'Türk diplomatik baharı' ve Taliban

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinden sonra Ankara’ya sıcak mesajlar veren Taliban’ın ülkede hızla kontrolü ele geçirmesi ve Washington’ın Ortadoğu’dan çekilme stratejisinin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve akabinde de Mısır’ı Erdoğan yönetimi ile yakınlaşmaya ittiği anlaşılıyor. 

Geçtiğimiz ay ortalarında BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Tahnun bin Zayed Türkiye’yi ziyaret etmiş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la biraraya gelmişti. Ziyaret sonrası Erdoğan görüşmede ekonomik işbirliği ve geniş yatırım projelerinin ele alındığını söylemişti. 

Bu ziyaretten yaklaşık iki hafta sonra da BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed Erdoğan’la telefonda görüşmüştü. 

Türkiye’nin BAE’den sonra en önemli rakibi olarak gösterilen Mısır’ın da bu hafta, yeni tur görüşmeleri başlatmak için Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamdi Sanad Luza liderliğindeki bir heyeti Ankara’ya göndermesi bekleniyor. 

Konuyla ilgili olarak İsrail’in liberal gazetelerinden Haaretz’de Zvi Bar’el imzasıyla yayınlanan analizde BAE, Mısır ve Suudi Arabistan’dan sonra İsrail’in de Türkiye ile masaya oturmasının gerektiği, oluşan bu “Türk diplomatik baharı”nda Taliban’ın “kelebek etkisinin” yadsınamaz olduğu ifade ediliyor. 

Analizde, Afganistan’ın kontrolünü ele geçiren Taliban’ın, tıpkı diğer İslamcı örgütlerin Erdoğan rejimi ile sıcak ilişkiler kurmasında yine Katar’ın kritik bir rol oynadığı öne sürülüyor. 

“Taliban’ın tekrar iktidarı ele geçirmesi Ortaoğu’yu beklenmedik biçimde yeniden şekillendiriyor” başlıklı analizde Afganistan’dan tahliye edilerek Katar’ın başkenti Doha’ya getirilen yaklaşık 55 bin Afganın başta ABD olmak üzere diğer ülkelere dağıtılmasında da Katar’ın baş rol oynadığı ifade ediliyor. Yazıda geride kalan ve tahliye edilmesi beklenen Afganlar için de Katar yönetiminin tampon görevi gördüğü ve  “Katar'ın arabuluculuğu ve katılımı olmasaydı, ABD'nin geri çekilmesi muhtemelen çok daha şiddetli ve kanlı olurdu“ şeklinde görüşe de yer veriliyor. 

Katar yıllardır ABD ile Taliban arasında, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi görüşmelerine ev sahipilği yapıyordu. Aynı şekilde Suudi Arabistan ve BAE de bu tür görüşmelere ev sahipliği yapmak istemiş ancak Taliban buna sıcak bakmamıştı. Daha sonraki süreçte Türkiye’nin de bu tür görüşmelerin gerçekleştirilmesi için ismi zikredilmiş ancak yine Taliban buna karşı çıkmıştı. 

Taliban’ın Katar’a sıcak bakmasında Doha’nın Müslüman Kardeşler Hareketi’ne karşı tarafsız bir politika izlemesi, hatta bazı hareket liderlerine ev sahipliği yapmasının da rol almış olabileceği belirtiliyor. 

Suudi Arabistan ve BAE ise bu hareketi “terör örgütü” olarak nitelendiriyor. 

ABD ve Taliban geçtiğimiz yıl, ABD güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi ve Taliban’ın da bu güçlere saldırmaması konusunda anlaşmaya varmışlardı. 

Haaretz’in analizinde Katar’ın CIA Şefi William Burns ile Taliban liderlerinin geçtiğimiz ay gerçekleştirilen görüşmesine ev sahipliği yaptığı da vurgulanıyor, Katar’ın şimdi Kabil Havaalanı’nın yönetimi ve korunması için Taliban ile görüşmeler gerçekleştirdiği aktarılıyor. 

Kabil’in Taliban’ın kontrolüne girmesinden önce Afgan Yönetimi, Kabil Havaalanı’nın kontrolünün Türkiye tarafından sağlanması konusunda ABD ile anlaşmaya varmıştı. 

