Manşetlerden: 'Bir yıl içinde ne hale geldik' - Medya Günlüğü / P24

​Birgün gazetesi, ekonomik krizle birlikte iflas noktasına gelen şirketlerin durumunu manşete taşıdı.

Birgün gazetesi manşetinde, “Bir yıl içinde ne hale geldik” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Milyonlar yoksulluk mücadelesi verirken ekonomik göstergeler dibe batmaya devam ediyor. Tarım ve sanayi üretiminde sorunlar yaşanıyor. Cari açık, döviz kuru, enflasyon yanı sıra çöküşü gösteren verilere bir yenisi daha eklendi. Ülke ekonomisindeki kırılganlığı gösteren kredi risk primi (CDS) verileri tavan yaptı. Buna göre Türkiye’deki şirketlerin iflas etme ihtimali 8 ayda 2 katına çıktı. Cari açık verilerinin açıklanmasıyla döviz kuru hızla yükselişe geçerken ülke ekonomisindeki kırılganlığı gösteren değerler de tavan yaptı. Ülkelerdeki ekonomik riskleri belirten kredi risk primi (CDS) değeri 709 puana çıktı. Bu değer 23 Nisan’da 580, faiz indirimlerinin başladığı geçen eylül ayında ise 357 puandı.

CDS değerinin artması ülke ekonomisinin daha da kırılganlaştığını ve şirketlerin iflas etme ihtimalinin arttığını gösteriyor. Ayrıca yabancı yatırımcı iflas riski yüksek olduğu için CDS değeri yüksek ülkelerden uzak duruyor, borç da vermiyor.

Ekonomist Uğur Civelek iktidarın günü kurtarma politikalarının sonucu olarak krizin kalıcılaştığını belirtti. Civelek, 2018 yılındakinden çok daha ağır bir konkordato ve iflas sürecinin kapıda olduğunu söyledi. Durumu kurtarmanın mevcut sistem içerisinde mümkün olmadığını çöküşün kaçınılmaz olduğunu aktardı.

CDS değerlerindeki hızlı artışı değerlendiren Civelek şöyle konuştu: ‘Türkiye’ye bakmadan önce genel bir değerlendirme yapmak lazım. Enflasyon tüm dünyada yükselişe geçiyor ve 6 ay önce enflasyon için geçici denirken artık kalıcı olduğu anlaşıldı. Tüm dünya faiz artırıyor. Enerji ve gıda fiyatlarındaki tırmanış büyük sıkıntılar yaratacak. Enflasyonist baskı kalıcı ve güçlü. Yaratmaya çalıştıkları sakinleşme havası sahte. Bu durumda Türkiye’nin kırılganlığı da riski de artıyor. Ancak Türkiye’deki siyasi irade küresel değişimi anlayamayacak kadar kapasitesiz olduğu için risk ve kırılganlık katlanıyor.’”

Karar gazetesinin manşetinde, “Apronda her şey var uçak yok” başlıklı haber yer aldı. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Rize-Artvin Havalimanı’nın açılışı uçaksız meydanları gündeme taşıdı. Balıkesir’e 28 aydır teker değmedi. Çanakkale ile Kocaeli Havalimanları da ıssız kaldı. İhtiyaca bakılmadan, yatırım maliyeti hesaplanmadan kurdelesi kesilen alanların personel ve operasyon giderleri ise işlemeye devam etti. Yüksek maliyetler devlet kasasından karşılanınca pistteki kara deliğin faturası 85 milyona kesildi.

Yıllardır işlemeyen havalimanları müteahhitlerin cebini doldururken devlete kalan yük artıyor. SP lideri, Edremit Koca Seyit Havaalanı’nın 80 km yakınında 76 milyon TL maliyetle inşa edilen Balıkesir Havalimanı’na dikkat çekti. Karamollaoğlu ‘Kulesi, hizmet binası, pisti, personeli var ama 28 aydır tek bir uçak bile inmedi’ dedi. 2011’de açılan Kocaeli Cengiz Topel Havalimanı’nı da bu yıl tercih eden yolcu olmadı.

Vatandaşın neredeyse varlığından bile haberdar olmadığı Çanakkale’deki Gökçeada Havalimanı da kara deliğe döndü. 88 milyon TL’ye inşa edilen ve 38 personelin çalıştığı alana hiç tarifeli sefer yapılmadı. ‘Gerçekten ihtiyaç var mı’ kriteri yerine müteahhit menfaati gözetilerek yapılan pistler yıldan yıla çürürken maliyet vatandaşın sırtına kaldı. Çoğalan örnekler ‘Bu gidişe artık dur denilmeli’ tepkilerine yol açtı.”

Evrensel gazetesi manşetindeki, “Bazen aç kalkıyor, bazen öğün atlıyorlar” başlıklı haberinde, “Artan gıda fiyatları ve yoksulluk çocukları vurdu. Öğlen arası sefer tasıyla okuldaki çocuklarına yemek taşıyan velilerin sofrasında tek çeşit yemek var. Meyveye rastlamak ise mümkün değil.

Gün aşırı gelen zamlarla artan gıda fiyatları büyüme çağındaki çocukları da vuruyor. Kocaeli’nin Körfez ilçesindeki Yavuz Selim İlköğretim Okulunda okuyan çocukların velileri her gün çocuklarına öğlen yemeği yedirmek için okulun karşısındaki Dostluk Parkı’nda bir araya geliyor. Pandemi nedeniyle ailelerin okula girmesine izin verilmediği için onlarca veli saklama kaplarında getirdikleri yemeklerle öğlen arasında çocuklarını bekliyor. Bir telaşla getirilen saklama kapları açılıyor, yemekler yeniliyor. Menüler ise genellikle tek çeşit. Bulgur pilavı, makarna, yoğurt, patates kızartması, salatalık ya da sadece ekmek. Saydıklarımızın her biri ayrı ayrı sofralarda yer alıyor. Yaklaşık 30 ailenin sofrasında tek bir meyve bulmak mümkün değil. Fotoğraf ve görüntü almamıza izin vermeyenler ya da ‘Bu halimizi çekmeyin’ diye tepki gösterenler de var.

‘Çocuklarınız sağlıklı besleniyor mu?’ sorumuza, sefer tasıyla çocuğuna sadece pilav getirebilmiş olan bir veli: ‘Sizce böyle sağlıklı beslenme olur mu?’ sorusuyla cevap veriyor ve ekliyor: ‘Bu hayat pahalılığında et, sebze, meyve almak mümkün değil.’ Adının Neslihan olduğunu söyleyen bir veli ise eşinin markette çalıştığını bu sayede meyve ve sebze tüketebildiklerini anlatarak mahallede çoğu insanın meyve ve sebze alamadığını dile getiriyor” ifadelerine yer verdi.

Cumhuriyet gazetesi manşetinde, “Atatürk kurtardı, AKP satıyor” başlıklı habere yer verdi:

“Ekonomide yeni kaynak arayışındaki AKP, Atatürk’ün emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesini başlattığı 19 Mayıs’ın 103. yıldönümünde, mülkiyeti kamuya ait olan 243 taşınmaz ve hisseyi özelleştirme programına aldı.

Özelleştirme kapsamındaki taşınmazlar binlerce metrekarelik alanı kapsıyor. Söz konusu varlıklar özelleştirme kapsamında satılabilecek. İstanbul’dan Diyarbakır’a, Kayseri’den Muğla’ya kadar 17 ildeki taşınmazların bir bölümü denize sıfır konumda.” 

Bu derleme Platform 24'ten alınmıştır

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.