Tem 22 2019

Doğu Akdeniz'deki Fransız askerî varlığı sadece enerjiyle ilgili değil

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen ay Akdeniz'e kıyıdaş diğer Avrupa Birliği ülkelerinin liderlerinin katılımı ile düzenlenen zirvenin ardından, Türkiye'yi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin münhasır ekonomik bölgesindeki yasa dışı sondaj faaliyetlerini sonlandırmaya çağırmıştı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki gün sonra Fransız mevkidaşını bu sözleri için eleştirdi. Erdoğan Osaka'daki G-20 zirvesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada Macron'a “Bak dedim, Kıbrıs meselesinde sen bir defa konuşamazsın. Senin Kıbrıs ile yakından uzaktan alakan yok. Burada ben konuşurum, Yunanistan konuşur, İngiltere konuşur, AB konuşur ama sen konuşamazsın” dediğini açıkladı.

Avrupa'nın en güçlü, NATO'nun ise en güçlü ikinci silahlı kuvvetine sahip olan Fransa, Doğu Akdeniz'de sürekli olarak bir donanma varlığına sahip ve Kıbrıs'a gittikçe artan bir şekilde ilgi gösteriyor.

Macron, Ocak ayında Lefkoşe'de yaptığı açıklamada “Kıbrıs'ın Charles De Gaulle Uçak Gemisi etrafında teşkil edilen görev grubu için önemli bir liman olduğuna” değindi. İki ay sonra Charles De Gaulle görev grubu Limasol Limanı’nı ziyaret etti.

Ziyaretin ardından Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin üst düzey askerleri, Kıbrıs açıklarında bulunan Fransız uçak gemisine iade-i ziyarette bulundu. Bir gün sonra ise Fransız Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Christophe Prazuck, Larnaka yakınlarındaki Mari'de bulunan Rum deniz üssüne resmi ziyarette bulundu.

Mayıs ayında, Rum ve Fransız savunma bakanları Mari Deniz Üssü’nü daha büyük savaş gemilerini barındıracak şekilde genişletilmesini amaçlayan niyet bildirisini imzaladığında, her iki ülke arasındaki yakın temaslar meyvesini vermiş oldu. Ayrıca, bu anlaşma Rumların askerî imkânlarının artırılmasını ve iki ülkenin donanmaları arasındaki stratejik işbirliğinin geliştirilmesini de amaçlıyor.

Türk medyası, bu anlaşmayı Doğu Akdeniz'deki enerji savaşının bir parçası olarak gördü. Türk medyasına göre, anlaşmanın maddeleri arasında “Fransız Deniz Kuvvetleri, Türkiye'nin Rum sözde parsellerinde faaliyet gösteren Fransız petrol şirketi TOTAL'e yönelik olası müdahalelerini göğüsleyecek” maddesi de var.

TOTAL, Lübnan ve Girit açıklarının yanı sıra, İtalyan ortağı ENI ile birlikte Rumların ilan ettiği parsellerde lisans sahibi. Türk Donanması, Şubat 2018'de Eni tarafından kiralanan araştırma gemisini Kıbrıs açıklarında iki defa engellemişti.

Uzmanlara göre, son aylarda enerji mücadelesi konusundaki tartışmalar manşetleri işgal etmesine rağmen, bu Fransız dış politikası için son derece önemli olan istikrarsız bölgeye yönelik Fransa'nın müdahilliğini artıran tek faktör olarak görülmemeli.

Politik risk danışmanı ve Ortadoğu Stratejik Perspektifleri (Middle East Strategic Perspectives) düşünce kuruluşunun kurucu ortağı olan Mona Sukkarieh, Doğu Akdeniz'deki Fransız varlığına sadece enerji perspektifinden bakılmaması gerektiğini düşünüyor:

“Bölge, gelecek vaat eden enerji potansiyelinin yanı sıra Suriye ve Libya'daki çatışmalar, Mısır ve Lübnan gibi ülkelerdeki istikrar konusundaki süregiden endişeler, büyüyen güvenlik riskleri, yasa dışı göç gibi nedenlerle son bir kaç yıldır yeniden dikkatleri üzerine çekiyor.  Tüm bu faktörler, bölgede ticari hırslardan ziyade çoğunlukla jeopolitik çıkarlar tarafından yönlendirilen bir nüfuz mücadelesine yol açtı. Bu, Fransa'nın Doğu Akdeniz'de neden sürekli donanma varlığı bulundurduğunu ve faaliyet gösterdiğini açıklıyor.”

Paris merkezli Stratejik Araştırma Kurumu'nda (Foundation for Strategic Research) güvenlik uzmanı olan Vincent Tourret, tarihi geçmişi ve güvenlik endişelerinden dolayı Fransa'nın Doğu Akdeniz'e her zaman özel önem atfettiğine işaret ediyor:

“Fransa, orada yaşayan büyük Fransız topluluğu, kültürel ve ekonomik bağlantıları ve terör açısından bölgeden algılanan tehdit nedeniyle Levant olarak adlandırdığımız bölgeye her zaman özel ilgi göstermiştir. Bu menfaatler, hem caydırıcılık sağlamak hem de savaş bölgelerinden muharip olmayanların tahliyesi gibi insani görevleri icra etmek için Fransa'nın bölgeye kuvvet konuşlandırmasına yol açmıştır.”

Sekiz yıldır süren Suriye iç savaşı Fransız askerî varlığının nedenlerinden biri. İç savaşın başladığı 2011 yılından beri, Fransız harp gemileri Suriye açıklarında sürekli karakol yapıyor.

Nisan 2018'de, Suriye rejiminin kimyasal saldırı düzenlemesinin ardından Fransa, ABD ve İngiltere ile birlikte Suriye kimyasal silah tesislerini vurmak için harekât düzenledi. Fransız Donanması, Doğu Akdeniz'deki harp gemisinden seyir füzesi atarak bu saldırıya katıldı.

Tourret, “Geçen yıldan kalan bir başka güvenlik başlığı da Suriye iç savaşının yansımaları. Birincisi, uluslararası hukuka uygun olarak Fransa'nın müdahale etmesine yol açtı. Suriye rejiminin kimyasal silah kullanmasına misilleme olarak Fransa harekât düzenledi” diyor ve ekliyor:

“İkincisi, savaşın sonuçları nedeniyle, güçlenmiş bir Hizbullah ve daha genel olarak Şii militanların yayılması, IŞİD'in süren varlığı ve Fransız asıllı cihatçıların geri dönüşü bölge ve direkt olarak anavatanımız için uzun dönemli ve gerçek bir risk teşkil ediyor.”

Tourret'e göre, bu ortamda Doğu Akdeniz'de askerî harekât düzenlemek için Kıbrıs, Fransa adına çok önemli bir ileri üs. Ayrıca, 2007'den beri Fransa'nın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir savunma anlaşması var ve bu anlaşma 2017'de bir başka 10 yıl için güncellendi.

Sukkarieh’in görüşleri ise şöyle:

“Fransa, jeopolitik çıkarlarının arttığı, nüfuzunu korumak istediği ve gelecekte daha geleneksel üs yerlerinin tehdit edebileceği bir bölgede Kıbrıs'ı güvenilir ve stratejik bir mahal olarak görüyor. Güney Kıbrıs ise, özellikle BREXIT sonrasında ve Türkiye ile gerilen ilişkiler sırasında İngiltere'nin nerede duracağı konusundaki belirsizlikler nedeniyle Fransa'yı güvenilir bir Avrupa Birliği müttefiki olarak görüyor.”

Bölgedeki Fransız askerî varlığı sadece enerji kaynakları mücadelesi ile ilgili değil, ayrıca Paris ve Lefkoşe için kazan-kazan işbirliği: Fransız Donanması, olası bir Türk saldırganlığına karşı Güney Kıbrıs için bir Avrupa kalkanı sağlarken karşılığında Fransa'nın Doğu Akdeniz güvenlik sisteminde kendisine yer bulmasını sağlıyor. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.