Kabil Havaalanı’nın işletilmesi konusu, Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden ile ilişkileri yumuşatmasında çok önemli bir rol oyanmıştı. 

Biden’ın iktidara gelmesinden hemen sonra özellikle Rus S-400 füzelerini satın alması ve bölgede izlediği yayılmacı politikalardan dolayı Erdoğan’ı cezalandıracağı yönünde ABD medyasında aylar süren yayınlar yapılmıştı. Ancak son NATO zirvesinde Erdoğan ile görüşen Biden’ın, tüm uzmanları şaşırtır derecede yumuşak ifadeler kullanması dikkat çekmiş, daha sonra bunun sebebinin Kabil Havaalanı olduğu yönünde iddialar ortaya atılmıştı. 

Haaretz’in analizine göre daha sonraki süreçte havaalanın işletilmesi konusunda Türkiye ve Taliban yönetimi arasında görüş ayrılıkları yaşandı. 

Analizde, “Ancak plan, Taliban ile Türkiye arasındaki bir anlaşmazlık nedeniyle ertelendi. Türkiye, havaalanı ve çevresinin Türk kuvvetleri tarafından kontrol altına alınmasını talep ederken, Taliban, Afgan topraklarında herhangi bir yabancı kuvvetin varlığına temelde karşı çıkıyor. Zaman içinde Katar, uluslararası meşruiyet elde etmek isteyen ve daha da önemlisi  ülkenin yeniden inşasına yardımcı olmak için yabancı yatırımcıları ciddi şekilde getirmeyi planlayan Taliban’ı muhtemelen bu talepten vazgeçmeye ikna edecektir” deniyor. 

Türkiye ve Katar’ın başta Suriye ve Libya olmak üzere pek çok alanda gerçekleştirdikleri işbirliğinin meyvelerini şimde Afganistan’da toplayabileceklerine vurgu yapılan analizde, özellikle Taliban’la masada kalmak isteyen ABD’nin Türkiye gibi arabuluculara ihtiyacı olduğuna işaret ediliyor. 

Tüm bu süreçte BAE’nin Türkiye ile yakınlaşmaya başladığının altı çizilen analizde, daha önce Türkiye’yi İran’dan dahi tehlikeli bir bir unsur olarak nitelendiren BAE’nin izlediği politikada U-dönüşü yaptığına ve Erdoğan’la ittifak kurma arayışlarına girdiğine işaret ediliyor. 

Analizde BAE’nin bu geri adımı atmasının, tamamen ABD’ye bağımlı olmayan stratejik bir güvenlik ağı oluşturma kaygısından kaynaklandığı öne sürülüyor. 

Analizde iki ülke arasındaki siyasi gerginliklere rağmen 2020’deki ticaret hacminin 8 milyar dolar civarında gerçekleştiğine vurgu yapılıyor. 

Aynı şekilde Türk-Mısır ticari ilişkileri de siyasi tansiyona rağmen yıllardır 5 milyar dolar seviyelerinde seyrediyor. 

Analizde 2018 yılından beri Ankara’da büyükelçi bulundurmayan BAE’nin son çıkışının Türkiye’yi “düşman devlet” olarak nitelendiren Mısır’ın Ankara ile ilişkileri normalleştirme adımlarını da etkileyebileceği belirtiliyor. 

Analizin sonunda ise son gelişmeler Türk diplomatik baharı şeklinde nitelendiriliyor: 

“Arapların Taliban ve radikal İslamcı gruplar gibi eski tehditlerle mücadele etmek için yeni bölgesel ittifaklar kurma çabaları, Biden'ın diğer ülkelerin kendi tehditleriyle ABD’siz başa çıkmasına izin verme niyetiyle uyumludur. Türkiye’nin, İsrail, Mısır, BAE ve Suudi Arabistan'a açılımlarından oluşan diplomatik baharı, İsrail'in dışlanmamak için bu sürece katılmayı düşünmesini gerektiriyor. Bu yeni ikilemler, Taliban'ın başlattığı kelebek etkisinin bir parçası ve İsrail'in bir dizi Arap devletiyle imzaladığı barış anlaşmalarının geçmişte ihtiyaç duymadığı diplomatik düzenlemeler gerektirdiğini açıkça ortaya koyuyor.” 

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.