Kürşad Tüzmen: 'Sistem adama uyar hale getirildi, halk bunları yazıyor'

AKP MKYK yönetiminde ve Erdoğan başkanlığındaki AKP hükümetlerinde uzun yıllar ekonomi ve dış ticaretten sorumlu bakan olarak görev yapan Kürşad Tüzmen, son siyasi ve ekonomik gelişmeleri Ahval’e değerlendirdi. 

Tüzmen, artan yolsuzlukların, yakalanan tonlarca uyuşturucu, kokain, rüşvet olaylarının üzerine gidilmemesini halkın affetmeyeceğini belirtti, “Millet bunların hepsini bir kenara yazar. Unutmaz. Halkın sesi çıkmadığı için kimileri unutuldu sanıp aynı işlere devam etse de milletin hafızası işler, güçlüdür. Şayet siz millet unutur deyip, kendini toplum vicdanında aklayamamış bir siyasetçiyi, bir bürokratı görevde tutmaya devam ederseniz, günü geldiğinde millet faturasını önünüze koyar” dedi.

Tüzmen, “Sistemin en büyük sıkıntılarından birisi denetimsizlik. Özellikle bazı kritik, hayati önemde ve stratejik alanlarda böyle bir denetimsizlik, kuralsızlık olmaz. Denge-denetim sistemi ortada yok. Yasama devre dışına itilemez. Yargıda ciddi sorunlar var. Aslına bakarsanız 100 senede Cumhuriyet zor oturmuş iken 3 senelik CHS’nin hemen oturmasını ve kusursuz işlemesini beklemek doğru değil. Ancak bu sistem liyakatsizliğe, yeteneksizliğe, nepotizme kolayca kapı aralayan, zemin hazırlayan bir görüntüde. Devlette liyakatli, nepotizmden uzak kadroların iş başına getirilmesi, görevlendirilmesi yanında özel sektörde de adrese teslim işlerle dar bir gruba dayanma yanlışından dönülmesi, rekabetçi, yarışmacı, hakkaniyetli olunması gerek” şeklinde konuştu.

Ekonomide ağırlaşan kriz tablosu ve siyasi ısrarla faiz indirtilerek kurların yükseltilmesi, ihracat artışıyla cari fazlaya geçilip kurların ve enflasyonun aşağı çekilmesi ekseni üzerine kurgulanan ekonomik yaklaşımın çözüm olup olmayacağı sorusuna ise eski AKP’li bakan şu yanıtı verdi:

“Bizim en başta komşularla ticaret diye bir ilkemiz vardı. Bunda çok başarılı sonuçlar sağladık. Önce komşular, sonra çevre ülkeler ve giderek küresel pazarları hedefleyen bir modeldi. Başarıyla yürütüldü, ihracatı çok ve komşu ülkelerle ekonomik-siyasi ilişkileri de çok iyi yerlere taşıdık. Sonradan bu politika terk edildi. Herkesle kavga ederek nereye kadar gidebilirsiniz. Dış politika ve ekonomi-ticaret-ihracat iç içe, birbirinin parçası. Dış politikayı yürütürken bunu göz ardı edemezsiniz. İhracatı artırmak için tek başına kura odaklanmak bir şeyi çözmez, yeterli de olmaz. Hâlâ tekstille, konfeksiyonla gitmez. Yüksek teknolojili üretime geçmek, yitirilen pazarları hızla geri kazanmak lazım. Şu anda kura odaklansanız da Türkiye’nin yegâne rekabet avantajı iyice ucuzlayan işgücü. İşgücü ucuzluğunda 1,3 milyarlık Hindistan’la, 1,4 milyarlık Çin’le rekabet eder hale geldik.”

“Döviz kuru karşısında ücretlerin hali ortada. Kuru yükseltip ihracatı artırırken ithalatı da pahalılaştırıyorsunuz. Türkiye’nin ihracatının ithalata bağımlılığı yüzde 80’ler düzeyinde. Kur yükselince mallarınız ucuzlar, ihracat bir süre artar ama ardından ithalat pahalandığı için bu ihracata da fren etkisi yapar. Kurun bu düzeyde olması girdi maliyetlerinde, ara malı, hammaddede sürdürülemez bir sürece götürür. Tarımda, gıdada, ara mallarında ithalat çok pahalandı ve sıkıntı çekmeye başladık. Daha da önemlisi pahalanan ithalatın enflasyon üzerindeki etkisini henüz görmedik. 1-2 aya asıl bunu göreceğiz. Kur artıp, TL değersizleşince geçmişte de alıcılar hemen ‘dolar yükseldi fiyatınızı düşürün’ baskısına başlardı. Bizim ihracatçılar da birbiriyle rekabet için fiyat kırardı. İhracatçı zararına satış yapıyor, işgücü ucuzluğu bir avantaj ama sürdürülebilir değil.” 

“Zoraki faiz indirip kuru yükseltmek çok yanlış. Faizi piyasaya bırakmak gerekir. Emir komutayla, piyasayla çatışarak faiz düşürülmez. Serbest piyasa varsa kuralına göre oynamak lazım. Müdahale edeceksen enflasyonu aşağı çekmek için çaba göstereceksin. Şu anda uygulananlar sürdürülebilir politikalar değil.”

Türkiye’nin asıl ve acil ihtiyacının yabacı sermaye girişi olduğunu belirten Tüzmen, ‘portföy yatırımcısı değil doğrudan yatırım sermayesi ekonominin yakıcı ihtiyacı’ dedi. 

