Almanya Sol Parti vekili Sommer: 'Erdoğan rejimi AB için ciddi tehdit, yaptırım uygulanmalı'

Türkiye’nin son yıllarda Doğu Akdeniz başta olmak üzere dış politikada karşı karşıya geldiği Avrupa Birliği’nde (AB) yol ayrımında önemli bir dönem noktası yaşanıyor. Almanya Federal Meclisi Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Helin Evrim Sommer, parti olarak uzun süredir Erdoğan rejimine karşı yaptırım kararı alınmasını talep ettiklerini söyledi ve “Ancak halkı da etkileyecek genel ekonomik yaptırımları reddediyoruz. AKP hükümetinin liderlerini hedefleyen cezai tedbirler de gereklidir” dedi.

Sol Parti vekili, Doğu Akdeniz’de bir çatışma durumu olması taktirde Alman Thyssenkrupp firmasına ait silahların kullanılacağına dikkat çekti ve “Türkiye, AB üyesi Almanya silahlarıyla, AB üyesi Yunanistan’ı vuracak” hatırlatmasında bulundu.

Ankara’nın dış politikasının masaya yatırılacağı ve olası yaptırım kararlarının konuşulacağı iki gün sürecek olan Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi bugün (10-11 Aralık) başlıyor. Doğu Akdeniz’de doğalgaz gerilimi nedeniyle AB üyesi Kıbrıs cumhuriyeti, Yunanistan ve Fransa  Türkiye’ye yönelik ciddi yaptırımlar istiyor. Bu konuda şu ana kadar çekimser kalan ve Ankara ile diyalogdan yana tavır sergileyen Almanya’nın tavrı zirvede belirleyeceği olacağı kesin.

Zirvede öncesi bir açıklama yapan Almanya Başbakanı Angele Merkel, yaptırım sinyali verdi. Merkel, Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki görüşmelerle ilgili "İstenilen sonuca ulaşılamadı" dedi ve “Doğu Akdeniz’deki aktiviteler sürüyor, özellikle Kıbrıs bu nedenle büyük sıkıntılarla karşı karşıya. İşte bu bağlamda nasıl ilerleyeceğimize dair karar almak durumunda kalacağız” ifadelerini kullandı. 

Türkiye tarafından açıklama ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Erdoğan, yaptırımlarla ilgili “Bu yaptırımlar Türkiye’yi çok da ırgalamaz” iddiasında bulundu.

Merakla beklenen zirveye ilişkin taslak metinde yaptırım uyarısı yer aldı. Zirve öncesi Reuters tarafından sızdırılan taslak metine göre Avrupa Birliği, Akdeniz'de tartışmalı sularda sondajdan sorumlu daha fazla Türk şahıs ve şirketine yaptırım uygulayacak.

Habere göre, AB 2019'dan beri halihazırda yürürlükte olan bir yaptırım listesi temelinde "ek listeler hazırlayacak" ve kapsamının genişletilmesi üzerinde çalışılacak.

Metinde, 'Türkiye ile ilişkilerde düzelme görülmezse, mart ayındaki zirvede yeni adımlar atılacağı' belirtiliyor.

AB zirvesini ve olası sonucu, Berlin ile Ankara ilişkilerini Almanya Federal Meclisi Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Helin Evrim Sommer ile konuştuk.

*AB liderler zirvesinin en önemli konusu Türkiye ve Erdoğan rejiminin dış politikası olacağı kesin. Sizce bu zirveden Ankara’ya yönelik ciddi bir yaptırım kararı çıkar mı?

1 Ekim liderler zirvesinden sonraki açıklamasında AB Türkiye’ye Aralık’taki (bugünkü) liderler zirvesine kadar müddet vermişti. Türkiye Doğu Akdeniz’deki agresif politikalarına son verirse; AB tarafından gümrük birliğinin modernizasyonu, Türk vatandaşlarına vize işlemlerinin kolaylaştırılması ve AB-Türkiye mülteci anlaşması kapsamında ödemelerinin artırılması ile ödüllendirilecekti. Aksi takdirde “AB kendi çıkarlarını ve üye devletlerinin çıkarlarını savunmak için elindeki tüm araçları ve seçenekleri kullanacaktır”, diye açıklama yapılmıştı. Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasında bir yumuşama gerçekleşmedi. Aksine provokasyonun dozu artırıldı, doğal gaz arama faaliyetleri derinleştirildi ve 15 Kasım'daki Erdoğan-Bahçeli Kuzey Kıbrıs Maraş ziyaretiyle, uluslararası hukuku çiğneyerek Kıbrıs Cumhuriyeti provoke edildi. Bu bağlamda, AB siyasi inandırıcılığını tamamen yitirmek istemiyorsa yaptırım uygulamalı.     

*Almanya Sol Parti olarak, AB’nin Ankara’ya yönelik yaptırım kararı alınması konusundaki tavrınız nedir?

Yunanistan ile yaşanan ve askeri çatışmanın eşiğinden dönülen son gerginlikler Erdoğan rejiminin tüm bölge ve bizzat AB’nin istikrarı için ciddi bir tehdit haline geldiğinin kanıtıdır. Bu tür rejimlerin tavizlerle, idareyi maslahatçı yöntemlerle dizginlenemeyeceği tarihsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Sol Parti (Die Linke) uzun süredir Erdoğan rejimine karşı yaptırım kararı alınmasını talep ediyor. Ancak halkı da etkileyecek genel ekonomik yaptırımları reddediyoruz.

Öte yandan AKP hükümetinin liderlerini hedefleyen cezai tedbirler de gereklidir. Ankara ile askeri iş birliği derhal sona erdirilmeli ve Türkiye'ye tüm silah ihracatı durdurulmalıdır. Özellikle Almanya Doğu Akdeniz gerilimine, Türkiye’ye denizciliğe ait silah satışlarıyla direkt müdahil durumundadır. Doğu Akdeniz’de bir çatışma durumu olursa Alman Thyssenkrupp firmasına ait silahlar kullanılacak. Türkiye, AB üyesi Almanya silahlarıyla, AB üyesi Yunanistan’ı vuracak. 

*AB’nin Erdoğan rejiminin yaptıklarıyla ilgili her seferinde ‘kınıyoruz’, ‘kaygılıyız’ açıklamalarıyla yetindiğini görüyoruz. AB’nin Ankara’ya yönelik bu pasif tavrı Erdoğan’ı daha da cesaretlendiriyor mu sizce?

Erdoğan hükümetinin dış politikası son 12 yılda “komşularla sıfır sorun”dan “sorunsuz sıfır komşuya” evrildi. Özellikle Suriye ve Irak’ta Kürtlere karşı yürüttüğü savaşla Erdoğan hükümeti uzun süredir Ortadoğu’nun kundakçısı durumunda ve alenen uluslararası hukuku çiğniyor. Şimdiye kadar Erdoğan hükümetinin Ortadoğu'daki savaş politikalarına pasif kalarak açık çek veren AB, savaş kendi kapısına dayanınca “kınıyoruz“, “kaygılıyız“ gibi açıklamalarla Erdoğan rejimini dizginleyemeyeceğini anladı. Erdoğan alay edercesine her AB zirvesi öncesi gemilerini Doğu Akdeniz’den çekip, zirveden kısa süre sonra tekrar denize sürüyor. Tabi ki AB’nin bu basiretsizliği Erdoğan’ı cesaretlendiriyor. 

*Angela Merkel başkanlığındaki Federal Hükümetin Erdoğan ve Türk hükümetiyle ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Alman hükümetinin Türkiye konusundaki çekinceleri neler? Berlin neden Ankara’dan vazgeçemiyor, ne tür kaygıları yaşıyor?

Alman Hükümetinin Erdoğan rejimine körü körüne bağlılığının temel nedeni Almanya’nın ekonomik ve siyasi çıkarlarıdır. Ticari ilişkiler, son yıllarda Almanya için çok daha kazançlı bir hal aldı. Bu yüzden 2018 yılında Afrin Operasyonuna rağmen, Alman Hükümeti Türkiye’ye ihracatı “Hermes Bürgschaft” denilen devlet garantileri ile diğer yıllara nazaran daha fazla artırdı. Türkiye’ye ihracat listesinin başında silah ve askeri malzemeler yer alıyor. 

Almanya’nın Türkiye’nin savaş ve şiddet politikasına göz yumuşunun başka bir sebebi “AB-Türkiye Mülteci Anlaşması”dır. AB ne Suriye savaşı ne de mülteciler konusunda doğru bir çözüm üretti. AB’nin gerçekte bir politikası olmadı. Avrupa bu sorunu Türkiye ile imzaladığı ve Almanya Başbakanı Merkel’in eseri olan Mülteci Anlaşması ile çözdüğüne inanmak istedi. Milyarlarca Euro vererek Türkiye’den mültecileri tutmasını talep etti. Avrupalıların göçmenlere sınırını kapatmak için Türkiye ile bir anlaşmaya güvenmeleri yanlıştı. Erdoğan Anlaşmayı şantaj aracı olarak kullanıyor ve 2015 yılındaki “mülteci krizini” tekrar yaşamak istemeyen Almanya Erdoğan’a boyun eğip, tüm savaş ve şiddet politikalarını sineye çekiyor. 


@Ahval Türkçe

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.