapmasına, faizden dolar karmaşasına kadar birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Günün sonunda kredi mekanizması da tıkanma noktasına geldiği için iç piyasanın kilitlenmesiyle iş içinden çıkılmaz bir noktaya geliyor.

Sözlerimden enflasyonla mücadele edilmemeli algısı çıkmamalı. Şüphesiz bir ülke ekonomisinin mutlaka enflasyonu yenmesi, daha doğru tabirle kontrol altında tutabilmesi geliyor. Fakat bunu enflasyon verisiyle değil, üreterek, ürettiğini değerinde satarak, günün sonunda refah sağlayıp dengeleri kurarak gerçekleştirmesi şart.

Bugün için sahte enflasyon verisi ne yazık ki sadece kağıt üzerinde bir durum yaratıyor. Başarı diyemiyorum zira göstermelik enflasyon bile düşürülmekte zorlanılıyor. Bu nedenle Türkiye’nin dengelerini düzeltme niyeti varsa başta enflasyon ile olmak üzere tüm gerçekleriyle yüzleşmesi şart.

Enflasyon ise bunların içerisinde en kolay olanı. Neden mi? İşi iktisat teorisinden çıkarıp basitleştirelim. Günün sonunda bu veri, harcamalardan kaynaklanan bir çıktı değil mi? O zaman gelirin ağırlıklı olarak nereye harcandığını dikkate almanız yeterli. Peki ne o harcamalar?

Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu… Eminim bu ismi birçok insan biliyordur. Anlaşılır bir dille ekonomiyi anlatan, çok uzun yıllardır sorun kadar çözümü de gösteren, gerçekçi, bu ülkenin yetiştirdiği kıymetli bir ekonomist.

Sadi Hoca, Prof. Dr. Gökhan Sönmezler ve Prof. Dr. Orçun Gündüz ile birlikte çok kıymetli bir çalışma yapıyorlar. Trakya Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Bankacılık Araştırma Grubu olarak karmaşık ekonomik gerçekleşmeleri sadeleştirerek kamuoyuna açıklıyorlar.

Son olarak Bankalararası Kart Merkezi’nin verilerinden yararlanarak Ekim 2020 itibariyle kredi kartı harcamalarını mercek altına alıp açıkladılar. Çok anlaşılır bir biçimde ‘her 100 TL’yi nereye harcadık’ sorusunun yanıtını veriyorlar.

Dağılımdan anlıyoruz ki kimse paraları lüks içinde yaşamak için yemiyor. Araştırmadaki sorunun yanıtına baktığınızda meşhur sepetin hangi kalemlerden oluşması gerektiğinin de yanıtı ortaya çıkıyor.

100 TL’nin neredeyse 30 TL’si gıda, market gibi bir başlıkta harcanıyor. Yani üçte biri… Sepetin en ağırlıklı kısmını bunun oluşturması gerektiği derlenen verilerde de bize kendisini gösteriyor. Sepeti mi derlemek istiyorsunuz? Ben bu araştırmadan yola çıkarak sepetin başlıklarını ağırlığı düşen oranlarda sizlere aktarayım:

İkinci sırada elektronik, elektrik, bilgisayar var. Daha sonra sırasıyla: Giyim-aksesuar, yapı malzemeleri, akaryakıt, eğitim-kırtasiye, sigorta, sağlık-kozmetik, mobilya – dekorasyon, konaklama, vergi, telekomünikasyon, havayolu-seyahat, kuyumcular, bireysel emeklilik ve diğer…

Derlemenin Ekim 2020 itibariyle ağırlık sıralamasında olduğunu hatırlatırım. Çünkü muhtemelen pandemi sürecinde olmasaydı, ulaştırma daha fazla öne çıkacaktı. Nitekim meseleyi kredi kartının dışına taşırsak bu listede ulaştırma kadar enerjinin de dikkat çekecek bir başlık olacağı kesin.

Elbette bu araştırma bir enflasyon sepeti oluşturulmak için değil, üç kıymetli akademisyenin harcamaların nereye yapıldığına ilişkin analizi olarak paylaşıldı. Fakat bu fotoğraf bize aynı zamanda enflasyon sepetini tartışmamız gerektiğini çok net bir biçimde gösterdi.

Gerçek bir çözüm istiyorsak, gerçek verilerle ortaya çıkmak durumundayız. Durumu farklı göstererek geldiğimiz nokta belli. Harç bitti, yapı paydos.

Bu yazı Para Analiz'den alınmıştır