Bu alanda doğrudan yatırım sermayesi girişlerinin sağlanabilmesi için düzgün işleyen, liyakate, adalete, hukuka, bağımsız yargıya dayalı, şeffaf ve öngörülebilir, denetlenebilir bir yönetimin elzem olduğunu kaydeden eski bakan, “Yasama-yürütme-yargı dengesinin oturması, denetlenebilir ve hesap verebilir bir yönetimin iş başında olması hayati önemde. Yabancı yatırımcı, sermaye sahibi ‘bunları görmeden gelmem’ diyor. Kaldı ki bu içerideki yatırımcı içinde vazgeçilmez. Hava, oksijen gibi. Yoksa hava alabileceği yere gider. Yerli yatırımcı da yatırım yapmaz, dışarıya gider” ifadelerini kullandı.

Çıkartılan kararnamenin önceki kararnamelerde değişiklik yapılması ya da yanlışın düzeltilmesi için çıkarıldığı, sabahtan akşama alınan kararların, 20 ayda 4 Merkez Bankası başkanının değiştirilmesinin devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığı görüşünü ifade eden Tüzmen, “Oturmuş, köklü, ilkeleri-gelenekleri olan bir devlette, yönetimde bunlar olmaz. Bu tarz icraatlar çok amatörce bir yönetim algısını pekiştiriyor.” dedi.

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kapatıldıktan sonra devlette bir planlama, organizasyon, geleceği öngörmeye dönük yapıların kalmadığını, bürokrasiden gelen deneyimli-liyakatli müsteşarlıkların kaldırıldığını, bakan yardımcılığının ikame edilmeye çalışıldığını dile getiren Tüzmen sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sistemden önce bir genel müdür en az 10 yıllık bir geçmişe, deneyime sahipti. Daire başkanı olmak için en az 6-7 yıl o alanda hizmet etmiş, görev yapmış olmak şarttı. Şimdi liyakat ve ehliyette ciddi sıkıntı var. Konuyla uzak-yakın alakası olmayan kişiler, hiç yönetim tecrübesi, deneyimi, geçmişi olmadan çok üst düzey görevlere getiriliyor. Sistem adama uyar hale getirildi. Türkiye devlet geleneği olan bir ülke. Her şeyin kayda alındığı, devletin hafızasına kaydedildiği bir devlet yapısı vardı. Bunlar tahrip ediliyor. Bu eksiklerin herkes farkında. Büyük devlet, yapacakları önceden öngörülebilen devlettir.” 

“Bu ilkelerin terk edilmesinin en büyük hasarı dış politikada ve ekonomide kendisini gösteriyor. Suriye’de bir yandan Türk-Rus bayrağıyla devriye, diğer tarafta Türk-ABD bayraklı devriye, iki tarafı da idare ederiz tavrı sürdürülebilir değil. Türkiye, Rusya ile savunma iş birliğine girince ABD aşırı hassasiyet gösterdi. Yaptırımlar, F-35’ten çıkarılma. Parasını ödediğimiz uçağı vermiyorlar. Şimdi Dedeağaç’ta, Girit’te, Ege adalarında ABD sürekli yığınak yapıyor. Bunları öngöremediler. Diğer taraftan bakınca Rusya ile nükleer anlaşma, santral yaparken kimse karşı çıkmamıştı. Şimdi niye böyle oldu, oturup bakılması, düşünülmesi gerek.”

Siyasette yüzde 50+1 tartışmaları ve Erdoğan’ın bundan pişmanlığını ifade etmesi yanında, ortaya saçılan, yolsuzluk, rüşvet, uyuşturucu, mafyalaşma iddiaları karşısında iktidarın sessizliği ve yargının eylemsizliğiyle ilgili sorularımızı da Kürşat Tüzmen şu sözlerle yanıtladı:

“Şöyle bir tavır sergileniyor, cevap vermezsek, üzerine gitmezsek, duymaz-görmez gelirsek birkaç gün konuşulup unutulur. Unutulmuyor. Halk unutmuyor. Millet bir kenara bunları yazıyor. Bunlar iktidarın süratle cevaplaması, üzerine gitmesi, yargıyı üzerine göndermesi gereken konular. Bu kadar iddia, belge ortaya saçılmış, siz susuyorsunuz, hiçbir şey yapmıyorsunuz. Yargıya da yaptırmıyorsunuz. Hakkında iddialar, belgeler olanları yerlerinde tutuyorsunuz. Şayet millet unutur deyip, kendisini toplum vicdanında aklayamamış bir siyasetçiyi, bir bürokratı hiçbir şey olmamış gibi görevde tutmaya devam ederseniz bunlar unutulmaz ve millet günü geldiğinde faturayı önünüze koyar. Adaleti birine başka, diğerine başka türlü uygularsanız, kendiniz adalet yerine koyup hüküm verirseniz olmaz. Bunların süratle üzerine gidilmesi, yargının, adaletin işlemesi lazım. Diğer yanda artık yüzde 50+1 tartışması açmak anlamsız. Bu siyaseten, hukuken gecikmiş ve şimdi artık geçersiz, gereksiz bir tartışma. Şayet başkanlık sistemi diyorsanız yüzde 50+1 doğru ve geri dönüşü yok. Bundan sonra olmaz da.”

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.