İktidar döviz kurunu feda ederken neyi hedefliyor?

Türkiye’de sokaktaki vatandaşın da muhalefetin de iktidarın da gündemi döviz kurları. Merkez Bankası’nın ısrarla faiz indirimini sürdürmesi, döviz kurunda peş peşe ataklara yol açtı. Yukarı yönlü seyrin sürmesi bekleniyor. 

Bu gelişmeler yaşanırken herkesin cevabını merak ettiği sorular şöyle: 

İktidar neden böyle bir tercihte bulunuyor? 

Neden dolar ve avronun artacağını bile bile faiz indirimine devam ediyor? 

Cevaba geçmeden önce, iktidarın tercihini belirleyen istihdam verilerine bakalım. 

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Kasım ayı İstihdam İzleme Bültenine göre Ağustos ayında sigortalı çalışan sayısı yıllık olarak yüzde 6,9 artarak 22,1 milyona ulaştı. 

TEPAV’ın Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilere dayanarak açıkladığı rapora göre kayıtlı işçi sayısındaki artış 8,7 oldu. 

Bu veriler COVID-19 salgıyla birlikte istihdamı daralan sektörlerde gözle görülür bir canlanma ve istihdam artışı olduğunu gösteriyor. Ağustos ayındaki istihdam artışında hizmet sektörleri öne çıkıyor. 

İnsan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri, eğitim, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri, inşaat ve imalat sektörlerinde yüksek oranlı istihdam artışları gözleniyor. 

İnsan sağlığı hizmetleri 199 bin ile çalışan sayısı en çok artış gösteren sektör oldu. Bu sektörü 157 bin artışla bina inşaatı ve 103 bin artışla konaklama sektörleri takip etti. 

Türkiye’nin 81 ilinden 79’unda geçen yıla göre istihdam artışı yaşandı. İstihdam artışının illere göre dağılımı incelendiğinde, sadece Gümüşhane ve Tunceli istihdamın azaldığı iki il oldu. 

En hızlı istihdam artışı Kilis’te gerçekleşti. Kilis’te istihdam artışı yüzde 20,3 olurken bu kenti Antalya ve Muğla takip etti. COVID-19 salgın döneminde istihdamın önemli oranda daraldığı bu illerde yıllık istihdam artışları, sırasıyla yüzde 19,7 ve yüzde 16,9 oranında gerçekleşti. 

Sigortalı çalışan sayısında en fazla artış 1,2 milyon ile İstanbul’da yaşandı. 

İstanbul’u 111 bin artışla Antalya, 79 bin artışla İzmir, 71 bin artışla Ankara ve 59 bin artışla Bursa takip etti. 

Ağustos 2021’de KOBİ sigortalı çalışan sayısı 814 bin arttı. Ağustos 2020’ye göre KOBİ sigortalı çalışan sayısı en fazla artan sektör 155 bin istihdam artışı ile bina inşaatı sektörü oldu. Bu sektörü 70 bin artış ile insan sağlığı hizmetleri, 69 bin artış ile perakende ticaret ve 52 bin artış ile giyim eşyaları imalatı sektörleri izledi. 

Kayıtlı işçi sayısında artış yaşanırken tarım sektöründe tersine ve alarm verici bir durum sözkonusu. SGK verilerine göre Ağustos ayında çiftçi sayısında yüzde 7,2 düşüş görüldü. 

Bu veri, COVID-19 salgınıyla birlikte tüm dünyada önem kazanan tarımsal üretimin Türkiye’de düşmeye devam edeceğini gösteriyor. Çiftçi sayısında yıllardan beri süren kan kaybı, gıda fiyatlarındaki artışın da önemli bir nedeni. 

Çiftçi sayısındaki düşüşü kayda geçirip istisna tutarsak, genel olarak istihdam artıyor. COVID-19 salgınıyla birlikte önemli ölçüde daralan istihdam, hayatın normale dönmeye başlamasıyla birlikte canlanma gösteriyor. 

İktidarın denemeye çalıştığı yeni ekonomi politikasının çıkış noktası da tam burası. Bir büyüme trendi yakalandığı, bunun istihdama yansıdığı ve sürmesi gerektiği düşünülüyor. 

Daha doğrusu bu tek çıkış yolu olarak görülüyor. 

İstihdamda artış, eğilimin sürmesi için reel sektöre ucuz kredi verilmesi ve böylece ekonomik büyümenin sağlanması temel hedef. 2022’nin ortalarından itibaren reel sektörün büyüdüğü, buna paralel istihdamın artarak işsizliğin azaldığı bir ekonomi hayal ediliyor. 

Bu hayal için ucuz kredi şart. 

Dolayısıyla Merkez Bankası peş peşe faiz indirimine giderek döviz kurunu feda etmiş gözüküyor. 

İktidarın en çok önemsediği alanların başında gelen konut sektöründeki canlanma ve inşaattaki istidam artışı heyecan yaratmışa benziyor. Yani iktidar, bildiği hikayeyi yeniden yazmak istiyor. İnşaat temelli bir büyüme ile işi kotarma peşinde.

COVID-19 salgınının devreden çıkmasıyla birlikte yeni yılda turizm gelirlerinde de önemli bir artış bekleniyor. 

Böylece 2022’nin ortalarından itibaren ekonomide rahatlama yaşanması bekleniyor. 

Bu hesaba göre iktidar, işsizliğin azalmasıyla birlikte kaybettiği seçmen desteğine de yeniden kavuşacak. 

Özetle iktidar, ekonomide yeni bir şey deniyor. 

Peki bu kumar tutar mı? 

Yani reel sektöre ucuz kredi verilerek ekonomik canlanma ve istihdam artışı sağlanabilir mi? 

Döviz kurundaki artış, iğneden ipliğe hemen her sektöre zam olarak yansıyor. Girdi maliyetlerindeki artış, enflasyon olarak dönüyor. Kamunun personel giderlerinin bütçe içindeki payından dış borca kadar çok sayıda kalem, döviz kurundaki artıştan doğrudan etkileniyor. 

Özetle büyüme hayali için ekonominin makro dengelerini bozarak döviz kurunu feda etmek, daha büyük sorunlara yol açacaktır. 

Dolayısıyla dolar ve avronun zıplamasını göze alarak reel sektörü canlandırma planı, kazanılması zor bir kumar. 

Bu yüzden bazıları bu politikayı, Nasrettin Hoca’nın meşhur göle yoğurt çalma fıkrasına benzetiyor. Ancak iktidarın “ya tutarsa” beklentisiyle denemeye devam edeceği görülüyor. 

Sonuçlarını ise hep beraber yaşayıp göreceğiz.    




 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar