Ne zaman hesap verdiniz ki şimdi vereceksiniz!

Pek çok kişinin İstanbul’da büyük bir deprem beklediği zamanda İzmir korkunç bir şekilde sallandı. Ölü ve yaralı sayısı sürekli artarken enkaz altından sağ çıkarılan insanlar bu acı zamanlarda ufak da olsa bir tebessüme neden oluyor.

Türkiye yıllardır jeopolitik olarak çok önemli bir noktada bulunduğunu, Asya ile Avrupa arasında geçiş güzergahı olduğunu ilan etmeye bayılsa da hiçbir zaman bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini açıkça dillendirmez. Hatta olan onca depremden sonra bile yeterli önlem alınmaz. Zaten alınmadığı her depremde görülür.

17 Ağustos 1999’da Gölcük’te yaşanan korkunç deprem sonrası “deprem vergisi” olarak toplanan paralar ile bugüne kadar pek çok önlem alınabilirdi. Tabii ki sadece deprem vergisinden toplanan paralar yeterli olmazdı. Mesela imar affının da çıkarılmaması, ne olursa olsun depreme dayanıksız binaların saptanması gerekirdi.

Şayet ülkeyi aklı selim bir iktidar bunca zaman yönetseydi bu tür önlemleri alır, gerekli yatırımları yapar ve kaynak ayırırdı. Ne var ki önceki hükümeti deprem parasını memur maaşlarını ödemekle itham eden AKP konu kendisine gelince hiçbir açıklamaya girişmiyor.

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan kendisine bir kez daha sorulan deprem vergisi konusunda “gerekli yerlere harcandı, bundan sonra da bunun hesabını verecek değiliz” şeklinde bir açıklama yapmış. Kendisi zaten bugüne kadar hiçbir konuda hesap vermediği, hesap vermesi her gerektiği zaman da “kandırıldık” açıklamasına gittiği için ülkenin bu halde olduğunu görmüyor bile.

Deprem için toplanan paraların depremle hiç alakası olmayan yerlere harcandığı kesin. Büyük ihtimalle Erdoğan’a yakın iş insanlarına ve müteahhitlere gitmiştir. Bunun da hesabını veremez. Ondan bu hesabı soracak bir yargı merci de ülkede kalmadığı için olan yine enkaz altında kalan, evini kaybedip çadırda kalacak vatandaşa olacak.

Ama sadece deprem parası değil hesabı verilemeyen. Mesela koronavirüs salgını nedeniyle yüz yüze eğitime ara verildiğinde kullanılması planlanan EBA’nın neden geliştirilmediği, EBA’dan yararlanamayan çocukların ne yapacağının da hesabı verilmez. 

Bu arada aklıma takıldı, Erdoğan’ın torunları da bu sürede EBA’dan yararlandı mı yoksa özel öğretmenler ile takviye mi yapıldı? Şayet EBA’dan yararlandılarsa her seferinde giriş yapabildiler mi? Şimdi bu soruların da cevabı verilmez.

EBA’dan devam edeceksek, evrensel hizmet kapsamı açısından neden ülkenin belli bir bölümü internete ulaşamıyor. Neden çocuklar internet çeksin diye köylerindeki yüksek yerlere tırmanıyor? Şimdi bunun hesabını verecek biri de bulunmaz.

Karadeniz’in muhteşem doğallıklarını yok eden sonra da çim ekilmesi kararını veren kişilerin, nasıl böyle bir katliam gerçekleştirdiklerinin hesabını vermeyecekleri gibi;

Gümüşhane’deki ayrı bir doğa harikası Dipsiz Göl’ü hazine aramak için yok edenlerin hesap vermeyecek olması gibi;

Salda Göl’ünün harika kumlarını iş makineleri ve kamyonlar ile mahveden ve bunu adeta bir şova dönüştürenlerin hesap vermeyeceği gibi hiçbir şeye hesap verilmeyecek.

Hatta, göçük altında kalan Buse ile adeta şov yapmak için konuşan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli bunu siyasi hayatı boyunca ve sonrasında bir övünç kaynağı olarak anlatacaktır. O noktada küçük kızın nasıl bir korku içinde olduğunu belki kendisi bir tek hayatının son anlarında anlayacak. O da belki…

Ünlü İtalyan hiciv yazarı Giovanni Papini’nin “Gog” isminde harika bir kitabı vardır. Küçük hikayelerden oluşan bir eserdir. Oldukça zengin ancak biraz deli bir adamın kendi hatıralarını anlattığı Gog’da unutamadığım bir bölüm vardır.

Sürekli kendisine para istemeye gelen insanlardan biri bir gün Gog’a bir ülkesi olabileceğini söyler. Bunun için sadece biraz para vermesi gerekmektedir. Ancak bir durum daha vardır, ülkede yaşayanlar onun ülkenin sahibi olduğunu bilmeyecektir. Sadece yöneticiler bilecek ama onlar da ülkeyi yönetmeye devam edecektir.

Türkiye her geçen gün bu Gog’un satın aldığı ülkeye daha çok benziyor benim gözümde. Ülkenin esas sahibi olan halk her geçen gün daha büyük bir zorluk altında kalıyor ancak yöneticiler sanki ülke başkasınınmış gibi hiçbir hesap vermiyor. Hesap verilecek tek kişi Gog’muş, o da her zaman hesap sormazmış gibi davranıyorlar.

Deprem paraları ile ilgili bir cevap verilmeyecek o anlaşıldı. Peki çakma çantalar ile ilgili sorulara bir cevap verilecek mi yoksa o da çakma diploma gibi cevapsız sorular arasına mı karışacak?

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.