Kalkan paketleri ardına gizlenen ‘Milli Ekonomik Sırlar’

Koronavirüs salgınıyla ortaya çıkan ağır ekonomik hasardan sonra daha önce açıkladığı her ekonomik plan ya da programın başına ‘Yeni’ sözcüğünü ilave eden iktidar şimdi ‘Kalkan’ aşamasına geçti.

İlki 18 Mart’ta açıklanan Ekonomi Kalkanı paketleri daha sonra yeni kredi kampanyaları ile desteklenerek sürdürüldü. Son olarak geçtiğimiz hafta kamu bankaları tarafından konut, tatil, otomobil, sosyal ihtiyaç (beyaz eşya ve mobilya) kredisi adlarıyla dört yeni kredi kampanyası daha başlatıldı. 

Yüzde 0,64’e kadar inen çok düşük zararına faizler, 12 aya varan ödemesiz dönemler ve 180 aya (15 yıl) uzayan vadelerde dağıtılacak bu krediler öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başında bulunduğu Türkiye Varlık Fonu (TVF), başta Vakıfbank olmak üzere Halkbank ve Ziraat Bankası’na 20 milyar TL tutarında taze sermaye takviyesinde bulundu.

Ancak bu kredi kampanyalarına rağmen, salgın sonrası kapanan işyerleri, işletmeler ve buralarda çalışan milyonlarca kişinin işsiz kaldığı maaş, ücret ya da gündelik gelirden yoksun duruma geldiği dikkate alındığında, ödeme gücü bulunmayan bu kişilerin yeni kredi ile borçlanmalarının mümkün olamayacağı görülüyor.

Bunun yanı sıra salgın nedeniyle 3-6 ay ertelenen vergi, kredi, kredi kartı borç taksitlerinin geri ödeme dönemlerinin gelmeye başladığı anımsandığında, mevcut borçları aylardır ertelenerek birikmiş durumdaki milyonlarca kişinin yeni borç ve kredi almaları da güç görünüyor. Öncelikle bankaların borçlu ve borcu ertelenmiş ya da yapılandırılmış kişilere 10-15 yıllık yeni kredi vermeleri zor. Cumhurbaşkanı kararıyla Haziran ayına kadar kapanan İcra Daireleri ve ertelenen icra-haciz davaları yeniden başladı. Erteleme kararı öncesinde İcra Dairelerindeki dava dosyalarının sayısı 21 milyon idi.

Dolayısıyla bu kredi kampanyalarından yararlanacak olanların yine iktidara yakın kişi ya da kuruluşlar, şirketler, müteahhitler olacağı öne sürülüyor. Diğer taraftan Merkez Bankası’nın da (MB) ilk kez 20 milyar TL tutarında bir kredi paketini ilan etmesi, “seçilmiş sektör ve şirketlere” yatırım taahhüdü koşuluyla en az 400’er milyon TL olmak üzere kredi kullandırılacağını açıklaması sıkıntının büyüklüğünü gösteriyor. 

Mevduat toplamadığı için kredi vermesi söz konusu olmayan MB’nin bu kararı, kuruluş yasasının 56’ıncı maddesine de aykırı. Söz konusu madde, MB’nin her türlü krediyi vermesini yasaklıyor. Ayrıca mevduat toplamayan MB’nin vereceği bu krediler aynı zamanda 20 milyar TL yeni para basılacağı anlamına da geliyor.

İktidarın tamamıyla kredi ve borç vermeye dayalı Ekonomik Kalkan’larının ardından şimdi de işsizliğe yönelik olarak İstihdam Kalkanı ilan edildi. Ancak bu da geçmişte örnekleri çokça görülen istihdam kampanyalarından farklı bir “Kalkan” değil.

Bu Kalkan ile Salgın sürecinde torba yasayla çıkartılan ve halen uygulanan işçi çıkartma yasağının süresi 3 ay daha uzatılıyor. İşyeri kapandığı ya da işveren maaş ödeyemediği için ücretsiz izne çıkartılan 3,2 milyon kişiye İşsizlik 
Sigortası Fonu’ndan (İSF) yapılan nakit destek ödemesinin (günlük 37 TL) 3 ay daha sürdürülmesi kararı devreye giriyor. Kapanan ya da faaliyetini durduran işyerlerinde çalışan ve işsiz kalanlara İSF’den 3 ay süreyle ödenen kısa çalışma ödeneğinin de 3 ay da uzatılıyor.

Bunun yanı sıra yeni işçi alan işverenlere, asgari ücret üzerinden vergi ve SGK primi desteği ve teşviki verilmesi İstihdam Kalkanı’nda yer alan bir başka önlem.

