Demokrasi misakı - Ali Haydar Fırat*

Demokrasi Misakı çağrısı, ülkenin yeniden demokratik kurum ve kurallara kavuşması için birlikte hareket etmenin ne denli yaşamsal olduğunu anlatıyordu.

Toplumlar çoğu zaman içinden geçtikleri süreçleri bütün yönleriyle/boyutlarıyla tartışamayabilir ya da önceki süreçlerden ayırt edemeyebilir. Ancak işlerin kötü gittiğinin farkındadırlar ve aktörlerin kendilerine nasıl bir kurtuluş sağladığını gözlemlerler. Burada mesele aktörlerin de, siyaset yapıcıların ve karar alıcıların da sürecin yeterince farkında olmamalarıdır. O yüzdün daha çok konuşmak, tartışmak durumundayız.

Bu konuya ilişkin çok önemli bir öneri Sayın Bakanımız Ertuğrul Günay’dan geldi: “Demokrasi Misakı”.

Demokrasi Misakı çağrısı, ülkenin yeniden demokratik kurum ve kurallara kavuşması için birlikte hareket etmenin ne denli yaşamsal olduğunu anlatıyordu. Bu çağrı aynı zamanda CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun  “bütün demokratlar birleşmeli” çağrısına da çok önemli bir katkıydı.

Ülkemiz demokrasisi çok partili siyasi yaşama geçildikten sonra kurumsal ve değersel açıdan hiç bu kadar aşındırılmamıştı.

Bugün ülkemizde demokrasiden çok hibrit bir rejimden, otoriter bir düzenden veya anti-demokratik sisten varyantlarından söz edilmektedir. Bu çerçevede Türkiye yeniden çok partili, demokratik siyasal hayata dönmeli, siyasal alan iktidar baskısını denetleyen, frenleyen yeni mekanizmalarla genişletilmeli ve partilerin iktidar tarafından “terörle iltisaklı” bir konuma sokulmasının önüne geçilmelidir.

Ülkede yaşanan tablonun vahameti ortadadır. Her düzeyde çürüme, yozlaşma, kriz ve çöküş söz konusudur.

Buradaki vahim nokta demokratik sistemin gün geçtikçe bütün kazanımlarının silinmesi gerçeğidir. Bunu her gün deneyimliyoruz. Ancak bugün artık zorunlu bir ortaklaşa çözüm üretmek mecburiyetindeyiz.

Bugün siyasal partiler, aktörler, aydınlar, kanaat önderleri ve de sivil toplum örgütleri kısacası demokratik düzenden yana olan bütün birikim bir araya gelmek zorundadır.

Bugün siyasal partiler, aktörler, aydınlar, kanaat önderleri ve de sivil toplum örgütleri kısacası demokratik düzenden yana olan bütün birikim bir araya gelmek zorundadır. Ülkenin demokratik birikimi mevcuttur ve bu birikim siyasal çıkarlara, küçük hesaplara, aday tartışmalarına kurban edilememelidir.

Kimlikler cenderesine sıkıştırılmış siyaseti, buradan çıkarmak toplumsal ve siyasal barışımız için vazgeçilmezdir.

Ekonomik hiçbir kural,  kuram ve kaideye dayanmayan bir sistemi halka dayatanlar yarın demokrasinin de kalan tortularını tümüyle silebilirler. Buna seyirci kalınamaz.

Ülkenin yeniden kurucu demokratik bir iradeyle inşası zorunludur. Buradaki tek ölçüt demokrasiden yana olmaktır.

Hiçbir aktörün bundan kaçması, kaçınması kabul edilemez ve bedeli bütün toplum için karşılanamaz düzeydedir.  Bu farkındalık tarihseldir, ötelenmez.

Kurtuluş ne tek bir adayla ne tek başına bir partiyle, ancak ve ancak demokratların ortak iradesiyle mümkündür.

İktidarın yarattığı geçici gündemlere saplanıp kalınması, onun kurduğu alanda söz üretilmesi, o hegemonyaya teslim olunması çözümleri değil sorunları büyütmektedir.

Ortak bir kriz masasının kurulması, ortak söylemin seçim sürecine kadar hâkim kılınması, iktidarın propaganda aygıtına karşı güçlü bir iradenin sahnelenmesi hayatidir, ertelenemez.

Kendi ulusal kurtuluş mücadelesini kongrelerle inşa etmiş bu ülke, bugün demokrasisini kurtarmak, her alanda demokratik, değer ve kuralları işler kılmak için yeniden ve daha güçlü bir biçimde bir araya gelmek zorundadır.

1808’de Sened-i İttifak ile başlayan iktidarın gücünü denetleme süreci, 214 yıl sonra hâlâ tartışma konusu ediliyorsa ve iktidar buna yanaşmıyorsa, bütün demokratik öznelerin birlikteliğini yeniden en geniş, en demokratik biçimde ele alan muhalefet tarafından anayasal ve yasal bir sürecin içinden geçen ortak bir iradeyle halka vaz geçilmez bir vaat olarak sunmalıdır, bundan asla vazgeçilmeyeceği karara bağlanmalıdır.

Bugün artık kurulması gereken demokrasi ittifakıdır. Partiler, adaylar ekseninde bir tartışma, ayrışma ve parçalanma demokrasimizin geleceği açısından bir felakettedir. Hiçbir ayrım yapılmadan en geniş DEMOKRASİ İTTİFAKININ KURULMASI VE DEMOKRASİ MİSAKININ İLANI hem yeniden kuruluşun hem de yeniden kurtuluşun yegâne yoludur…

Kurtuluş ne tek bir adayla ne tek başına bir partiyle, ancak ve ancak demokratların ortak iradesiyle mümkündür.


(*Bu yazı Politik Yol'dan alınmıştır)

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.