20 Aralık kararları: Nas var faiz yerine kur farkı verelim

Kurların ve enflasyonun kontrolden çıkması, iş dünyasının tüm kesimlerinden seslerin yükselmesiyle birlikte Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan muhtemelen ekonomik krizler tarihine ‘20 Aralık Kararları’ olarak geçecek bir dizi yeni önlem açıkladı.

Faiz indirimleriyle patlama yapan kurları, döviz talebindeki artışı ve TL’den kaçışı dizginleyemeyen iktidar, TL mevduat sahiplerine kur artışı kadar ‘kur farkı’ ödemesini garanti etme kararı aldı. Erdoğan ‘kurlar daha da artacak’ diye dövize yönelen TL mevduat sahiplerini frenleme çabasında oldukça radikal ve yüksek maliyetli bir adım attı. Bir anlamda tasarruf sahibini faizle cezbederek dövize yönelmesini önlemek ve TL’yi korumaktansa faizden elde edeceği gelir, kur garantisi olarak ödenecek.  

Madem sadece son birkaç ayda yüzde 50’yi aşan düzeyde değer kaybeden TL mevduat sahiplerine bu kayıpları için kur farkı verilecekti, o zaman neden faiz indirerek TL’yi bu kadar değersizleştirmekte ısrar edildi ve ekonomiye ağır hasar verildi? Bu aynı zamanda büyük ve derin bir çelişki. Belki kısa dönemde döviz kurları biraz aşağı çekilebilir. Nitekim kararlar açıklandıktan sonra dolar/TL 18,40’tan 14’e Euro/TL 20,80’den 16’ya indi. 

Ancak pek çok tasarruf sahibinin TL’de kalıp kur farkı beklemek yerine, doğrudan dövizde kalmayı tercih etmesi büyük olasılık. Bu karar aynı zamanda kurların artacağının itirafı. Bir başka kararla, kurun ne olacağını öngöremediği için fiyat belirleyemeyen ihracatçılara, Merkez Bankası (MB) tarafından ileriye dönük kur rakamı garantisi verilmesi. Merkez Bankası ‘bizim kur hedefimiz yok, dalgalı kur sisteminde kur serbestçe dalgalanır, iner çıkar’ diyordu.

Şimdi ihracatçıya ihraç edeceği ürün ya da malın fiyatı için ileriye dönük kur güvencesi verilecek. İhraç bedeli 3-6 ay sonra hesaba yattığında kurun ne düzeyde olacağı MB tarafından bugünden garanti edilecek. İhracatçının kaybı yine kur farkı ödemesiyle MB tarafından telafi edilecek.

Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) devlet katkısı yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkarılırken, bununla BES hesaplarında biriken tutarın artması ve muhtemelen bu kaynağın kullanılması planlanıyor. Daha önce Berat Albayrak döneminde işçilerin kıdem tazminatları için Kıdem Tazminatı fonu oluşturulması, bu fonda ve BES hesaplarında biriken paranın 10 yıldan önce çekilememesi, ancak devlet tarafından kullanılabilmesine olanak sağlanmasını öngören bir düzenleme yapılmak istenmişti. İşçi sendikaları tepki gösterince geri çekildi.

Ardından 3 kamu bankasının Emeklilik ve Hayat Sigortası Şirketleri Türkiye Hayat ve Türkiye Emeklilik adıyla tek çatıda toplanarak, BES’te kamu bankalarının payı büyütüldü. Şimdi bir yandan devlet katkısı artırılırken bir yandan da mevcut haliyle 170-200 milyar TL’ye varan BES birikimlerine göz dikileceği anlaşılıyor.

Bir kez daha yastık altındaki altın ve dövizi bozdurma çağrısını yineleyen Erdoğan yastık altındaki 5 ton altının 280 milyar dolar olduğunu bunun ekonomiye kazandırılması için cazip finansal araçların piyasaya sunulacağını söyledi. Daha önce de denenen ancak umulan çözülmeyi sağlamayan, altın ve dövize endeksli hazine tahvili ihraçlarının, bankalarda fiziki açılacak fiziki altın hesaplarına yüksek getiri vaatlerinin tekrar devreye sokulacağını söylemek olanaklı. 

Pek çok şirketin zor durumda olduğu gerçeğini görerek Kurumlar Vergisi oranını 1 puan düşüreceklerini ifade eden Erdoğan, şirketlerin temettü ödemelerindeki stopaj kesintilerinin yüzde 10’a indirileceğini dile getirdi. Bu da iflasın eşiğine gelen çok sayıda şirketi nefes aldırmaya, batışları geciktirmeye yönelik.

Daha önce de her seçim öncesi uygulanan Kredi Garanti Fonu’ndan (KGF) düşük faizli işletme kredisi ve proje bazlı yatırım kredisi yeniden devreye sokuluyor. Kamu Bankalarına 20 milyar TL sermaye enjekte edilerek düşük faizli kredi vermelerine zemin hazırlanıyor. Erdoğan, “kamu bankasından krediyi alıp bunu bir başka yere aktarmak suretiyle paradan para kazanma yoluna yöntemlerine başvuranlarında alnını karışlarız” diyerek ucuz kredilerle döviz-altın alacak olanları tehdit etti.

Diğer yandan asgari ücretin üzerindeki ücretlerin de asgari ücretin brüt tutarı (5004 TL) kadar olan kısmına vergi istisnası vaadinin torba yasada yer almaması üzerine, sendikalar ve işverenlerden gelen tepkiler sonrası Erdoğan geri adım attı. Tüm çalışanların maaşlarının asgari ücret tutarında vergiden muaf olması teklife eklendi. 

Ana ilkesi ‘Nas var, faiz veremeyiz kur farkı verelim yetinin’ şeklinde özetlenebilecek 20 Aralık Kararları piyasalara ve şirketlere birkaç aylık soluk aldırma, günü kurtarma amaçlı. Orta ve uzun vadeli yapısal bir herhangi değişiklik içermeyen kararlar Erdoğan reddetse de yine baskın erken seçim kokuyor.

TL tasarruf sahiplerine ve ihracatçılara kur farkı ödemesinin garanti edilmesi ise devletin-hazinenin-MB’nin sırtına yüz milyarlarca liralık yeni yük bindirilmesi, bunun için de para basılarak, banknot matbaasının fazla mesaiye geçirilmesini zorunlu kılıyor. Karşılıksız basılacak paranın TL’yi değersizleştirmesi, enflasyonu yükseltmesi kaçınılmaz görünüyor.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.