Berber veya kuaför olsaydım kendimi kötü hissederdim

Ticaret Bakanlığı, 1 Ekim 2022'den itibaren uygulanmak üzere, ülke genelinde tüm berber, kuaför ve güzellik salonlarının haftanın bir günü kapalı olması yönünde karar almış.

Berber veya kuaför olsaydım, salonumun haftanın bir günü kapalı olmasıyla sorunum olmazdı. Hatta sevinirdim.

Bakanlık, esnaf ve tacirlerin yıllardır süregelen ve ekonomik boyutlarının yanı sıra psikolojik ve sosyolojik boyutları da bulunan önemli sorunlarını çözmeye devam ediyormuş. Bu sözler, bakanlığın yazılı açıklamasından.

Sanırım haftada bir gün kapatma kararı “Psikolojik ve sosyolojik boyutlu önemli sorunların çözümü” kapsamında bir uygulama. Olabilir, konunun uzmanı değilim. Hangi önemli sorunun psikolojik, hangi önemli sorunun sosyolojik boyutu var, bilemem. 

Ama benim psikolojik sorunum, kararın kendisiyle değil, bu kararın “cumhurbaşkanının talimatıyla” alınmamış olmasıyla olurdu.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Zeytinburnu Balıklı Rum Hastanesi'nde çıkan yangın hakkında: ‘’Bu sabah sebebi henüz tespit edilemeyen nedenden dolayı yangın meydana geldi. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla olaya müdahale edildi.” dedi.

Yangına, cumhurbaşkanının talimatıyla müdahale ediliyorsa, berber ve kuaförler haftada bir gün niye Cumhurbaşkanının talimatıyla kapatılmıyor? Bunu bana kimse izah edemez.

Bakanlık yazılı açıklamasında yetkisini “Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun”dan aldığını söylüyor.

Olabilir. İtfaiyecilik kanunu yok mu? Yangına müdahale ile ilgili mevzuat yok mu? 

21.10.2006 tarih ve 26326 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan belediye itfaiye yönetmenliğinde, itfaiye teşkilâtının kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları, itfaiye personelinin nitelikleri, görevde yükselme ve mesleki eğitimleri, kıyafetleri, kullanacakları araç, teçhizat ve malzeme ile denetim usul ve esasları anlatılıyor.

İtfaiye teşkilatının görevleri listesinde ilk sırada “Yangınlara müdahale etmek ve söndürmek” var. 

Elbette bir itfaiyecinin varlık sebebi yangına müdahale etmek ve söndürmektir.

Sorun, cumhurbaşkanının yangının söndürülmesi için talimat vermesi değil, berber ve kuaförlerin haftada bir gün kapanması için talimat vermemiş olmasında. 

Ben berber veya kuaför olsaydım. Kendimi kötü hissederdim.

Buyurun yeni haber: Erdoğan, Sultani çekirdeksiz kuru üzümün Toprak Mahsulleri Ofisi alım fiyatının 27 lira olarak belirlendiğini açıkladı.

Veya eski haber: 687 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de (KHK) kış lastiği kullanımı zorunluluğuna da yer verildi.

Bu durumda ben berber veya kuaför olsam kendimi çekirdeksiz kuru üzümden veya kar lastiğinden daha değersiz hissederim.

Mesela kapalı olmasına karar verilen bir gün dükkanımı açmışım, zabıtalar kapatmam için uyarıyor… Dükkandaki tüm tıraş losyonlarını üzerime döker, çakmağı elime alır “Yaklaşmayın kendimi yakarım” diye bağırırım.

Tamam, meydanda halka hitap ederken “Berberler ve kuaförler haftanın bir günü kapalı olacaktır” demesin, istemiyorsa bu konuda KHK’da çıkartmasın. Ama en azından bir talimat verilebilirdi.

Elimde çakmak: “Cumhurbaşkanının talimatı olmadan dükkanımı kapatmam” diye olay çıkartırım. 

***

Bakanlığın yazılı açıklamasında gözlerden kaçan vahim bir detay var. 

Ticaret Bakanlığı'nın, İçişleri Bakanlığı aracılığıyla 81 il valiliğine gönderdiği karara göre, berber, kuaför ve güzellik salonlarının haftanın hangi günü kapalı olacağı, sektör temsilcisi meslek kuruluşlarının görüşleri alınmak suretiyle, her ilin kendi dinamikleri içinde valiler tarafından belirlenecekmiş.

Vahametin boyutunu fark ettiniz mi?

Berber, kuaför ve güzellik salonlarının haftanın hangi günü kapalı olacağı her ilin kendi dinamikleri içinde belirlenecekmiş.

Hem de sektör temsilcisi meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak.

Bu uygulama “Ademimerkeziyetçilik” değilse nedir? Veya “Ademimerkeziyetçilik” bu değilse, nedir?

Ademimerkeziyetçiler de bunu söylüyor zaten. Diyarbakır’ın sorunu; Diyarbakır’ın yöneticisi, Diyarbakır’ın halkı ve sivil toplum temsilcileriyle, Diyarbakır’ın kendi dinamikleri içinde çözülsün. İzmir’in, İstanbul’un, Van’ın, Edirne’nin Mersin’in Trabzon’un sorunu da aynı şekilde, böyle çözülsün diyor. Böyle şeyleri duyunca yerimizden sıçrıyoruz. Vatan diyoruz, bayrak diyoruz, ezan diyoruz…

Aynısını Bakanlık söylüyor.

Biz böyle fena şeyler söyleyenleri İstanbul’da belediye binasında, Ankara’da altılı masanın altında arıyoruz. Dağda arıyoruz, şehirde arıyoruz, sınırın ötesinde berisinde arıyoruz… 40 yıldır arıyoruz.

Karşımıza Ticaret Bakanlığının yazılı açıklamasında çıkıyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar