Ertuğrul Günay: 'İktidarın Ayasofya istismarına ihtiyacı var çünkü...'

Ayasofya Müzesi'nde İstanbul'un fethinin 567'inci yıl dönümünde Fetih Suresi okunması, 'Ayasofya camii mi yapılıyor' tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da törene katılarak Fetih Duası'na eşlik etti ve Yunanistan'tan, 'Ayasofya müze kategorisinde' uyarısı geldi.

Yunanistan'ın çıkışına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun tepkisi ise sert oldu. Çavuşoğlu, "Ayasofya, Türkiye Cumhuriyeti'nin mülküdür ve fethedilmiştir. Sesini çıkarmaları saçmalık ve haddini aşmaktır! Kur'an-ı Kerim'in nerede ne zaman okunacağını biz Yunanistan'a mı soracağız" ifadelerini kullandı.

Peki cami, kilise, müze tartışmalarının merkezinde olan Ayasoyfa nasıl oldu da birdenbire AKP iktidarının gündem maddelerinden birine dönüştü?

Bu sorunun yanıtını, Konuşa Konuşa'ya katılan Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay ile aradık. 

Günay, "Ayasofya bin yıl Hristiyanlık inancına, 500 yıl İslam inancına hizmet etmiş, dünyanın en eski ve en büyük mabetlerinden biri. 1935'den bu yana da müze statüsünde. Dünyada ilgisini çeken herkesin ziyaretine, dua okuyacaklarsa içlerinden dua okumalarına açık bir mabed" dedi ve ekledi:

"567'inci yılda, hükümetin birdenbire bu Ayasofya aşkı nereden depreşti. Bunu ben bir ölçüde yadırgıyor ve anlamlandırıyorum. AKP'nin iktidarının ilk yılı, yani 2003, İstanbul'un fethinin 550'inci yılıydı. 2013 de 560'ıncı yılıydı. Bu anlamlı, dönemsel yıllarda, bu tür bir girişim, gösteri yapılmadı. Önceki yıl biliyorsunuz, İstanbul yönetimi değişti, 20-25 yıl sonra ilk kez İstanbul muhalefetin eline geçti. Bugün birdenbire Ayasofya aşkı, Ayasofya istismarı depreşti."

Günay'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

Bir İstanbul, bir Ayasofya aşkı, fetihi etkinliklerle kutlama merakı depreşti. İstanbul'un fethi, bazılarının sandığı gibi kılıçla alınması değil. Bir eski dünya merkezi olan, surlar içine kapanan merkezinin yeni bir imparatorluğun merkezi olarak dünyaya açılmasıydı. Üzerinden bu kadar zaman geçtikten sonra, fetih Ayasofya'da Kuran okutarak, filan yerden mehter yürüterek kutlanmaz. İstanbul'un fethi, kentin dünya çapında nasıl bir yere getirdiğinizle ölçülür. Sanat etkinlikleri, doğasıyla, tarihiyle, tarihi eserlerine gösterdiğiniz saygıyla sergiler ve tüm dünyaya, 'Türkler İstanbul'u yönetiyor ama iyi yönetiyor' dedirtirseniz, o zaman fethe karşı büyük bir saygı uyandırmış olursunuz, hem de kendinize karşı büyük bir saygı oluşturacak etkinliğin altına imza atmış olursunuz.

İşsizlik yüzde 33'lere doğru gidiyor. Böyle bir tablo karşısında, bu tartışmalar lüzumsuzdur. Gündemi saptırma da, toplumun asıl meselelerini konuşulmasını engelleyen bir araç. Bu konuyu, çok eskiden beri Türkiye'nin sağ siyaseti kullanır. Ayasofya'yı yeniden ibadethane yapmak gibi. 

Fatih Sultan Mehmet'in Ayasofya'yı ibadethane yapmasının sebebi yağmadan kurtarmak içindi. Fetihten sonra her yer yağmalandığı için, 'Burası özel bir mabettir, burayı cami yapın' diyerek buraya bir dokunulmazlık kazandırmıştır.

Geçmiş yıllarda, bir milletvekilinin Ayasofya'nın ibadethane yapılması talebine yanıtı, 'Önce çevredeki camileri doldurun' demişti. Ayasofya'yı gerçekten cami yapmak gibi bir niyet yok. Ama bu konunun istismarı bir ilgi yaratıyor. Bu istismar devam edecektir. Ama cami yapılmayacaktır Ayasofya. Türkiye, dünyadan, Avrupa Birliği'nden kopmayı, kültür turizmini kaldırıp atmayı göze almadıysa bu yapılmayacaktır. İstismarı hep vardı, devam edegelecektir. 

Bu istismarlara ihtiyaç var çünkü ekonomi başka konuları konuşmayı gerektiriyor. Seçimler gelecek yıldan itibaren ciddi biçimde gündemdeyse, ekonomi konuşulacağına, filan yerdeki cami hoparlöründeki korsan yayının, Ayasofya'nın konuşulmasını arzu edecektir iktidar. 


 ©️ Ahval Türkçe