Döviz kurunun düşmesi “Maalesef” midir, “PUHAHAHA” mıdır?

Kafamda ne güzel oturtmuştum. Biliyordum ki döviz kurlarının yükselmesi; dış güçlerin müdahalesi, ekonomik terör, faiz terörü, bölücü terör, FETÖ’cü terör, domates terörü, soğan terörü, Ayçiçek yağı terörü… gibi odakların girişimi, Almanya gibi ülkelerin kıskançlık duyguları, yaptığımız köprü yol havalimanı gibi eserler üzerindeki kem gözler, Elen Musk’dan bilet alıp bir vatandaşımızı yukarı gönderme vizyonumuz nedeniyle NASA’nın haseti… sonucuydu. (NASA’yı işin içine ben kattım)

Ama öyle değilmiş. Yani şimdiye kadar ne duyduysam, yanlış anlamışım, ne biliyorsam, bilmiyormuşum… Numan Kurtulmuş’un açıklamaları ile aydınlandım.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Türk Lirası’ndaki değer kaybına ilişkin olarak, "Eski dönemde maalesef Türk Lirası çok değerliydi. Bu, ortaya ithalat çıkarıyordu. Çok şükür son yıllarda yavaş yavaş Türkiye bundan uzaklaştı" dedi.

“Maalesef” dediği, Türk lirasının değerli olduğu dönemler. “Çok şükür” dediği de bu durumdan yani değerli Türk lirasından uzaklaşması yani kurun yükselmesiydi. Başka bir ifadeyle “Yumurtaya can veren Allah’ım, sana şükürler olsun ki kur yükseldi… yükseldi ve bu noktalara geldi” durumu.

Böyle olunca da dış güçler dolar kurunun yükseltmiyor, düşürmeye çalışıyor olmalıydılar. Biz de Kuvayı Milliye ruhuyla verdiğimiz ekonomik kurtuluş savaşı neticesi yukarıya doğru itiyor olmalıydık.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, "Nasıl ki 2008 Küresel Finans Krizi’nden, 2011 Avrupa Borç Krizi’nden büyüyerek çıktıysak nasıl ki Gezi kışkırtmasını, hain darbe girişimini ve önümüze çıkartılan nice engelleri birer birer aşıp yolumuza güçlenerek devam ettiysek…” deyince anamazdım. Her seferinde kur artıyor, bu nasıl engelleri aşmaktır, diye kafam karışırdı. Meğerse kur artışlarının kendisi engelleri aşmakmış. Numan Kurtulmuş söyleyince anladım.

Berat Albayrak: “Şubat, ocaktan çok daha iyi. Mart da şubattan daha iyi. Nisan marttan zaten çok iyi olacak” dediğinde bizle kafa buluyor, şuncacık aklımızla alay ediyor sanmıştım. Numan Kurtulmuş’un dediğini diyormuş meğerse. Yani Şubat’ta kur ocaktan daha yüksek, Mart’ta şubattan daha yüksek, Nisan Marttan zaten çok daha yüksek olacak” diyormuş. Günahını almışız. Yani Kurtulmuş’un bugün şükrettiği durumun müjdesini ta o zamanlar veriyormuş.

Numan Kurtulmuş devam ediyor “Eski dönemde maalesef Türk parası çok değerliydi. 1 dolar 1,20 seviyelerindeydi. Bu ortaya ne çıkarıyordu? Olağanüstü yüksek miktarda ithalat. Yani ne varsa kalem dahil her şeyi daha ucuza dışardan ithal eder durumdaydık. Çok şükür 2013’ten sonraki dönemlerde yavaş yavaş Türkiye bundan uzaklaştı. İmalata, üretime, ihracata, yatırıma ve istihdama dayalı bir ekonomi yönelişine Türkiye kendisini sevk etmiş oldu. Bunun önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum.”

Şimdi kur yükselince ne yapamıyoruz? Dışardan kalem dahil hiçbir şey alamıyoruz. Mecburen petrol ürünleri alıyoruz ama onları ne yapamıyoruz? Benzini benzinciden alamıyoruz. Doğalgazı kışın yakamıyoruz. Hatta marketten domates bile alamıyoruz. Hatta fırından ekmek bile alamıyoruz. Hatta otobüs bileti bile alamıyoruz. 

Ama ne yapıyoruz? Şükrediyoruz.

Hani Albayrak “Dolarla mı maaş alıyorsunuz?” demişti ya… çok kızmıştık hani… Boşuna kızmışız. Maaşımızı dolarla alıyor olsak, dolar kurunun yükselmesinin bir faydası olmaz ki. Yine kalem dahil her şeyi dışardan daha ucuza alırız. Alamamamız lazım. Şükrettiğimiz husus o. 

Bulgarlar için üzülüyorum ama. Alışverişlerini Edirne’den yapıyorlar. Yarın öbür gün okullar açıldığında kalem dahil her şeylerini, Edirne’den daha ucuza alacaklar. Onların bizim kadar vizyon sahibi politikacıları, yöneticileri olmadığı için, “Maalesef” diyenleri de olmayacak.

***

Tabii bu durumda kur 12’lere düşünce “Dolar 12.8. PUHAHAHA” diye mesaj atan Cem Küçük’ün ruh halini tam çözemedim. “Eyvah! Kur düştü” diye durumun vahameti karşısında gerilen sinirleri boşalmışsa, bu yüzden “PUHAHAHA” demişse, insani bir durumdur, anlaşılabilir.

Ama aynı günlerde bir televizyon programında Ersan Şen ile tartışırken “Ohh, dolar düşüyor ohh… Ohh dolar düşüyor ohh… Ohh dolar düşüyor ohh” diye yaptığı üçleme, kurun düşüşünden memnun olduğunu söylüyor. Bu durum, Numan Kurtulmuş’un sergilediği perspektifle örtüşmüyor.

Ayrıca ben 18’lerden 12’ye düşün kur için “Dolar 12.8. PUHAHAHA” diye mesaj atsam, tekrar 18’lere çıkması durumunda “Ühü hüüü… Hüngür hüngür! fınf…” (bu sonuncusu burun çekme efekti) diye mesaj atarım. Tutarlı olmanın gereği budur diye düşünürüm. Cem Küçük ne yaptı, bilemiyorum

Kur düşünce televizyonlarda “Ohh dolar düşüyor!” üçlemesi yapsaydım, yükseldiğinde ne yapardım… onu da bilemedim. Bir daha televizyona çıkmazdım herhalde.

***

Numan Kurtulmuş’un perspektifi, sadece Cem Küçük ile değil, Numan Kurtulmuş ile de örtüşmüyor.

Numan Kurtulmuş, 3,60’a dayanan doların tekrar 3,39’a kadar inmesine “Çok şükür televizyondaki altyazılardan gördüm” yorumunu yapmıştı. Kurtulmuş, “Türk lirası hak ettiği seviyelere gelecektir. Bu anlamda da bu ekonomik algı operasyonlarını da bir şekilde sonlandırmış olacağımızı ifade etmek isterim” demişti. Sene 2016’ydı ve Numan Kurtulmuş Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsüydü.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.