Ayasofya'da 86 yıl sonra ilk bayram namazı: Kılıç gölgesinde hutbe ve ibadet

Ayasofya Camisi’nde 86 yıl sonra ilk kez bayram namazı kılındı.

Namazı, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş kıldırdı.

Erbaş'ın Ayasofya'daki ilk cuma hutbesini okurken minbere elinde kılıçla çıkması tartışmalara neden olmuştu. Kurban Bayramı hutbesini okuyan Erbaş yine elinde kılıçla minbere çıktı.

Diyanet TV’de yer alan bilgilere göre Osmanlı geleneğinde sağ elde kılıç bulunması düşmana korku vermeyi, sol elde tutulan kılıç ise dosta güven vermeyi simgeliyor.

Erbaş'ın ikinci kez minbere kılıçla çıkmasına sosyal medyada tepki mesajları geldi.

Hukukçu Kerem Altıparmak, Erbaş'ın bir kamu görevlisi olduğuna dikkat çekerek, herhangi bir öğretmenin de ileride bunu referans gösterip aykırı hareketlerde bulunabileceği mesajını verdi.

Erbaş burada okuduğu hutbede hem yeni tip koronavirüs (Covid-19) önlemlerine dikkati çekti hem de kurbanlık hayvanlar konusunda bazı uyarılarda bulundu.

Erbaş, şunları söyledi:

Kurbanlarımız bize emanettir. Onları incitmeyelim. Şefkatli ve özenli davranalım. Bayramlar sevinç günleridir. Komşularımızı, akrabalarımızı, hasta, yaşlı ve yalnız kardeşlerimizi bu sevince ortak edelim. Mübarek günlerde dargınlıklara ve küskünlüklere son verelim. Bayramın huzurunu hep birlikte yaşayalım. Ancak hastalıkların yayılmasına sebep olarak bu kıymetli günleri hüzne çevirmeyelim. Maske ve güvenli mesafe kuralına riayet edelim. Bayram günlerinde ve salgın süresince tokalaşmaya, kucaklaşmaya ve musafahaya ara verelim. Ayrıca Arefe günü sabah namazıyla başladığımız ve bayramın dördüncü günü ikindi namazıyla birlikte tamamlayacağımız teşrik tekbirlerini unutmayalım.

Ali Erbaş, kılıçla minbere çıkmasının yanı sıra Atatürk'e lanet olarak yorumlanan “Fatih Sultan Mehmet Han, gözbebeği olan bu muhteşem mabedi kıyamete kadar cami olmak kaydıyla vakfedip müminlere emanet bırakmıştır. Bizim inancımızda vakıf malı, dokunulmazdır. Dokunanı yakar. Vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” sözleri ile de tartışma yaratmıştı.

Erbaş, “Geçmişi değil, bundan sonrasını kastettim” sözleriyle kendini savunurken, “Genel olarak vakfiyelerin sonu, vâkıfın bedduasıyla biter. ‘Bu vakfımı kimler amacı dışında kullanırsa Allah’ın, meleklerin, peygamberlerin, tüm Müslümanların laneti onların üzerine olsun’ şeklinde. Ben de hutbede buna atıfta bulundum" ifadesini kullanmıştı.