Geçen yıl 31 Mart yerel seçimleri öncesinde TOBB ile ortaklaşa açıklanan İstihdam Seferberliği Kampanyası da benzer teşviklerle bir yılda 2,5 milyon yeni istihdam yaratılacağını vaat ediyordu. Daha önce 16 Nisan 2017’deki Anayasa değişikliği referandumu ve 24 Haziran 2018’deki milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde açıklanan Milli İstihdam paketlerinde yine TOBB destekli olarak her üye işyerinin mevcut çalışanların dışında ‘+1’ istihdam sağlaması, işe alınacakların ücret, vergi, primlerinin 9 ay süreyle devlet tarafından karşılanması öngörülüyordu.

Bu istihdam kampanyalarının hemen hiç birisi işsizliğe çözüm olmadığı gibi aksine işsiz sayısı ve işsizlik oranı daha da artmaya devam etti. Şimdi de korona salgını nedeniyle Mart ayından bu yana kapanan ekonomi, sokağa çıkma yasaklarıyla duran işletmeler ve üretimsizlikten ötürü çeşitli tahminlere göre sayılarının en az 8-12 milyona kadar ulaştığı öngörülen işsizlik verilerinin gerçek boyutunun ortaya çıkmasının önlenmesi, rakamların üstünün örtülmesi hedefleniyor.

TÜİK’in üç ay geriden açıkladığı işsizlik verilerinin korona salgını sonrası ilki olan Mart ayı rakamları bu yüzden büyük tartışmalara ve eleştirilere neden oldu. Geçen ay açıklanan Şubat 2020 verisiyle 4,3 milyon olan resmi işsiz sayısının oldukça aşılması beklenirken, aksine sayının 3,9 milyona indiği duyuruldu. İşsiz sayısı 573 bin gerileme ile 3 milyon 971 bin oldu. İşsizlik oranı 0,9 puan azalışla yüzde 13,2’ye geriledi. İşgücüne katılım oranı 4,5 puan düşüşle yüzde 48,4 oldu. En kritik göstergelerden birisi olan genç işsizlik oranı 0,6 puan azalışla yüzde 24,6’ya indi!

TÜİK aylık olarak açıkladığı veriler aslında üç aylık dönem ortalamasını gösteriyor. Dolayısıyla açıklanan rakamlar Şubat-Mart-Nisan dönemi ortalaması. Bunun anlamı, Mart dönemi verisi Korona salgınında ilk resmi vakanın açıklandığı Mart ayının yanı sıra asıl salgının ve önlemlerin hızlandığı, işyerlerinin kapatılıp, sokağa çıkma yasaklarının başladığı Nisan dönemini de kapsıyor. Buna rağmen işsizlik oranı düşmüş, işsiz sayısı yarım milyondan fazla azalmış!

Şimdi getirilen İstihdam Kalkanı paketi ile İSF’den kısa çalışma ödeneği alan yaklaşık 4 milyon kişi, ücretsiz izne çıkarılıp İSF’den nakit desteği alan 3,2 milyon kişi TÜİK’in tanımı gereği işsiz sayılmayacak. Gerçekte işini kaybetmiş durumdaki bu kişilerle ilgili veriler desteklerin süresi 3 ay daha uzatıldığından istatistiklerde yer almayacak. İşsiz sayılmayan bu milyonlara yüzde 29,1 oranındaki ve sayısı 9 milyona varan kayıt dışı istihdam edilen, gündelik çalışan ve salgında işsiz-parasız kalanları da eklemek gerek. 

Nitekim TÜİK’e göre daha güncel verileri açıklayan İş ve İşçi Bulma Kurumu’na (İŞKUR) göre de iş aramak için başvuran kayıtlı işsiz sayısı azalmış! İŞKUR’un açıkladığı Mayıs 2020 rakamlarında Nisan’a kıyasla 78 bin kişi düşüş gösteren kayıtlı işsiz sayısı 3 milyon 551 bin 231 kişiye gerilemiş. Mart ayına göre Nisan ayında yüzde 1,2 olan kayıtlı işsizlerdeki azalma, neredeyse yarısı sokağa çıkma yasaklarıyla geçen, ekonominin durduğu Mayıs ayında ise yüzde 2,2 olarak gerçekleşmiş.

Geçen yılın aynı ayında 4 milyon 84 bin 951 kişiden oluşan kayıtlı işsiz sayısı İŞKUR verilerine göre bir yılda 533 bin 720 kişi azalmış. 

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) ise Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) metoduyla yaptıkları çalışma sonunda TÜİK’in verilerinin aksine geniş tanımlı işsiz sayısının 13 milyon kişiye ulaştığını, salgında en az 6 milyon yeni işsizin ortaya çıktığını belirterek gerçek işsizlik oranının yüzde 39’a çıktığını açıkladı.

Ancak ortadaki tablo, Ekonomik İstikrar Kalkanı’ndan sonra İstihdam Kalkanı ile de pek çok ekonomik gerçeğin üzerine şal örtülerek, kalkanların arkasında gizlenen “Milli Sır” haline geldiğini, işsizlikteki asıl durumu öğrenebilmek için en erken Ekim ayına kadar beklemek gerektiğini gösteriyor. 


©️ Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.